18 Mayıs 2019 Cumartesi

The Phantom Prince / Elizabeth Kendall | Kitap Yorumu


The Phantom Prince - My Life With Ted Bundy

Elizabeth Kendall

Yayın Tarihi: 1988



Herkese merhaba!

Uzun bir süredir okuduğum kitaplar hakkında ayrı bir yorum yazısı yazamıyordum. Son zamanlarda eski okuma performansımı yakaladım ve son haftalarda istediğim kadar, içimden geldiğince kitap okuyabiliyorum. Sanırım olay keyif aldığımız kitaplara rast gelebilmekte. 

Her neyse, geçen hafta izleyip epey etkisinde kaldığım, etkisini bir nebze üzerimden atmak için bana düşündürdükleri ve hissettirdiklerini şu yazıda aktarmaya çalıştığım bir film izledim: Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile. Başrollerini Zac Efron ve Lily Collins'in oynadığı bu film izlediğim günden beri aklımdan çıkmıyor ve üzerimdeki etkisi de devam ediyor. Etrafımdaki insanları beni etkilediği kadar etkilemeyen bir film bu, hatta bazıları sıkıcı bile buldu.

Bense düşünmeyi kasten reddetsem bile bazı anlarda kendimi filmin anlattığı olaylara geri dönmüş buldum. Sanırım içinde bulunduğum ruh haliyle alakalı bir durum bu.

Bahsettiğim film hakkında hiçbir bilginiz yoksa, Ted Bundy ismini daha önce hiç duymadıysanız filmi izlemenizi öneririm. Bu kişiyi tanıyanlardansanız, filmi rahatlıkla tavsiye edemem, çünkü Bundy'i tanıyıp bilenler filmden pek keyif almamış, hatta filmi sert bir şekilde eleştirmişler. 

Beni duygusal olarak böylesine esir esen film, bu sabah bitirdiğim kitaptan uyarlanmış. Uyarlanmış demek doğru olur mu bilmiyorum gerçi, sonuçta anlatılan hikaye kurgu değil, gerçekten yaşanılmış. Fakat filmin çıkış noktası bu kitap; Ted Bundy olayını ona çok yakın olmuş kişilerden birinin gözünden izlemek. 

Kitabın konusu, anlattığı şey kısaca bu. Elizabeth Kendall (gerçek adı bu değilmiş) Ted Bundy'nin uzun süreli kız arkadaşı, ilişkileri altı yıl sürmüş. Bu yılların çoğunu birlikte yaşayarak geçirmişler, öyle ki Bundy, Kendall'ın kızına babalık yapmış. Birkaç kez evlenmenin eşiğinden dönmüşler. Kitap işte bu süreci anlatıyor, aslında onu seven ve ona güvenen bir kadının gözünden Ted Bundy'nin nasıl bir adam olduğunu okuyoruz. Aynı zamanda onun insanları kullanma konusunda ne denli usta olduğunu da anlıyoruz. 

Film duygusal açıdan o kadar yoğundu ki kitaba da bu yüzden büyük beklentiyle başladım. Aynı yoğunluğu kitapta da bulacağımı umuyordum fakat ne yazık ki beklediğimi alamadım kitaptan. Tabii ki bu bir kurgu değil, fakat elimizdeki ne de olsa anlatıma dayalı bir metin. Kendall'ın duyguları ve ruhsal durumları anlatmada oldukça başarısız olduğunu düşünüyorum ki bu kitabın bütün esprisi  bu olmalıydı. Benim bu kitaptan beklediğim şey onun Ted Bundy ile ilişki sürecinde içinde bulunduğu manevi durumu anlamak, kendimi onun yerine koyabilmekti. Bu süreçte yaşadığı şeyleri kelimelere dökememiş, güçlü ifadeler kullanma konusunda oldukça zayıf. 

Tekrar ediyorum, kitabın, anlatıcının belki de böyle bir iddiası yok belki; yani anlattıklarıyla bizden empati veya sempati beklemiyor, sadece olanları anlatmak istiyor ama işte dediğim gibi sıradan bir ilişki değil okuduğumuz. İnsan ister istemez o gergin ve huzursuz anları Liz'le beraber yaşamayı umuyor, hala Ted için dua ettiğini söylerken kendini onun yerine koyabilmek istiyor fakat bu kadar yüzeysel bir anlatımla bunu yapabilmek gerçekten çok zor. Dolayısıyla verdiği kararları neden verdiğini, vermediği tepkileri neden vermediğini anlayamadım, anlamlandıramadım açıkçası.

Film/kitap karşılaştırması yapacak olursam, filmin etkileyicilik açısından daha başarılı olduğunu rahatça söylebilirim. Sadece Liz'in Ted'den şüphelenme sürecini kitaptaki gibi yavaş yavaş, ayrıntılı bir şekilde görebilseydik filmde de. Filmde bu durum çok hızlı gelişti. Aynı zamanda birlikte geçirdikleri yıllar da üstünkörü geçiştirilmişti. Birden "3 yıl sonra" denmiş gibiydi ve ilişkilerinin yıllar içindeki gelişimini görmek açısından bu hoş değildi bence. Tabii bir kitabı senaryoya dökerken farklı yöntemler kullanılıyor, yakındığım bu durumun mutlaka bir açıklaması da vardır. Yine de film bana göre çok çok daha vurucuydu. Ayrıca söylemeden geçmek istemiyorum, kitabı okurken Liz gözümde çok zayıf bir karakter olarak canlandı; oysa filmi izlerken onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu düşünmüştüm, verdiği kararlara 'helal olsun' demiştim. Bu açıdan da film daha tatmin ediciydi benim için. 

Kitabı okuduğuma pişman değilim, her ne kadar anlatımı yetersiz bulsam da okurken kimi yerlerde tüylerim diken diken oldu. Yine düşünmekten rahatsız olduğum ama dünyanın gerçeği olan şeyleri sorguladım. Hiçkimseyi tam anlamıyla tanıyamayacağımıza neredeyse ikna oldum. Birinin sevgisine ve güvenine körü körüne inanmanınsa çok büyük ahmaklık olduğunu gördüm. 

4 yorum:

  1. yaaa çok ilginç bundy filmleri izledim. geçen yazdığını izlemediydim aklımda olsun. yaa kız arkadaşı yazmış ha okunur ivit. true crime stories bayılırııım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cidden çok ilginçti :/ O filmleri bana da önerseneee Deeep ^^

      Sil
  2. ted bundy 2002
    the stranger beside me 2003
    bundy an american icon

    :)

    YanıtlaSil
  3. Filmi izlemedim, merak ettim açıkçası. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil