1 Şubat 2019 Cuma

Ocak 2019 | Aylık Rapor


Okuduklarım

Bu aya ve dolayısıyla yıla çok güzel bir kitapla başladım, sonrasında da güzel kitaplar okudum. Umarım bu tüm yıl için böyle devam eder. Ocak ayında toplam 1319 sayfa kitap okumuşum. Aylar önce koyduğum hedefi geçmem hoş tabii ama ilk defa bu sayıyı 31 güne bölüp günde ortalama kaç sayfa kitap okuduğumu görmek istediğimde hüsrana uğradım: 42,5. Elli bile değil. Bu cidden beni üzen bir sayı oldu. Okul zamanı bile değilken günde elli sayfa kitap okuyamamışm, bu çok tuhaf. Hedefimi artırmanın zamanı geldi sanırım.

*Monte Cristo  Kontu I.Cilt / Alexandre Dumas (760 Sayfa)
Ciltlerin boyutu beni korkutsa da 2019'a bu kitapla birlikte başlamak istedim ve iyi ki de öyle yapmışım! Harika bir okumaydı, inanılmaz keyif oldum. Şubat ayına da ikinci cildiyle başlıyorum. Yorumunu şuradan okuyabilirsiniz.

*Evren Avucunda / Christophe Galfard (370 Sayfa)
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle anlık bir kararla başladım okumaya. Uzay benim hayallerimi süsleyen bir şey, onunla ilgili şeyler okumak ya da izlemek hep inanılmaz keyif verir bana. Buna rağmen kitaba başlamadan biraz tereddütlüydüm. Dürüst olmak gerekirse anlatılanları anlamamaktan korkuyordum ama yazarın amacı hiçbir okuyucuyu geride bırakmamak ve inanın bunu başarıyor. Fizik konularını kafa karıştırıcı bulan ben bile kitabı hiç sıkılmadan, dahası anlayarak, anlattığı konularda aydınlanmış hissederek okudum. İlgisi olanlar mutlaka okumalı.

*Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor / Stefan Zweig (70 Sayfa)
Büyük beklentilerle başlamıştım aslında ama diğer Zweig kitaplarından daha güzel değildi bence, ortalamaydı. 

*Yabancı / Albert Camus (119 Sayfa)
Ayın bitmesine dört gün kalmışken başladım bu kitaba. Hem uzun süredir merak ediyordum, hem de dört günde rahatlıkla bitirebileceğim bir kitap olabileceğini düşünmüştüm. Aslında bir oturuşta bile bitebilecek kadar akıcı bir kitap ki Yabancı'nın akıcı olduğunu aklımdan bile geçirmiyordum. Zor bir dili, anlaması güç bir anlatımı var sanıyordum hatta. Fakat yazar sade bir dil ve basit cümlelerle içinde kaybolacağımız bir derinlik yaratmayı başarmış. Kitabı iki gün önce bitirmiş olsam da hala sık sık aklıma geliyor, beni düşüncelere itiyor. Bir kez daha okumam gerekiyor gibi hissediyorum. 

Buraya iki adet film müziği bırakmak istiyorum. Birini Monte Cristo Kontu'nu okurken birini de Evren Avucunda'yı okurken sürekli dinledim. Okuma keyfini kat kat artırdılar benim açımdan. 



Pirates of Caribbian'ın müziklerinden oluşturulmuş bu derlemeyi Monte Cristo Kontu'nu okurken dinledim. 


Interstellar'ın müziklerini de Evren Avucunda'yı okurken dinledim. Kimi yerlerde bu parçaların da etkisiyle tüylerim diken diken oldu, müzikler kitabın etkileyiciliğini fark edilir şekilde artırdı.


İzlediklerim

Filmler

*Black Mirror Bandersnatch (2018) 4/5
Aslında filmle ilgili görüşlerimi aktardığım bir yazı hazırlayacaktım ama çok geç kaldım, izlememin üzerinden epey zaman geçti. Yine de beğendiğimi söylemeliyim. Böyle interaftif bir filmin yine tercihler, seçimler ve kader üzerine olması çok ilginçti bence. Pek çok şey düşündürdü, sorgulattı. Ayrıca izlerken de inanılmaz büyük keyif aldım, yerimde duramadım, gerildim, sinirlendim, şok oldum. Birçok duyguyu yaşattı yani film bana. 

