Sonunda Eylül geldi, sonbahar geldi! Sevinenleri görelim!

En mutlu olanlardan biri benim! Yaz hem çok sıcaktı, hem de çok ama çok yoğundu benim için. Hem hava bunalttı beni hem de yapmak zorunda olduklarım. Bu yaz tatil yapamadım hiç, kafamı dinleyecek vakti bile bulamadım neredeyse. Eylül'ün gelmesiyle elimdeki çeviriyi bitirdim ve şöyle bir hafta çeviriden uzaklaşmak istiyorum. Biraz dinlendikten, metni düşünmeden vakit geçirdikten sonra düzenleme ve son okuma işine girişeceğim. Ama Eylül'ün ilk haftası benim kendimi rahatlatma günlerim olacak. 

Ağustos ayı nasıl geçti anlamadım. Çeviri sürecindeki en yoğun dönemimdi galiba. Sadece bayramda birkaç gün gezip dolaştım, o kadar. İşteki bu yoğunluk dışında okuma ve kendime vakit ayırma açısından hedeflerimi gerçekleştirdiğim bir ay oldu. Günü sorumluluklarım ve yapmak istediklerim arasında iyi paylaştırdım. On gün kadar erken kalkmak gibi bir akıllılık yaptım. Saat yedide kalkıp kahvaltımı filan yapıp saat sekiz gibi hemen çeviriye oturdum, öğlene kadar durmadan çeviri yapınca zaten elimdeki bölümün çoğunu bitirmiş oluyordum. Öğle yemeğinden sonra da biraz daha çalışınca gün ortasında işim bitiyordu. Günün geri kalanı bana kalıyordu, biraz uyuyup kafamdaki ağırlığı attıktan ve bedenimi dinlendirdikten sonra da istediğimi yapıyordum: kitap okuyor ve bir şeyler izliyordum. Zaten hava dışarı çıkamayacak kadar sıcak oluyordu, bu ay genelde evde takıldım, dışarı çıkacaksam akşamları çıktım.

Kendime ayırmayı başardığım bu vakitlerde okuduğum ve izlediğim şeylerden bahsedeyim artık.



Ben bu şarkıyı aşamıyorum -_-


Ne Okudum?

*A Very Large Expanse of Sea / Tahereh Maafi
Ecrin'in okuduğunu görünce ben de hemen atlamıştım kitabın üstüne. Beklentilerim neden bu kadar yüksekti bilmiyorum ama kitap neredeyse hiçbirini karşılamadı. Kitap hakkındaki yorumumu buradan okuyabilirsiniz.

*Notre Dame'ın Kamburu / Victor Hugo
Ayın, hatta büyük ihtimalle yılın en iyi kitaplarından. Beklediğimi buldum kitaptan, daha fazlasını buldum bile diyebilirim. Harikaydı, klasik olmanın hakkını veren bir eserdi. Yorumumu şuradan okuyabilirsiniz.

*Bağdat'ı Düşlemek / Haifa Zangana
Kitabın ismi benim için çok şey vaat ediyordu çünkü ben bu coğrafyayı anlatan kitaplar okumaya çok hevesliyim, aslında bu tarz kitaplar okumaya açım bir manada. Ne var ki Bağdat'ı Düşlemek adıyla verdiği sözü benim açımdan tutamadı, bir okur olarak bana Bağdat'ı düşletemedi. Yazarın burada yazdıklarını gerçekten yaşamış olması cidden üzücü, bunları asla küçümsemiyor, acılarını ve kayıplarını yadsımıyorum. Sadece kendi kendine tuttuğu bir günlüğü okuyor gibi hissettim kitabı okurken. Anlatım çok soyut ve çok dağınıktı bence. Neden bahsettiğini yakalayamadığım zamanlar oldu. Ayrıca bir şeyleri anlatırken okuyucunun Bağdat'ta, daha doğrusu Irak'ta olanlar, olayların arka planı hakkında bilgisi olduğu var sayılmış gibi geldi bana. Açıkçası benim bu konuda, kitapta anlatılanlara tam olarak anlam verecek kadar bilgim yok ne yazık ki. Kendimi çok yabancı hissettim ve empati kuramamak, olayların nedenselliğini kafamda oturtamamak beni okuma boyunca rahatsız etti ve yordu. Kısacası kitap benim için bir hayal kırıklığıydı.

*Bir Müslüman Evrimci Olabilir Mi? / Caner Taslaman
Caner Taslaman, kitaplarını yeni keşfettiğim isimlerden biri. Kitapları arasında benim en çok merak ettiğim bu başlığı görünce hemen okumadan edemezdim. Kitap hakkındaki yorumumu buradan okuyabilirsiniz.

