6 Mayıs 2018 Pazar

Penryn ve Günlerin Sonu / Susan Ee | Seri Yorumu


Penryn ve Günlerin Sonu
(Penryn and the End of Days)

Susan Ee

Çeviren: Barış Emre Alkım

Türü: Fantastik / Genç Yetişkin


Seriye Ait Kitaplar:

1-Meleğin Düşüşü 
2-Kıyamet Sonrası
3-Günlerin Sonu

Bu seriyi dört ay içinde bitirdiysem bunun sebebi Şule ablanın başlattığı seri kitap okuma etkinliğidir. Normalde serilerin ilk kitaplarını okuyorum, sonra diğer kitaplar sürünüyor, iki üç yıl bekliyor. Bknz: Otostopçunun Galaksi Rehberi. Bknz: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları.

Penryn ve Günlerin Sonu, okuduktan hemen sonra sizi iyi hissettiren bir seri. Bunun nedeni de hızlı okumanız ve birkaç günde, hatta birkaç saatte bir kitap bitirmiş olmanın verdiği haz. Fakat aradan zaman geçtikçe o kadar iyi hissettirmesinin nedeni anlayamadığınız, hoşunuza giden tek bir şey dahi hatırlayamadığınız o seriler/kitaplardan. Mesela benim için o serilerden biri de Hush Hush serisidir. Neyse...

Serinin konusunu alıntılamakla başlayayım;


Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raffe, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.(Tanıtım bülteninden)

Bir dönem, üç yıl önce kadar deli gibi kitap yorumları okuyup yorum videoları izliyordum. Öyle ki bu süreyi gerçekten tavsiye edilen kitapları okumaya ayırsam herhalde bayağı bir kitap eksilirdi okuma listemden. Neyse işte, o zamanlar bu kitap hakkında konuşan üç kişiden üçü de çok övüyordu seriyi. Herkes ayıla bayıla okuyordu filan. Ben de o zamandan beri merak ediyordum ve okumak için çok heyecanlıydım. 

Ocakta, bir tren yolculuğunda başlamıştım ilk kitabı okumaya ve gerçekten yolculuk için güzel bir tercihti; o yolculuk bu seriye başlamak için doğru zamandı. 

Önce serinin sevdiğim yönlerinden bahsetmek istiyorum;

- Meleklerin sanılanın aksine "iyi" olmaması. Melekler yeryüzüne indiklerinde ortaya büyük bir kaos çıkıyor; dünya adeta kıyamet sonrası bir atmosfere bürünüyor. Melekler bir nevi kıyameti başlatan yaratıklar oluyorlar. "Melekler iyidir" klişesini yıkan başka melek kurgusu da okudum ama bu durum da hala klişeleşmediği için (Ne?) hala hoşuma gidiyor. Umarım artık herkes meleklerin kötü olduğunu yazmaya kalkmaz da bunun da suyu çıkmaz.

- Kitapların akıcılığı. Gerçekten, okuyucuyu zorlamayan, hem de hiç zorlamayan, sıkmayan, bunaltmayan basit bir dili var kitapların. Bölümler çok fazla, dolayısıyla çabuk bitiyorlar. Bölüm bitirdikçe de çok okuyor hissine kapılıyorsunuz ve bu - en azından benim - çok hoş bir şey. Kafanızı yormasın, iyi vakit geçirsin diyorsanız seri bu amaç için birebir. Özellikle benim yaptığım gibi yolculuklarda tercih edebilirsiniz.

Evet, ne yazık ki seride hoşuma giden şeyler yalnızca bu kadardı. Kitaplar ilerledikçe seri bozmaya başladı bana göre. Neden mi?

- Karakter gelişimi yoktu ve ben bu tür serilerde karakter gelişimi görmek istiyorum. Penryn, seri devam ettikçe daha kararlı, daha kendini bilen bir kız olacağına, son kitapta çok saçma şeyler düşündü ve yaptı. Kimi yerlerde kızı iki omzundan tutup sarsmak istedim, kendine gel diye. 

- Kitaplardaki aksiyon ve gizem çok anlıktı, en fazla birkaç bölüm sürüyordu. Bu akıcılığı olumlu yönde etkilese de ben çok sıkıldım bu durumdan. İlk kitap bu konuda biraz daha iyiydi diğerlerine göre. Buna rağmen son kitap sanki aceleyle yazılmış, olaylar birdenbire uydurulmuş ve kurguya eklenmiş hissi yarattı bende. 

- İyice açıklanmayan, boşlukta kalan meseleler vardı bence. Zaten seri normalde beş kitap olarak düşünülmüş mü ne. Kısacası havada kalmış konular yüzünden seri bitmemiş gibi geliyor ki zaten bence hikaye ortasında bırakılmış basbayağı.

- Sonu çok beklendik ve saçmaydı. Spoiler olmamasına adına daha fazla şey yazmak istemiyorum ama sonu kesinlikle memnun edici değildi benim açımdan. Hem çok baştan savma, hem de fazlasıyla basmakalıptı. 

