19 Ekim 2017 Perşembe

Dizi Yorumu : Goblin


쓸쓸하고 찬란하神-도깨비

Goblin : The Lonely and Great God

Tür : Romantik/Dram/Fantastik

Yayın Yılı : 2016

Yönetmen : Lee Eung-Bok

Senarist : Kim Eun-Sook





Öncelikle dikkatinizi çekmek, altını çizmek istiyorum. Bakın, dizi önerisi değil, dizi yorumu. Dolayısıyla yazı dizi hakkındaki olumlu/olumsuz düşüncelerimden oluşuyor, spoiler içeriyor.

Baştan söyleyeyim, izlemenizi kesinlikle önereceğim, benim için tüm zamanların favorileri arasına giren bir dizi olmadı. 

Neyse gelelim olumlu ama çoğunlukla olumsuz düşüncelerime.

Goblin, sanırım geçen senenin en çok konuşulan Kore yapımlarından biriydi. Başlamadan her yerde tanıtımını, heyecanla bekleyenlerin yorumlarını filan görüyordum. Hem kadrosuyla, hem de konusuyla herkes kocaman beklentilerle bekliyordu diziyi.

Dolayısıyla benim de ister istemez beklentilerim tavan yapmıştı, hem de oyuncuların hiçbirini tanımamama ve konuyu da yarım yamalak bilmeme rağmen. 

Diziyi izlemeye final yapmasına yakın bir dönemde başlamıştım. İzlemem o kadar uzun sürdü ki daha dün akşam izledim son bölümünü.

Dizinin finalini izledikten sonra netteki yorumlara şöyle bir baktım da çoğunluk bayılmış, çok sevmiş filan dedim acaba ben başka bir dizinin finalini mi izledim. Hatta yok yok, ben başka bir dizi mi izledim dedim. Hani hiç Kore dizisi izlemeyen biri olsam bu fikir değişikliğini anlayacağım ama Goblin'den çok çok daha iyi yapımlar varken onun bu kadar yüceltilmesini anlamış değilim.

Neyse, zevkler ve renkler deyip bu meseleyi burada kapatıyorum.




Oyunculuklara, kurguya, yer yer yaşattığı ters köşelere, mizahına, dramına hiçbir diyeceğim yok. Özellikle hikayesi çok sağlam bir diziydi. Geçmiş sahneleri en severek izlediğim yerler oldu. Reenkarnasyon olayı zaten bana hep ilginç gelmiştir. O da beni diziye çeken şeylerden biri olmuştu izlediğim sırada. Merak hep canlıydı, sizi diziyi izlemeye itiyordu.

Ama bir yere kadar.

İzledikten sonraki fikrim şu yönde ki bu dizi en fazla 12 bölüm olmalıymış. 12'den sonra dizi öyle saçmalamaya başladı ki kendimi devamlı gözlerimi devirirken buldum. Devam etmemin tek sebebi oyuncuların karakterlerinin hakkını vererek oynamasıydı. Kısaca diziyi bitirme nedenim bu güzel insanların performanslarıydı, yoksa senarist kafayı yemiş kesinlikle. 

Ne yapsak etsek de diziyi dört bölüm daha uzatsak diye ellerinden gelen tüm saçmalıkları ortaya dökmüşler. Bir zaman sonra olumsuz bir şey olduğunda, dram yaratılmaya çalışıldığında gözlerim bile dolmuyordu artık çünkü biliyordum, hatta emindim ki en fazla bir bölüm sonra bunun üstesinden gelecekler, her şey yoluna girecek. Bu da hikayeyi gereksiz uzattıkları için oluyordu işte.

Hele son bölüm olanlar sinirlerimi öyle bozdu ki. 30 sene geçtiği söyleniyor Eun Tak'ın ölümünün ardından ama bunu yazan insanlar düşünmüyor mu ki 30 senede bir ülkede hiçbir değişiklik olmaz mı? Düşünün bir Kore 30 sene önce nasıldı, şimdi nasıl? Ki burda bahsettiğimiz insanlar hayal gücü geniş insanlar, böyle bir kurguyu üretebiliyorlar ama 30 seneler bir zaman diliminin sebep olacağı değişiklikleri göz ardı ediyorlar.



- Ama çok güzelsiniz kiii-

Beni rahatsız eden bir başka şey de, sanki herkes mutlu olmak zorundaymış, herkesin mutlu sonunu yazmak zorundaymış gibi hissetmeleri. Zaten geçmişi bir insanların böyle bir hikaye içinde, işte Goblin'e dönüşüp, Azrail olup, reenkarnasyon geçirip bir araya gelmesi çok büyük bir tesadüfken - ki bunu da kadere bağlayıp razı olduk izleyiciler olarak - otuz yıl sonra hemen, hem de aynı vücutta reenkarne olan bir Sunny görüyoruz. Demek ki öldükten sonra sonra bu kızımız yeniden doğdu, hem de aynı bedende. 

Aynı şey Eun Tak için de geçerli. Neden aynı bedende senarist? Bir bölüm için oyuncu değiştirmek izleyiciyi memnun etmez, bunların aşkı böyle güzel diye mi düşündünüz. Böyle yaparak hikayenin kendi içindeki tutarlılığı ve gerçekçiliğini sarsacağını hiç mi hesaba katmadınız. 