Ha, bir de Netflix satın almama vesile oldu.

*Cam (2018)2/5
İyiydi, hoştu, yeterince merak ettirdi filan da... Eee?

*Solo (2018) 1/5
Gerçek bir hikayeden uyarlandığını biliyorum ama bu türde izlediğim çok çok daha iyi filmler var. Sıkıcıydı, üzgünüm.

*The Open House (2018) 1/5
Korku filmi. Belki de gerilimdi hatırlamıyorum ama önemli değil. Önemli olan iki kategoriye de uygun olmaması bence. Ne korkuttu ne gerdi. Sadece sıktı, çok sıktı. 

Şu üç filmden sonra Netflix'e film konusunda güvenmemeyi öğrendim.

*Ahlat Ağacı (2018)5/5
Nuri Bilge Ceylan'dan izlediğim ikinci film. İlki Bir Zamanlar Anadolu'da filmiydi. Onu da çok beğenmiştim. Ahlat Ağacı da beklentilerimin çok çok üstünde bir yapımdı. Henüz bir fikir belirtmek erken, hatta yanlış  belki ama Ceylan filmlerini izlemek kitap okuma hissi veriyor bana. Kurgu izleyiciden sabır istiyor. Film bittiğindeyse keşke biraz daha sürseydi diyorsunuz, bir şekilde tadı damağınızda kalıyor. 

*Kış Uykusu (2014) 4/5

Yönetmenden izlediğim diğer filmlerin yanında daha az beğendim Kış Uykusunu. Yine de harika diyaloglara sahip bir filmdi, dönüp dönüp yeniden izlenebilir, derin, içine çeken diyaloglara... 


Diziler

*The End of the Fu**ing World | 1. Sezon (8 Bölüm)
Aslında geçen sene Youtube'da devamlı reklamlarına rastlıyordum  ama zerre merak etmiyordum. Netflix kullanmaya başlayınca da hep gözümün önünde olmaya başladı. İlk önce farklı afişleriyle dikkatimi çekti. Uykumun kaçtığı bir gece açtım öylesine izlemeye başladım. Sonra ne oldu dersiniz? Çok beğendim. Bir kitap olsa mesela, birçok cümlesini alıntılardım. 




*Full House | 1. Sezon (22 Bölüm)
Sitkom arayışlarım sonunda yine malum platformda karşıma çıkan bir yapım oldu. Sıcak, samimi havasıyla kendini sevdirdi. İzlemeye devam! Hepsi çok sevimli karakterler olsa da benim favorim sanırım Stephanie. 




*Atypical | 1. Sezon (8 Bölüm)
          | 2. Sezon (10 Bölüm)
Diziden gerçekten hiçbir beklentim yoktu ama umduğumdan daha çok beğendim. Can sıkıcı klişelere yer verse de keyifle izlediğim bir dizi oldu, kahvaltılarımda bana eşlik etti. 

*Muhteşem Yüzyıl | 100 Bölüm
Aslında izlemeye bir önceki ayın son zamanlarında başlamıştım. Muhteşem Yüzyıl başlarken, birinci bölümü izlemek için nasıl heyecanlandığımı hatırlıyorum. Devam ettiği sürede ben de takip ettim bir süre fakat bir noktadan sonra izlemeyi bıraktım. Sanırım Meryem Uzerli'nin diziden çıkmasıyla ben de devam etmedim. Sonra hiç merak etmedim. Geçen ay başlamama sebep olan şey de dizi müziklerine rast gelmemdi. Ne kadar güzel olduklarını unutmuşum. Onları dinlerken diziyi izleyesim geldi ve en baştan başladım. 

Tarihi gerçekliklerle ne kadar örtüşüyor bilmem, açıkçası pek umurumda da değil. Muhteşem Yüzyıl bir belgesel değil sonuçta, ben ona tarihi bir kurgu gözüyle bakıyorum ve bu açıdan baktığımda ortada harika bir yapım var. Oyunculuklar, mekanlar, olay örgüsü öyle iyi ki bir bölümü bile sıkmıyor. Hep heyecan, hep merak... Ayrıca o dizi müzikleri...