- Anlatım akıcıydı basitti filan ama estetik bir dil yoktu bu yüzden. Her ne kadar fantastik bir kurgu olsa da insan edebi bir anlatım da istiyor. Tekrar okumaktan hoşlanacağım hiçbir cümle yoktu mesela. Bir arkadaşım başından geçenleri anlatıyor gibiydi daha çok. Mesela filmi çekilse, ha filmi izlemişsiniz, ha kitabı okumuşsunuz aynı olurdu bence. Kitabı okumanın tek bir artısını gösteremezdim. Tabii anlatım açısından...

İşte böyle. Hızlı zaman geçirtmesi dışında hoşuma gitmeyen bir seri oldu Penryn ve Günlerin Sonu. Çoğu yerinde sıkan, bayan, göz devirten bir hikayesi vardı. Ters köşesi yoktu, çok fazla şaşırtamadı, anlatımı memnun edemedi, kurgusu tahmin edilebilir düzeyde kaldı. Çıkış noktası itibariyle belki özgünlüğü yakalamış olabilir ama bence elimizde çarçur edilmiş bir kurgu var. 

Bir de bahsetmeden geçmek istemiyorum, okuduğum baskıda bir sürü yazım hatası vardı; bazı yerlerde çeviri doğal-doğru hissettirmedi, bir de okurken bunlara sinirlendim üstüne üstlük. Eskiden aldığım için belki DEX yeni basımlarında bu hataları düzeltmiştir, bilemiyorum. Yeni basımları var mı onu da bilmiyorum ama bence siz bu seriye hiç bulaşmayın. Onun yerine okumadıysanız Duman ve Kemiğin Kızı'nı öneririm. 

Onunla ilgili görüşlerimi de şuradan okuyabilirsiniz.



Siz bu seriyi okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

3 Mayıs 2018 Perşembe

Aylık Rapor | Nisan 2018


Nisan ayının nasıl bu kadar hızlı geçip gittiğini anlayan var mı aranızda?

Nisan'ın ilk günleri vizelerle, onlara çalışmakla geçti. Sonrasında biraz rahatlarım kitaplara, dizilere gömülürüm diyordum ama dersler fırsat vermedi. Sunumlar, ödevler derken vize sonrası dönem de kaldığı yerden yoğunluğuna devam etti. Ayrıca son haftalarda staj yeri bulma telaşım da hat safhadaydı. 

Kısacası bu ay nasıl olduysa hep koşuşturmaca ve stresle geçti benim için. 

Okunanlar

Yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü bu ay yine kitap okuma konusunda kendi performansımın altında kaldım: toplam üç kitap, toplam 806 sayfa okumuşum. 1000 sayfanın altında kalmak gerçekten beni üzüyor, ama meşguliyetlerimi düşününce buna bile şükrediyorum. Ayrıca okuduğum üç kitabı da çok beğenmem ve hepsine beş üzerinden beş yıldız vermem bence okuma konusunda güzel bir ay geçirmişim gibi hissettiriyor.

*Başlat / Ernest Cline (506 Sayfa) 

Puanım: 5/5

Üç yıldır filan okumak istediğim bir kitaptı fakat beni son zamanlarda harekete geçiren uyarlamasının çekilmesi oldu sanırım. Filmi izlemeden hemen kitabı okumam gerektiğini hissettim ve iyi ki de öyle hissetmişim. Okurken inanılmaz keyif aldığım bir kitap oldu ki ben hiç oyun oynamayan bir insanım, düşünün. Oyun geeki olan, bir de 80'lere özel ilgisi olan insanlar ne kadar sever bu kitabı düşünemiyorum. Kitabı okuduktan sonra filmin fragmanını izledim ve umduğumu bulamadım açıkçası. Kitabın verdiği memnuniyeti gölgelememesi adına filmi şu sıralar izlemeyi düşünmüyorum.


*Otomatik Portakal / Anthony Burgess (168 Sayfa)

Puanım: 5/5

Yine beklentilerimi karşılayan bir kitap oldu Otomatik Portakal. Kitapla ilgili yorumumu okumak için şuraya buyurun. 

*Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigoy Petrov (186 Sayfa)

Puanım: 5/5

Tek bir şey söyleyeceğim: Herkesin okuması gereken bir kitap. Kitap hakkındaki düşüncelerimi buradaki yazıda okuyabilirsiniz.

İzlenenler

İzlediklerimi sıraladığımda şöyle bir gülümsedim. İlk yarısı tamamen Sadri Alışık filmi, diğer yarısı ise Kubrick filmi. İzlediğim tek çağdaş filmin yapım yılı 2012; zaten o da The Shining ile ilgili. Kısacası bu ay izlediğim filmlerden çok keyif aldım.

- Ah Müjgan Ah (1970) 4/5

- Afilli Delikanlılar (1964) 5/5

- Turist Ömer (1964) 5/5

- Pantolon Bankası (1965) 4/5

- The Shining (1980) 5/5

- 2001: A Space Odyssy (1968) 4/5

- Full Metal Jacket (1987) 3/5

- Eyes Wide Shut (1999) 5/5

- Room 237 (2012) 5/5

- A Clockwork Orange (1971) 4/5

- Lolita (1962) 5/5

Diziler

- No Game No Life (2014) 5/5



Siz bu ay neler yaptınız?
Benimle paylaşın!