6 Ağustos 2017 Pazar

Vincent Spinetti'nin Tuhaf Kariyeri / Joel Goebel | Kitap Yorumu


Vincent Spinetti'nin Tuhaf Kariyeri

(Torture the Artist)

Joey Goebel

Çeviren : Berna Biçen

Yayım Yılı : 2004


Herkese ayın ilk kitabının yorumuyla merhaba!

Öncelikle ismiyle, sonra kapağındaki hüzünlü gözlerle ve en sonunda arka kapak yazısıyla ilgimi çeken bu kitabı hiç aklımda yokken satın alıverdim ve normalde yeni aldığım kitaplar kitaplığımda okunmayı bekleyenler arasına koyulup orada uzun süre bekletilseler de bu sefer bir istisna yaptım ve onu hemen okudum.

Öncelikle oldukça sıradışı şu tanıtım yazısını sizinle hemen paylaşmak istiyorum;

Bunu sana söyleyen kişi ben olduğum için üzgünüm ama sen hiçbir zaman mutlu olmayacaksın. Dünyayı asla kurtaramayacaksın. Gerçek aşkı asla bulamayacaksın. Gündüzlerin uzun ve eğlencesiz olacak. Gecelerinse yalnızlıktan ibaret. Olur da mutluluğu andıran bir duygu hissedersen, kesinlikle sonuna kadar yaşa. Çünkü sürmesine izin vermeyeceğiz.

Normalde yazarının adını daha önce duymadığım kitaplara temkinle yaklaşırım ve birinden iyi bir yorum görmeden/duymadan o kitabı satın almam. Fakat geçenlerde Kitapsan'da öylesine dolanırken Vincent Spinetti'nin Tuhaf Kariyeri'ni indirimli kitaplar arasında gördüm - bilirsiniz, indirimli kitaplar arasında size hitap eden kitapların olması mucizevi bir olaydır aslında - ve arka kapağını da okuyup üzerine fazla düşünmeden aldım. Oradaki çalışan da kitap hakkında bir fikri olmasa da Goodreads'te iyi bir puan aldığını söyleyince ona güvenmeyi seçtim. 

Öncelikle kitabın kurgusu öyle orijinal ve normalde okuduklarımızın öyle dışında ki böyle bir kitabı şans eseri bulduğum için kendimi çok mutlu hissediyorum. 

Her şey, büyük bir medya şirketinin ortağı Bay Lipowitz'in televizyonda, radyoda hakimiyet kurmuş olan popüler kültür ürünlerinden çok rahatsız olması ve ölmeden önce sıradan halka kaliteli sanat ürünleri sunabilmek istemesiyle başlıyor. O "...günümüzde kitlelerin kabul ettiği saçma sapan eğlencelerin yerine ortaya doğru dürüst işler koymak istiyordu..." Bu nedenle bu büyük medya şirketine bağlı bir okul olan New Renaissance Akademisi'ni kuruyor, burada ücretsiz olarak, kâr amacı gütmeden doğuştan yetenekli çocukları eğitmeyi amaçlıyor. 

Bunu yaparken kullandığı yöntemse, acı. Acının sanatta ilham vazifesi gördüğü görüşü doğrultusunda akademiye giren her bir çocuğa ihtiyaçları olan bu ilhamı alabilmeleri için onların hayatına müdahale edecek menajerler atıyorlar.

Ana karakterimiz, Vincent da yazma konusunda ciddi bir yeteneğe sahip. Kendisi de yaşıtlarından oldukça farklı bir kişiliğe sahip. Doğru düzgün bir aileye bile sahip değil. Hikayemizin anlatıcısı Harlan da onun menajerliğine atanıyor ve Vincent'in tuhaf kariyeri, acıklı hikayesi böylece başlamış oluyor.


- Sanat var olduğundan beri, acı ilham vazifesi görür.

- Kurt Cobain gibi mi?

- Aynen. 

Kitabın anlatımı, yazarın üslubu çok hoştu benim için. Kurgunun çıkış noktası olan sanatın acıdan beslendiği görüşünü zaten benimsiyordum ve bu hikaye ile bu konu hakkındaki fikirlerimi pekiştirdim. Harlan ve Vincent, ama özellikle Vincent, en sevdiğim karakterler arasına girdi. Vincent'ın duygusallığı, hassaslığı, içe kapanıklığı ve melodramatikliği, hatta olumsuzluğu kendimi ona çok çok yakın hissetmeme neden oldu. Ruh eşim bile olabilir, o derece aynı duygu ve düşüncelere sahibiz Vincent ile. Özellikle cennet ile ilgili düşüncelerini ve Harlan'a yazdığı o melankolik mektubu okuyunca dedim ki ben bu adamla evlenmeliyim!