Kısacası seviyorum ben Muhteşem Yüzyıl'ı.


Yazdıklarım







Siz bu ay neler yaptınız?

Neler okuyup neler izlediniz?

Benimle paylaşın!

10 yorum:

  1. Ya ne de güzel bir blogmuş.Bu alemde yeniyim,o yüzden cehaletimi mazur görün :) ama artık hep buradayım.Ne okusam dediğimde açacağım hemen sayfanızı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, rica ederim. Çok teşekkürler, beğenmeniz beni çok mutlu etti. Ayrıca hoş geldiniz :')

      Sil
  2. Muhteşem yüzyıl müzikleri gerçekten çok güzel, ayrıca kitap okuma hedefinizin daha da üstüne çıkarsınız inşaallah... 60-70 Sayfa ideal olarak düşünüyorum... Film ve kitap tavsiyeleri için de teşekkür ederim...Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de o kadar oldukça ideal, haklısınız. Ben teşekkür ederim :')

      Sil
  3. Ben de yıla güzel bir kitapla başladım, sonrası da güzel gitti şansıma. Umarım hep böyle olur. Monte Kristo Kontu en merak ettiğim klasiklerden. Bu yıl okumayı kafama koydum, umarım okuyabilirim. Benim de evrenle, uzayla ilgili şeyler acayip ilgimi çekiyor. Ben de ocak ayında Stephen Hawking'den Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar kitabını okumuştum. Bazı kısımları birden fazla kez okudum doğal olarak ama anlaşılabilirdi. Bir göz atabilirsin istersen. Bu arada şarkılar çok güzel. İlk parçayı açtığımda aklımda Jack Sparow'un kılıç sallama sahneleri canlandı :)
    The End of the Fu**ing World'u instagramda fazlasıyla görüyorum. Şimdi insanlar da izliyor ya izleyesim gelmiyor. Ama madem sen de çok beğendin izlerim bir ara :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süper, umarım bu yıl çok çok güzel kitaplar okuruz hep! Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar'ı senin instagramında görüp merak etmiştim, listeme aldım hemen. Umarım kısa zamanda edinip okuyabilirim. Diziyi öneririm, bence sıkılmadan izlersin. Herkes izlediği için ben de soğuk bakıyordum ama dediğim gibi, beklediğim gibi çıkmadı dizi. Bir şans ver derim, ön yargılarımıza kurban edilmeyecek kadar güzel bir yapımdı bana göre :D

      Sil
    2. Hazır tatildeyken bakarım :) Bookstagramda paylaşıp gidiveriyorum kendi hesabıma. Kimse bakmıyor sanıyordum paylaşımlarıma hatta. Şimdi bir kitabı görüp merak etmen mutlu etti beni. Umarım beğenirsin de :)

      Sil
  4. Full House'u ben Kanal D'de izlerdim çocukken. Tabii sen o zamanlara yetişemedin :-)

    Ahlat Ağacı'nı ben de çok beğendim. Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini seviyorum. Film bittikten sonra daha çok beğendiğimi fark ediyorum. Üzerinden zaman geçtikçe, düşündükçe etkisi artıyor bende. Kış Uykusu'nu henüz izlemedim ama sıradaki filmim o olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ben hiç hatırlamıyorum ama Bizim Ev adıyla yayınlanıyormuş televizyonda. Keşke yetişebilseydim, televizyonda izlemek daha güzel olurdu :) Haklısın, yönetmenin filmlerinin öyle bir etkisi var gerçekten de. Kış Uykusunu da beğenirsin umarım :')

      Sil
  5. Eyvah sen de mi Netflix batağına düştün! O zaman sana önerilerimi hazırlıyıp başka bir konuşmamızda sunayım,aşırı sevindim ve bu batağa düşmene hele de son yıl birazcık üzüldüm.Olsuuun biz bu türden zevkler için yaşıyoruz,kaçışımızda bu tür zevkler napalım :D
    Yine de bence üzülme ocak ayında okuduğun sayfa sayısı için totale baktığında çok güzel bir sayı,günlüğe vurduğunda da ha 45 ha 50 nolacak..

    YanıtlaSil