29 Ocak 2019 Salı

Ne Var Ne Yok | Ocak 2019 // Buz Gibi İzmir, Son Yarıyıl Tatilim ve Gelecek Kaygıları

Herkese merhaba!

Başlığa bakınca umarım İzmir ne kadar soğuk olabilir ki diye düşünmemişsinizdir, çünkü İzmir cidden, cidden çok soğuk. Bu kış başka bir soğuk var sanki, insanın kemiklerine işliyor. Bir de belki haberlerden, belki de sosyal medyadan görüp duymuşsunuzdur, günlerdir dinmeyen bir yağmur vardı geçen hafta. Gök gürültüleri öyle gürültülü öyle korkunçtu ki kaç kez uykumdan uyandırdılar beni. 

Kar soğuğu var ama kar yok, olacak iş mi...

Neyse, kimseye inandıramadığımız soğuğuyla, yağmuruyla gök gürültüleriyle, çalışmayan, haftalarca insanları mağdur eden İzbanıyla filan çok seviyorum İzmir'imizi yine de.

Geçen çarşamba günü öğleden sonra itibariyle resmi olarak finallerim bitti, tatilime başladım. Hafta sonuda dahil olan şu dört buçuk günü kendime, tamamen boş takılmaya ayırdım. Şimdilik planım iyi durumda ama biraz hüzünlüyüm, zira bu benim son yarı yıl tatilim. Seneye bu zamanlar nerede olacağımı bilmiyorum ve bu belirsizlik bazen başımı ağrıtıyor. Bu bahar dönemi üniversite hayatımın son dönemi ve ben gerçekten mezun olmayı iple  çeken o insanlardan değilim. Şikayet etmeden rahat bir iki üç sene daha devam edebilirim bu bölümde okumaya.

Heh, işte tam da bu nedenden dolayı yüksek lisans hayallerim bu yıl somut bir plana dönüştü, adeta benim yol haritam oldu. Yazın kafamı çokça meşgul eden bu düşünce bir arkadaşımın da teşviki ve heveslendirmesiyle aklıma koyduğum bir hedef oldu çıktı. Akademisyen olmak liseden beri hayalimdi aslında - tabii çevirmenliğin yanı sıra. Öğretmenlerim de yakıştırıyordu, ben de kendimi kürsüde hayal etmekten hoşlanıyordum - hala da içim kıpır kıpır oluyor düşündükçe. 

Tabii salt istemekle olmuyor, bunun ALES'i, YDS'si var, bilim sınavı var, mülakatı var, var, var da var. Olsun varsın. Güzel şeyler için çabalaması gerekiyor insanın. Çabalamadan ulaşılan şeylerden hevesi bir zaman sonra geçiyor zaten. Ben, çalışmaktan, araştırmaktan, okuyup öğrenmekten hevesim hiç geçmesin istiyorum. 

İşte şimdilik kafamdaki plan bu yönde. Akademide kalmak, akademisyen olma yolunda ilerlemek. Bunun yanında çeviri pratiğinden uzak kalmamak. Öyle insanlarda var mesela, çeviribilimle uğraşıp kuram dersleri verip bu alanda makaleler filan yazıp çeviri yapmayan. Onlardan olmak da istemiyorum asla. 
Çeviri yapmadan mutlu olabileceğimi de zannetmiyorum zira. Benim için çeviri ise, edebiyat çevirisi demek.

İyi haber, bir yayınevinden iki deneme çevirisi aldım. Bu ilk deneyimim, benim için bu iki kısa deneme metni oldukça özeldi. Gönderip sonucuna bakacağız tabii ama ilk denemede başarısız olursam üzülmeyeceğim, kendime sık sık bunu söylüyorum. Endişeye kapıldığımda aklıma Rowling'i ve Harry Potter gibi bir şaheserle kaç kapıdan geri çevrildiğini getiriyorum. 

Kısacası yılmak yok, parolam bu. 