*Tanrı Parçacığı / Caner Taslaman
Ne yalan söyleyeyim, Tanrı Parçacığına ilgim Dark'ın son sezonuyla arttı. Tanrı Parçacığıyla ilgili felsefi ve teolojik bir değerlendirme olan bu kitapçığı ilgiyle okudum. 

*Perili Ev / Charles Dickens
Ayın üçüncü hayal kırıklığı. Çok güzel başlamıştı oysa ama sonunda olan şeyler ağzımı bir karış açık bıraktı. 

*Kolera Günlerinde Aşk / Gabriel  Garcia Marquez
Ayın favorisi, Notre Dame'la birlikte elbette. Çok çok güzeldi, Marquez asla hayal kırıklığına uğratmıyor. Yorumu gelecek.

*Der Antichrist / Nietzsche
Çeviri bitti. Doğal olarak bir daha okumuş oldum Deccal'i. Eylül'de bir daha okuyacağım. Öyle işte :D





Ne İzledim?

*Reign | 1. ve 2. Sezon 3/5
Geçen aylık raporda bu diziye keyif için, kafa dağıtmak için başladığımı söylemiştim. Dizi aslında benim için görevini yerine getirdi ama kafa dağıtmalık bile olsa insan kaliteli bir şeyler izlemek istiyor - en azından ben kafa dağıtmak için izlediğim dizilerin bile bir niteliği olsun istiyorum yani. Dizinin tarihi kurgu olması hakkındaki en iyi şey sanırım. Oyunculuklar da fena değil. Kostümler bölümler ilerledikçe gelişti. Beni en sinir eden şey ilk bölümden itibaren kullandıkları müziklerdi. Yani tarihi bir şey izliyoruz ve arkadan popüler lise dizisi müzikleri çalıyor. Gerçekten çok sinir bozucu bir şeydi bu ve ben müzikler girince ses kısma isteği duyuyordum. Hoşuma gitmeyen ve diziyi izlemeyi bırakmama neden olan şey karakterin kendi içlerinde tutarlı olmamaları. Yani senaryoya göre eğilip bükülüyorlar, kurgu yazarı kesinlikle bu konuda iyi bir iş çıkarmamış. İyi olsun kötü olsun ben her karakterin bir duruşu olmasını ve tutumlarından taviz vermemesini seviyorum. Karakter gelişimi çerçevesinde olursa eyvallah, ama birkaç bölüm içinde yüzseksen derece dönüş yapmak, karakterinin tam tersi davranışlar sergilemek seyircinin aklıyla oyun oynamaktır bence. Ayrıca hikaye içindeki saçma sapan gelişmeler de beni diziden soğuttu. Kısacası dizinin ömrü bende bu kadarmış. İkinci sezonu bile bitirmedim, iki bölüm kala bıraktım diziyi izlemeyi. Öyle işte...

*The First Purge (2018) 2/5

*Confession Tapes | 2. Sezon 4/5
İlk sezonunu geçen aylarda izlemiştim, ikinci sezonunu da bir çırpıda izledim. Çok tuhaf bir belgesel ya, bazı bölümleri tüylerimi diken diken ediyor yani... Umarım üçüncü sezon gelir.

*Diana : In Her Own Words (2017) 4/5
Leydi Diana'nın yaşamıyla ilgili bir belgeseldi. Üzücüydü, mutsuz bir yaşam sürmüş gibiydi. Onun için çok üzüldüm.

*Harry Potter and the Philosopher's Stone (2001) 5/5

*Harry Potter and the Chamber of Secrets (2002) 5/5

*Harry Potter and the Prisoner of Azkaban (2004) 5/5
Ağustos'a yetişmedi ama Ateş Kadehi'nden devam edeceğim için ikinci okumama, ilk üç filmi izledim tekrar. Hala aynı etkiye sahipler üzerimde, çok seviyorum ^^ 

*Mommo - Kız Kardeşim (2009)4/5

*Şşş... Kızlar Bağırmaz (2013) 5/5
İran yapımı. Mutlaka izleyin, o kadar söylüyorum.


Ne Yazdım?








Ne Dinledim?

Bu ay tekrar tekrar dinlediğim şarkıların çoğu Türkçe, çoğunlukla eskilerden dinledim. 

*Fikret Kızılok - Sevda Çiçeği

*Fikret Kızılok - Haberin Var Mı?

*Kuan - Al Cenneti Çal Başına

*Özdemir Erdoğan - Gurbet

*Candan Erçetin - Gamsız Hayat


Siz bu ay neler yaptınız?

Neler okudunuz? Neler izlediniz?

Benimle paylaşın!