Size çocukluğunuzu hatırlatacak kitaplar olmalı. Çünkü onların hissettirdikleri, anımsattıkları paha biçilemez. Kitaplığınızda duran kitapların arasına çocukluğunuzu sıkıştırdıysanız hatıralarınız bir kitabın kapağını çevirdiğinizde sizi karşılayacak kadar yakındır size. 

Öyle işte, benim de içine çocukluğumu sakladığım kitaplar var. Bu günün anlam ve önemi dolayısıyla temamız da çocukluğumuzla ilgili. Özgürce yaşadığım çocukluğum için Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e son nefesime kadar şükran duyacağım. Bunu sağladığı için mekanı cennet olsun, huzur içinde yatsın. Ümit ediyorum ki bugünün çocukları onun yolundan, onun fikirleri ve devlerimleri yolundan gidip büyük insanlar olacak, onun eseri Cumhuriyet'e sahip çıkacaklar.




* Çini Kumbara / Rana Kaptanoğlu

Sanırım bu kitabın yeni baskısı dahi yok, o kadar eski yani. Bendeki de taa annemden kalma bir basım zaten. Okuduğumu hatırladığım ilk kitaplardandır kendileri. Çok güzel, sıcacık, samimi bir hikayesi olduğunu hatırlıyorum. Bir de çok garip ama sanırım kitabın türü - tabii çocuk kitabı olmasının dışında - gizemdi. Çalınan bir çini kumbaranın hırsızını bulmaya çalışıyorlardı diye hatırlıyorum. Sahi, neden yeniden okumuyorum ki?


* Primo Türk Çocuğu / Ömer Seyfettin

Aslında bu kitabı, çocukluğumda okuduğum tüm Ömer Seyfettin kitaplarını temsilen yazdım. Falaka, Kaşağı, Yalnız Efe... Primo Türk Çocuğu'nun ise benim için özel bir yeri var; bu babamın bana aldığı ilk kitap. 


* 80 Günde Devr-i Alem / Jules Verne

Okul kütüphanesinden çok merak ederek aldığım bir kitap. O zamanlar da yine ilgisiz kişilerin kütüphane görevlisi yapılmasından yakındığımı hatırlıyorum. Jules Verne'in ismini yanlış yazan kıza öfkelendiğimi... Kitabı okurken "İstanbul" ismini görünce ne kadar şaşırdığımı ve mutlu olduğumu da anımsıyorum. Sanki İstanbul bizden başka herkese görünmezmiş gibi yabancı bir yazarın kitabında şehrin bahsi geçtiğinde hayrete düşmüştüm. Çocukluğumun şaşkınlıklarını bile özlüyorum.


* Ayşegül Serisi / Gilbert Delahaye

Tabii, o zamanlar bu kızcağı Türk sanıyoruz. Gazeteler eklerinde veriyor filan. Aslında bu seri ile haşır neşir oluşum okuma bilmediğim zamanlara uzanıyor. Resimlerine bakıp kendimce bir hikaye uydururdum. Bazen çok canım çekerdi, boş bir kağıt alıp yazıları taklit etmeye çalışırdım. Bisiklete de bu kız sayesinde heves etmiştim hatta. Ama bizde nerdee, kırmızı ışıkta bisikletliler dursun filan... Hayaller çöp yine.


* Dede Korkut Hikayeleri

Bunlar, daha da eskiye dayanıyor aslında benim yaşamımda. Annem bana hep geceleri bu hikayeleri anlatırdı. Okurdu demiyorum bakın, anlatırdı. Daha etkili oluyordu tabii anlatırken, sanki yaşamış da anlatıyor gibi. Ya da yaşayan birinden duymuş gibi. Şimdi aklımda kalan sadece Deli Dumrul. O da beni çok korkuttuğu için olmalı. Yeniden okumam gerektiğini hatırladım.


* Sefiller / Victor Hugo

Bilmem kaç sayfalık klasik bir eserin çocukluğumda ne işi var? Komik aslında, hatırladıkça gülümserim. Bu kitabın biz de özetlenmiş bir basımı vardı, yaklaşık 200 sayfa kadar. Ben de ilkokuldayken babamla Sefiller'in eski yapım bir filmini izlemiş, o yaşımda çok etkilenmiştim. Üzerine o kitabı okumuş ve bendeki etkisini pekiştirmiştim. Evet, tahmin ettiğiniz üzere bu kitap da, okuduğum ilk klasik oluyor. Yeri ayrı...


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Egemenliğin kayıtsız şartsız bize ait olduğunu asla unutmayalım, zira kolay kazanmadık..