Aynı şey yüksek lisans için de geçerli.  Bu sene olmazsa seneye, o zaman olmazsa sonraki seneye. Olana kadar vazgeçmemeye şartlandırdım kendimi. Bakalım işe yarayacak mı?
Bu 5 haftalık tatil için planım şu şekilde:

🌠 En az 5 kitap okumak.
🌠 En az 1 Kore dizisi bitirmek (biraz da eğlenelim ama dimi :D)
🌠 ALES matematik konularına çalışmak
🌠 Dönem boyunca aklımda olan ama vakit bulup yazamadığım yazıları yazıp bloga eklemek
🌠 Rusça etkiliğinde söyleyeceğim şarkıyı ezberlemek
🌠 Rus Edebiyatı konulu bir konuşma hazırlamak

Ay evet, bahsetmeyi unuttum. Geçen seneden beri Rusça derslerimi aldığımı blogumu yakından takip edenler bilir. Bu sene Rusça III dersini alıyorum ve hocamız muhteşem bir etkinlik fikriyle  gelince ben de bu projede yer almak için can attım. Şarkılı, danslı, piyesli eğlenceli bir etkinlik olacak, ben de solo bir şarkı söyleyeceğim. Ayrıca girişte Rus Edebiyatıyla ilgili kısa bir konuşma yapacağım. 

Söyleyeceğim şarkı şu;



Program bu şekilde yani, umarım bir aksilik çıkmaz.

Geçen sene başlayıp yalnızca bir ay devam edebildiğim, yine de bu kısa süre içinde olumlu etkilerini bariz bir şekilde hissettiğim şeker diyetine yeniden başlıyorum. Bu sefer cidden kararlıyım, Ramazan ayı filan da yıldıramayacak beni. Mesele yalnızca kilo vermek değil, şeker hayatımda olmadığında kendimi daha iyi hissediyorum. Kilo veremesem de şeker diyetine devam etmeyi çok istiyorum. 

Kısacası amacım yalnızca kilo vermek değil. 

Kendime bir aylık 28 Ocak-Şubat dönemini kapsayan bir plan yaptım. Bu sürede bedenimi şekersizliğe ve erken uyanmaya alıştırmaya çalışacağım. Yukarı amaçlar doğrultusunda da epey çalışmam gerek. 

Takdir edersiniz ki tatil zamanı insanın ders çalışması, uzun süredir yapmıyorsa spora zaman ayırması epey zor. Bu yüzden kendi kendime motive olmak için bir puan tablosu hazırladım. Bir gün öncesinden kendime koyduğum hedefler için puanlar verdim. Her 
gün her görevi tamamlarsam bu, ayda 750 puan ediyor. 

Otuz günde bu puana ulaşabilirsem kendime küçük bir hediye vereceğim ama öyle çok abartılacak bir şey değil. 

Arada böyle, bazen motivasyon için kulağa saçma gelecek şeyler yapıyorum. 

Umarım hedeflerime ulaşabilirim. Umarım hepimiz hedeflerimize ulaşabiliriz.

Sağlıcakla kalın..


18 Ocak 2019 Cuma

Monte Cristo Kontu I. Cilt / Alexandre Dumas | Kitap Yorumu #kom2019

18.01.2019

Yılın ilk kitap yorumuyla merhaba!

Monte Cristo Kontu hep okumak isteyip iç geçirdiğim ama okumak için hiç eyleme geçmediğim kitaplardan biriydi. Geçen aylarda kitapyurdunun indirimini kaçırmamak adına aldığım İş Bankası klasiklerinden biriydi Monte Cristo Kontu da. Boyutlarından dolayı tatil zamanına denk getirmek istiyordum ama bir anlık bir kararla yeni yılda okuyacağım ilk kitabın bu olmasına karar verdik (babam ve ben). 

Okuduğum klasiklerin çoğunluğu İngiliz ve Amerikan edebiyatı eserleri ve benim en yabancı olduğum edebiyatlardan biri Fransız edebiyatı. Mesafemiz uzak olduğundan Fransız klasiklerine karşı biraz çekingen olduğumu takdir edersiniz. Yine de şu bahsi geçen indirimden aldığım diğer klasiklerden biri yine Fransız bir yazara ait: Sefiller. 

İkisini de babamın tavsiyesiyle aldım, kendisinin klasik kitap zevkine güveniyorum ama yine de kendimi ağır bir anlatım, süslü püslü kelimeler ve dolambaçlı betimlemelere hazırlamıştım. 

Yanılmışım. Monte Cristo Kontu sizi ilk sayfasından yakalayıp içine çeken, bir sonraki cümleyi okumak  için sabırsızlanmanıza, bu yüzden kelimeleri kaçırmanıza neden olan ve kimi yerlerinde hayretten size yüksek sesle tepkiler verdiren bir eser.

Öyle ki okurken dudaklarımı kemirdim, çok kıymetli uykuumdan feragat edip bir bölüm daha okumak için uykusuz kaldım. Sınavlarımdan önce notlarımı bir kez daha gözden geçirmek yerine birkaç sayfa daha ilerleyeyim diye kitabı elimden bırakamadım. Yazarın anlatımına, üslubuna, çizdiği karakterlere ve ustaca işlediği olay örgüsüne hayran kaldım. 

Kitabı okurken çok heyecanlı, kendine bağlayan, devamlı bir sonraki bölümünü merak ettiğim bir dizi izliyor hissine kapıldım; fakat bir yandan da gerçekten usta bir kalemden çıkmış harika bir kitap okuduğumun farkındaydım. Monte Cristo Kontu okuyucuya, tadı damakta kalacak bir okuma deneyimi  ve aynı zamanda okuyucuyu büyüleyen bir seyir keyfi sunuyor. 

Konusunu az çok biliyorsunuzdur; denizci Edmond Dantes bir iftiraya uğrar ve bunun sonucunda özgürlüğünü, sevdiği kadını, yaşlı babasını kaybeder. Korkunç bir hapishanede tam on dört yıl tutsak kalır. Oradan kurtulduğunda düşündüğü tek şey ise adaletin yerini bulmasını sağlamaktır. 

Kısacası Monte Cristo Kontu bir intikam hikayesini anlatıyor.

Okumadan önce ben de bu kadarını biliyordum. Yazar iki cilt, yani yaklaşık 1500 sayfa boyunca anlatılacak kadar uzun bir hikayeyi nasıl kurguladı merak ediyordum. İlk sayfadan bu endişemi yok etti yazar ve hikayenin içinde buldum kendimi. Olaylar o kadar güzel, olması gerektiği hızda ilerledi ki sıkıldığım tek bir yer dahi olmadı. Merakım devamlı canlı kaldı, okuma isteğim asla körelmedi ki kitabın 760 sayfa olduğunu düşünürsek bu mucize gibi bir şey. 

Karakter sayısı oldukça fazla, bir de isimler Fransızca olunca ilk başlarda bunları ikişer kez okuyup aklımda tutmak için birazcık çaba gösteriyordum ama sonra her şey yerli yerine oturdu, karakterlere alıştım, gittikçe daha tanıdık gelmeye başladılar. Ayrıca bir noktadan sonra kitap başka bir hikaye anlatmaya başlıyor gibi oldu. Başka karakterler üzerinden farklı bir çizgide ilerliyor sandım ama çok geçmeden noktalar birleşti ve kurgu harika bir yönde seyretmeye başladı. Bahsettiğim kısımda kafanız karışır da 'Ne oldu, ne anlatıyor bu yazar' filan diye düşünürseniz sakın okumayı bırakmayın, aksatmayın. Sakince okumaya devam ederseniz her şey kendiliğinden açıklığa kavuşacak. Siz sadece isimleri aklınızda tutmaya bakın ;)

Birinci cilt çok can alıcı bir yerde bitti bana göre, tam hızımı almıştım oysa. İkinci cildi hemen okumak isterdim fakat okumam gereken başka kitaplar da var sömestr tatilinde. Bir ara vermek de iyi olabilir, böyle güzel bir klasiği hemen okuyuvermek de istemem açıkçası.

Söylemeden geçmek de istemiyorum, Edmond Dantes şimdiye dek okuduğum en karizmatik kurgu karakterlerden biri. İnternette dolaşırken bir de animesi olduğunu öğrendim ve sevinçten neredeyse bir çığlık atacaktım. 

Klasik okumaya önyargılıysanız bu kitap size klasikleri sevdirebilir, klasikler hakkındaki önyargılarınızı kolayca yerle bir edebilir. 

Zaten bir klasik okuyucusuysanız ve hala Monte Cristo Kontu'nu okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz. Vakit kaybetmeden, mutlaka ama mutlaka kitabı okumalısınız! 



*Bu kitap #kom2019 kapsamında okunmuştur. Etkinliğin detayları için şu yazıya göz atabilir, diğer katılımcıların bu etkinlik kapsamında yazdıkları yorumlara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Franz Kafka / Dönüşüm | Bize Her Yer Okul

Mark Twain / Seçme Öyküler | Bize Her Yer Okul

Mark Twain / Tom Sawyer ve Huck Berry'nin Maceraları | Bize Her Yer Okul

Miguel De Cervantes / Yüce Sultan | Bize Her Yer Okul

4 Ocak 2019 Cuma

2019 Klasik Kitap Okuma Maratonu #kom2019


Herkese merhaba ve mutlu yıllar!

Bekleyen var mı bilmiyorum ama benim çok heyecanlandığım bir yazıydı bu. Benim için bir gelenek haline gelen Klasik Kitap Okuma Maratonu bu yıl da devam edecek. 

Geçen sene bana katılan arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Aramızdan Şule abla maraton kapsamında tam 40 tane klasik okudu! Onu da ayrıca tebrik ediyorum. Onu ve onun gibi klasiksever arkadaşlarımı gördükçe benim de okuma hevesim artıyor. Bu maraton benim açımdan çok etkili oldu, umarım katılan diğer arkadaşlarım için de öyle olmuştur ve olumlu sonuç almışlardır.

Kendi adıma da mutluyum, geçen yıl 23 klasik okudum. Bir önceki yıla oranla 10 kitap daha fazla. 2019'da da en az 20 klasik kitap okumak istiyorum. Umarım yine bana katılırsınız!

Gelelim bu yılın sürprizine. 2019 maratonu için farklı bir şey denemeye, maratona bir heyecan katmaya, bir şeyler eklemeye karar verdim. 

Bu yılın maratonuna kategoriler ekledim! Böylece klasik okuma hevesimiz ikiye katlanabilir diye düşündüm. İsteyen bu kategorilere göre bir klasik kitap okuma listesi hazırlayabilir. 

Kategorilerimiz şöyle;

1- Yargı temalı bir klasik. (Yaptığı bir şey ya da sahip olduğu bir özellik yüzünden yargılanan bir karakterin hikayesini anlatan bir kitap)

► Bülbülü Öldürmek 
► Kızıl Harf: Damgalı Kadın
► Notre Dame'ın Kamburu

2- Hayatta kalma temalı bir klasik.

► Sineklerin Tanrısı
► Robinson Crusoe
► Vahşetin Çağrısı

3- Savaş temalı bir klasik.

► Çanlar Kimin İçin Çalıyor
► Savaş ve Barış
► Rüzgar Gibi Geçti

4- Kahramanlık temalı bir klasik.

► Üç Silahşor
► Don Kişot
► Odessa 

5- Aşk/Sevgi temalı bir klasik.

► Uğultulu Tepeler
► Romeo ve Juliet
► Gurur ve Önyargı

6- Doğu/Batı çatışması temalı bir klasik.

► Saatleri Ayarlama Enstitüsü
► Biz İnsanlar 
► Kiralık Konak

7- Kurtuluş Savaşı temalı bir klasik.

Ateşten Gömlek 
Küçük Ağa
Sodom ve Gomore

8- Aydın/Köylü çatışmasını işleyen bir klasik.

Yaban
Ankara
Vurun Kahpeye

9- Toplumsal problemleri konu alan bir klasik.

İnce Memed
Yaprak Dökümü
Ölmeye Yatmak

10- Kurgu dışı bir klasik.

Nutuk
► Devlet
► Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Kategoriler böyle. Belki ileriki yıllarda daha orijinal, daha renkli kategoriler bulabiliriz hep birlikte. 

Tabii ki bu kategorilere bağlı kalmak zorunda değiliz. Ben belki bir fikir verir, maratonu daha eğlenceli hale getirirler diye düşünüp hazırladım bu kategorileri. Olur da bu sınıflandırmaya göre bir liste hazırlarsanız mutlaka link bırakın! 

Umarım bu yıl maratona daha çok kişi katılır ve bu maraton vesilesi ile bir sürü klasik kitap okunur. 

Listenizi ya da hedefinizi belirlediğiniz bir yazı yazıp katıldığınızı bana bildirebilirsiniz. Okuduğunuz klasik kitapların yorumlarını paylaşırken yazınızın başlığına ya da herhangi bir köşesine #kom2019 etiketini iliştirirseniz fark edip yorumlarınızı yazılarıma dahil etmem daha kolay olur. 

Hadi bakalım, kimler benimle?


3 Ocak 2019 Perşembe

2018 Klasik Kitap Okuma Maratonu Raporum #kom2018


Rapor yazıları yazmayı çok seviyorum. Özellikle yıl sonu değerlendirme yazılarını. Söz konusu kitaplar olunca, onlarla ilgili her şeyi seviyorum ben.

Kendi kendime bir gelenek haline getirdiğim Klasik Kitap Okuma Maratonu kapsamında bakalım bu yıl neler okumuşum, maratona katılan diğer arkadaşlar neler okumuşlar bir göz atayım istedim. Bu yıl genel olarak kendime sınırlar koymadım, ruh halime göre seçtim okuyacağım kitapları. Bu yüzden kaç klasik okudum, sayısını hiç bilmiyorum. Şimdi yazıp dökünce ortaya çıkacak. 

Öncelikle, geçen yılın maraton yazısına bakınca okumak istediğim klasikleri okumadığımı gördüm ve bu beni biraz üzdü açıkçası. Listeden yalnızca Dorian Gray'i ve İnce Memed'in birinci kitabını eksiltmişim. Liste yapmak cidden bana göre değil, bunu anladım. 

Bu yıl okuduğum klasikler şunlar;

Yabancı

1- Babaya Mektup / Franz Kafka 🌟

2- Otomatik Portakal / Anthony Burgess 🌟

3- Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde 🌟

4- Şeytan / Tolstoy

5- Ev Sahibesi / Dostoyevski

6- Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory Petrov🌟

7- Hayalet Süvari / Theodor Storm

8- Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri / Lewis Caroll

9- Frankenstein ya da Modern Prometheus / Mary Shelly 🌟

10- Don Kişot / Cervantes 🌟

11- Ademle Havvanın Güncesi / Mark Twain

12- Lyon'da Düğün / Stefan Zweig

13- Yakıcı Sır / Stefan Zweig

14- Mürebbiye / Stefan Zweig

Hepsi çok güzel kitaplardı fakat özellikle çok beğendiklerimin yanına bir yıldız koydum. Okumadıysanız bu yıldızlı klasikleri okumanızı şiddetle tavsiye ederim. 

Yerli

1- Acımak / Reşat Nuri Güntekin 🌟

2- Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali 🌟

3- Vurun Kahpeye / Halide Edip Adıvar🌟

4- Şair Evlenmesi / İbrahim Şinasi 🌟

5- Ferhat ile Şirin / Nazım Hikmet 🌟

6- İçimizdeki Şeytan / Sabahattin Ali 🌟

7- Kuyucaklı Yusuf / Sabahattin Ali 🌟

8- Şahmerdan / Sait Faik Abasıyanık 🌟

9- İnce Memed I / Yaşar Kemal 🌟

Çok üzüldüm, 10 olamamış. Yine yabancı ağırlıklı okumuşum. Ama okuduğum yerli klasiklerin hepsi çok güzeldi. Hepsi yıldızı hak ediyor, hepsini okumanızı tavsiye ediyorum. 

Yaniiii bu yıl toplam 23 tane klasik kitap okumuşum. Geçen yıl bu sayı 13'dü. Geçen yıldan 10 tane fazla klasik okuduğum için kendimi başarılı sayıyorum. Bu da maratonumun işe yaradığını gösteriyor. Yeeeey!

Ayrıca bu yıl maratonda bana katılan arkadaşlarım da çok güzel kitaplar okudular, onların bu kapsamda okuduğu kitapları gördükçe ben de heveslendim ve bu sayıya ulaşmamda bana farkında olmasalarda teşvik kaynağı oldular. Hepsini tebrik ediyor, onlara bana katıldıkları için çok çok teşekkür ediyorum.

Takip edip listeleyebildiğim kadarıyla okunanlar arasından yorumlanan 43 klasik var. Bence bu sayı çok güzel, yorumlarımız mutlaka birilerine ulaşıp onların bu güzel klasikleri okumasına vesile olmuştur. Yorum yazan herkesin eline sağlık!

İşte bu maraton boyunca okunan, yorumlanan klasik kitaplar;










































Katılımcılar yazdılarsa rapor yazılarını aşağıya link olarak bırakabilirler, inceleyip bu yazıya eklerim mutlaka.

Bu seneki maraton yazısı da gelecek! Klasik okumaya devam!

*Şule Uzundere Blog #kom2018 Raporu