Okurken hep bir korku vardı içimde, bir sonraki bölümde ne olacak diye. Sonu hakkında da hiçbir fikrim yoktu ama kitabın geneline bakıldığında tahmin yürütmesi çok da zor olmayan bir sondu aslında. Böyle bir hikayenin bitmesi gerektiği gibi bitti. 

Popüler kültür yerlemeleri çok yerinde ve haklıydı. Yazarın kullandığı tipler her gün ekranlarda gördüğümüz, radyolarda duyduğumuz - izlediğimiz ya da dinlediğimiz demiyorum - insanların birer yansıması, birer sembolüydü. İyi niyetlerle, büyük umutlarla ve güzel mi güzel hayallerle girişilen bir projenin bile nasıl bu iğrenç piyasa da harcanabileceğini bir kez daha okuyor, buna şahit oluyoruz. İnsan üzülüyor fakat elden ne gelir?

"Andre Maleaux'nun da dediği gibi, sanat insanın ölüme isyan etmesinin tek yoludur."

Kısacası hakkında hiçbir fikrim olmamasına rağmen, öylesine aldığım bu kitabın en iyilerim arasına girmesi beni acayip mutlu etti. Hiç beklemediğiniz anda gelen mutlu bir haber gibi. Ya da ne bileyim, uzun zaman önce kaybettiğiniz ve aramaktan dahi vazgeçtiğiniz o eşyayı bulmak gibi. Ve evet, reading slump durumuma ilaç gibi geldi. Muhteşemdi be!

Okuduğum yorumlara göre yazarın diğer kitapları pek sevilmiyormuş, en iyisi bu kitabı deniliyor. Bir tavsiyesiniz varsa bu konuda hemen yazın! Kara mizah & yer altı edebiyatı kitaplarını çok seviyorum. Bu yüzden yazarın diğer kitapları da bu türdense bir şans vermeyi düşünüyorum kesinlikle. 

Okumanızı %100 tavsiye ederim.

En sevdiğim grup Florence and the Machine, en sevdiğim tv programı Lost ve en sevdiğim film Babam ve Oğlum. (Kitabı okuyanlardan ve okuyacaklardan bunu bekliyorum.)



"Eğer dünyadaki tek bir zihin tarafından düşünülmüyorsan gerçekten var mısın?"

Siz 'Vincent Spinetti'nin Tuhaf Kariyeri'ni okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

12 yorum:

  1. Arka kapağı cidden insanı meraklandıran cinsten. Akademi fikri ve amacı çok güzel de yöntemini okuyunca bir kaldım böyle :D Acı çekmesine yardımcı olmak için menajer atanması biraz... alışılmadık :D

    Şimdiden kendimi Vincent'a yakın hissettim. Kesinlikle okumak istediğim bir kitap oldu anlatımın sayesinden Vincent Spinettinin Tuhaf Kariyeri. Okurken yanımda bol bol peçete bulundursam iyi olacakmış gibi geliyor :D

    Kitabı okuyacağım ama en sevdiklerime bir tane seçmek imkansız o yüzden beni pas geç :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o kısım cidden çok tuhaf fakat daha tuhaf olanı bunun işe yaraması :D Ben çok sulugöz olmama rağmen pek ağlamadım aslında, daha çok yaşadıklarına hayret edip üzülüyorsun ama salya sümük ağlatacak cinsten şeyler yok bence kitapta :D Kitabı okuduktan sonra yaparsın belki :')

      Sil
  2. Okumadım ama fazlasıyla merak ettim. Ne sanslisin benim iyice arastirmadan aldığım kitaplar hep dandik çıkıyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben de pek rast gelemem böyle güzel kitaplara araştırmadan ama bu sefer sanırım kitap beni buldu :D

      Sil
  3. Çok samimi yapmışsınız okumayı bende çok isterim. Konusu süpermiş. Ellerine sağlık ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, umarım okuyup benim kadar beğenirsiniz :')

      Sil
  4. Rastgele güzel kitap bulmak gibisi yok, eğer karşıma çıkarsa alacağım ben de. Konusunu çok enteresan geldi :)) Bu arada seni mimledim Gözde :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, hiç beklenmedik bir anda hırkanın cebinden para bulmak gibi :D Mime bakacağım hemen!

      Sil
  5. hoşmuş konusu dili de hoş dimek ki. taam aldım listeyeee :)

    YanıtlaSil
  6. Kitabın ismi gerçekten ilginçmiş, daha önce nasıl gözüme çarpmadı diye düşünüyorum. Eğer ben de indirimde bulursam mutlaka alacağım, konusu da çok hoşuma gitti ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenirsin gibime geliyor. Umarım kısa sürede edinip okuyabilirsin :')

      Sil