Bay Sommer'in Öyküsü

Yazarı : Patrick Süskind
Çevirmeni : Tevfik Turan
Yayım Yılı : 1991
Türü : Uzun Öykü
Puanım : 4/5



"Yükselmek hiç sorun değildi, ama sonra nasıl dönerdi insan?"

Çocukların bakış açılarından anlatılan hikayelere bayılıyorum. Kitabın kapağında "9 Yaş ve üstü" yazısı bu yüzden beni çok rahatsız etti. Siz de fark ettiniz mi bilmiyorum ama çocukların ana karakterler olduğu kitaplarda, onların gözlerinden okuduğumuz hikayelerde konu aslında çok da çocukça olmuyor. Ele aldıkları meseleler bizi, yetişkinleri de ilgilendiriyor. Ayrıca bunu çok da safça, çocukça bir masumlukla gözler önüne seriyor yazarlar; böylece onları daha tarafsız ve daha açık bir şekilde görüp üzerlerine bir kez daha düşünebiliyoruz.

Koku'dan hemen sonra Bay Sommer'in Öyküsü'nü okumaya giriştiğinizde yine karanlık, kasvetli bir öykü bulmayı bekliyorsunuz karşınızda. Ne var ki kitabın kapağına, içindeki çizimlere şöyle bir göz atınca aslında yazarın çok farklı bir hava yarattığını görebilirsiniz. 

Dediğim gibi, kitap çocuk kitabı olarak görülüyor olabilir ama kesinlikle büyüklerin de okuyup zevk alabileceği bir kitap. Nedense "çocuklar için" olarak etiketlenmiş bütün kitaplar haksızlığa uğramış gibi geliyor bana. Aslında neden kitaplar böyle sınıflandırılır ki? Kime göre bu kitap çocuklar için? Bana göre bu kitap, tam da bana göre!

Yine isimsiz bir kahramanımız var, zaman savaş sonrası yıllardan biri ki bunun etkilerine de ucundan değinilmiş. Anlatıcının yaşadığı kasabada kimsenin gerçek öyküsünü bilmediği, sabah evinden çıkıp akşamın geç saatlerine kadar durmadan, acelesi varmış gibi oradan oraya yürüyüp duran yaşlı bir adam var; Bay Sommer. Kitabın konusu kısaca bu, kahramanımız yıllar sonra, belli ki yetişkin olduktan sonra aklına gelen bu hikayeyi oturup yazmaya başlıyor. 

Hikaye öyle sıcak, öyle samimi ki, hem üslup hem de çocukluktaki düşünce ve duyguların doğallıkla aktarılışı bakımından, sanki yazar karşınıza oturmuş sizinle konuşuyor, sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Zaten kitap bittikten sonra güzel bir hoş-beş etmişsiniz hissi bırakıyor üstünüzde. 

Çocuklukta yaşanılan sevinçler, üzüntüler, hayal kırıklıkları, heyecanlar, hayaller hepsi çok içten anlatılmıştı bence. Bir de hikayeyi çocukluğumda yaşadığım bir olayla benzeştirince çok daha ilginç geldi bana. Anılarımı canlandırması bakımından kitabı daha çok sevdim.

Ben de küçükken sokağımızdan her akşam üzeri yaşlı bir kadın geçerdi. Ama Bay Sommer gibi acele acele değil, yavaş, bastonuna dayanarak. Her nasıl bir kaplumbağayı izlemeyi bırakırsınız, yavaşlığından sıkılıp bir an başka yöne çevirirsiniz kafanızı, fakat bir kez daha baktığınızda çok çok uzaklaşmış olduğunu görürsünüz.. Aynen öyle olurdu, yaşlı teyzeyi sokağın başında görürdük, sonra bir bakardık geçip gitmiş bile. 

Çoğu zaman, sokakta yalnız olduğumda koşup yanına giderdim. Aramızda hiç konuşma geçmezdi. Benim geldiğimi görünce elini cebine atar, birkaç cam şeker tutuştururdu elime, sonra bir şey söylemeden yoluna devam ederdi. O teyze kimdi? Nerede oturuyordu? Nereden gelip nereye gidiyordu, hiçbirimiz bilmiyorduk. Bildiğim bir şey varsa, verdiği şekerlerin tadı bir başkaydı. 

Yine de uyarayım, okuyacağınız tamamen Bay Sommer'in öyküsü olmayacak. Bir çocukluk hikayesi okuyacaksınız ve buna Bay Sommer'da dahil olacak. Belki siz de kendinizden bir parça bulabilirsiniz bu kitapta.



Siz Bay Sommer'in Öyküsü'nü okudunuz mu?
Hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benimle paylaşın!