1984

Yazarı : George Orwell
Yayım Yılı : 1949
Çevirmeni : Celal Üster
Puanım : 5/5

"Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir."






1984, 2016 yılında mutlaka okuyacağım kitaplar arasındaydı. Aslında bir blog etkiliğinin kitabıydı geçtiğimiz ay, Nisan ayında ama ben etkinlik tarihini yanlış anladığım için bu zamana sarktı, boşuna bekletmiş oldum yani.

Okuduğum son iki-üç kitap beklentilerimin altında kalan kitaplar olduğu için 1984'ü okurken kitabın bana tahmin ettiğimin zevki vermesi beni ne kadar mutlu etti bilemezsiniz. Tıpkı düşündüğüm gibiydi kitap, o kadar çok sevdim ki.



"George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kabus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüydü, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgahlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır."

1984 kitabını ilk öğrendiğim zaman lisedeydim, adı felsefe dersimizde geçmişti. Bir distopya olduğunu  biliyordum ve yazarın 1984 yılında dünyanın nasıl olacağıyla ilgili korkunç bir kurgu yarattığını sanıyordum, ya da öyle söylenmişti bana. 

Ama 1984, gelecekle ilgili öylesine korkunç bir kurgu değil. İyi ki o zaman ne kadar çok merak etsem de okuyamamışım. Çünkü şimdi ki bilgi birikimim ve düşünce tarzımla okuduğumla bile yetmediğini düşünüyorum. Hele iyi ki önce Hayvan Çiftliğini okuyup hakkında kafa yorduktan sonra 1984'ü okumuşum diyorum kendi kendime. 

Herkesin de dediği gibi; bir kere okuyup kitaplığa kaldırılacak bir kitap değil 1984. İçindeki ideoloji sıradan bir kitabı okur gibi okuyup birden sindirebileceğiniz kadar basit değil. Üzerinde çok fazla düşünülmesi gereken olgular barındırıyor. 

Ayrıca kitap, şimdiye kadar beni korkutan nadir kitaplardan. Okuduğum distopyalardan kat be kat daha ürkütücü, iç karartıcı, kasvetliydi. Okuyucuda uyandırılmak istenen hisler başarıya ulaşıyor bence, hem de tamamen. 

Aslında insanı korkutan anlatılan dünyadan çok, o dünyanın ne kadar gerçekçi olduğu bence. Öyle ki bu sistemin sağlamayacağını düşünmüyor insan, olabilitesi yüksek bir düzen bence. İmkansız değil, endişelendiren de bu. 


Bireysellikten yoksun bir dünya... Tamam, bireysellikten kurtulalım ama insanın değerli bir varlık olduğunu da unutmamamız gerek, değil mi ama? Orwell'in kurgu dünyasında, insanlar o kadar önemsiz ki öldüğünüzde adınız bile kalmıyor ardınızda. Öyle bir düzen ki kendi aileniz için bile bir anlamınız yok. Varınız yoğunuz, hatta kendi benliğiniz bile partiye, Büyük Birader'e ait. 

Hayvan Çiftliğinde olduğu gibi burada da iktidara sahip olanlar aynı şekilde eşitlik, adalet, kardeşlik vaatleriyle geliyorlar başa. Ama kitapta da okuduğumuz gibi, alt sınıf her zaman var olmuştur ve olacaktır. Ezilenler için sadece iktidar el değiştirmiştir, sistem hala aynıdır. 





Kitap beni çok etkiledi. Özellikle tele-ekranlardan öylesine korkmuşum ki televizyonun karşısında otururken aklım hep kitaba kayıyordu, biri beni izliyormuş gibi hissediyordum. Hatta televizyonu kumandadan kapatmakla kalmayıp fişini filan da çektim kitabı okuduğum süre boyunca..


-Bu kapak çok hoşuma gitti meselaa-

Ön sözünü yine çok beğendim Celal Üster'in. Çevirmenlerin ön söz yazması çok hoşuma gidiyor benim zaten. Kitapla aralarındaki ilişkiyi, o samimiyeti görüyoruz bir şekilde. İşlerini ne denli ciddi yaptıklarının bir nevi göstergesi bence çevirmen ön sözleri. 

Sadece, ben farklı olarak kitabı bitirince okuyacağım bundan sonra uzun ön sözleri. Çünkü kitap hakkında yorum içeriyorlar ve ben hiçbir şekilde bilgi edinmek istemiyorum içerikle ilgili. Hayvan Çiftliği'nde hata yapıp önceden okumuştum, 1984'de de aynı hatayı yaptım. Sütten ağzım yandı ama dersimi alamamışım demek :D 

Neyse eğer Hayvan Çiftliği ve 1984'ü henüz okumadıysanız ön sözü kitap bitince okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Ama öyle ya da böyle kesinlikle okuyun, çok yararlı bir analiz ve kritik niteliğinde bence Celal Üster'in ön sözleri.

Kitabı yeniden okuyacağım zamanı dört gözle bekliyorum...


İyisi mi düşünün. Düşünmek henüz yasak değilken...


"Düşünce Suçu"


ALINTILAR

"Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar."

"Tek bilinen, kağıt üzerinde bol keseden bot üretilirken, Okyanusya halkının belki de yarısının yalınayak dolaştığıydı."

"Yenisöylem'in tüm amacının, düşüncenin ufkunu daraltmak olduğunu anlamıyor musun? Sonunda düşüncesuçunu tam anlamıyla olanaksız kılacağız, çünkü onu dile getirecek tek bir sözcük bile kalmayacak... bilinç alanı her yıl biraz daha daralacak."

"Aslına bakarsan bugün anladığımız anlamda bir düşünce olmayacak. Bağlılık düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir."

"Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça bilinçlenemezler."

"Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir."

"En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır."

"Ama refahın artması da, hareket tarzındaki yumuşamalar da, reformlar ya da devrimler de, insanlığı eşitliğe bir adım bile yaklaştırmamıştır."

"Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsam deli olmuyordun."

"Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez."

"İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de."

"İktidar bir araç değil, amaçtır. Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlük kurmak için devrim yapar."

"Hükmetmek acı çektirmek ve aşağılamakla olur. Hükmetmek insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur."






Siz 1984'ü okudunuz mu?
Hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benimle paylaşın!