Zaten dizide reenkarnasyonun prensiplerine de pek değinilmemişti. Ben kaçırdım belki ama olması gerekirdi, açıklanması gerekirdi. Sonuçta kurgunun dayandığı temellerden biri bu olay. Daha fazla, daha ilginç şeyler öğrenmek isterdim bu durumla ilgili ama sığ kalmıştı dizide. İşte, yeni bir bedende yeniden doğuyorsun olup bitiyor, demeye getirilmişti sanki.

Bir de mesela, hani 30 yılın bunun için çok kısa olduğunu filan geçtim, Eun Tak'ın reenkarne olacağından da eminiz ya - çünkü mutlu bitmek zorunda! - zavallı melodramatik hayal gücüm onun kadın olarak, hatta insan olarak değilde  akçam yaprağı olarak, geleceğini bile düşündü. Ne epik olurdu düşünsenize.

Ama yok, çiftler birleşmeli ve hikaye mutlu sonla bitmeli. Kurgunun tutarsızlık ve boşluklarla dolu olması hiç önemli değil.

Dram işleyeceksen, cesur olup yazdığın hüznün de arkasında duracaksın ve reenkarnasyona da sığınmayacaksın! :D 

Ya arkadaşlar, hala yediremiyorum ama otuz yıl içinde, aynı bedende dönmek nedir Allah aşkına? 

Neyse, çok dolmuştum, içimi döktüğüm iyi oldu. Bu diziyi harika dizi müzikleriyle ve eşsiz arka plan hikayesiyle hatırlayıp son dört bölümü kafamdan silmek istiyorum. Oyunculara da hakkını vereyim, harika oynadılar.




Diziyi çok sevenler varsa lütfen taşlamalarımın kişisel fikrim olduğunu hatırlasınlar. Sevenlere saygım sonsuz tabii. :D 

İzlememiş olanlarsa, benim gibi böyle gereksiz uzatmalardan, sündürmelerden çok rahatsız oluyorlarsa 12. bölüme kadar izlesinler. Finali kendi kafalarında yapsınlar, daha rahat ederler.

Her şeye rağmen bu dizi şunu sordurdu; aşk her şeyi affeder mi?

Gidip I'm Sorry I Love You izleyesim ve gerçek dramın tadını çıkarasım var ama... Yürek dayanır mı?

OST'ı bırakayım, cidden güzeldi. Bu vesileyle iyi analım diziyi.




Siz Goblin'i izlediniz mi?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

6 yorum:

  1. İçimden sana siper olasım geldi şu an. Ne yaptın Gözde yürek mi yedin? :D Çatır çatır gömmüşsün diziyi helal olsun :D Ben Goblin'in en son 6. bölümünü izlediğim için hala iyi anıyorum diziyi ama finale kadar izleseydim herhalde ben de pek hoşnut kalmazdım diye düşünüyorum. Bazı senaristler dizi nasıl olsa fantastik mantığa ne gerek var diye düşünüyorlar galiba. Blood, Bride of the Water God falan da mantıktan pek nasibini almamış dizilerdi. Kore dizisi izlenilecekse en iyisi romantik komedi izlemek bu yüzden :D

    Goblin de bittiğine göre Muggle'ın sıradaki dizisi ne olacak peki? :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyuncuları, oynadıkları karakterleri çok ama çok sevdim ama derdim senaristle :D Cidden, benimle aynı eleştirileri yapan kimseyi göremeyince kendimi tutamadım, yazmazsam çatlardım amaa :D Blood cidden fena sallamıştı ve midemi bulandırmıştı kelimenin tam anlamıyla. Goblin'de de aynı duyguları yaşadım gerçi :D Sıradaki dizin Tunnel'dı, o bitti ve neyse ki Goblin'i yarattığı hoşnutsuzluğu silip attı - muhtemelen öneri yazısı gelecek.. Şimdi de While You Were Sleeping izliyorum, beş altı bölüm izledim, güzel gidiyor bakalım.. :')

      Sil
  2. Ablamın ve arkadaşımın çok önerdiği bir dizi Goblin, bu yüzden listemde. :) Yazını okumak iyi oldu, böylece beklentilerim biraz düştü. ;) Emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, beklentilerini düşük tutarsan bence daha çok keyif alırsın! Yine de umarım benden daha çok keyif alırsın :D Teşekkürleeer :')

      Sil
  3. Goblini çok beğendim önce bunu belirteyim :D Ama yazını okuyunca da sana hak verdim. Bence de son biraz zorlama olmuştu. Lakin ben takılmadım Koreliler son konusunda müthiş başarısızlar zaten :) Baştan sona kusursuz dizi izleyemiyoruz ki :)) Dizi çok övülünce böyle hissetmen çok normal tabi. Beklentin düşük olsa takılmazdın belki de. Birçok yönden o kadar sevilesiydi ki böyle şeyleri göz ardı ettim ben :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kore dizilerinin sonlarının hep kötü olduğu genellemesine katılmıyorum ben. Sonu gayet güzel ve olması gerektiği gibi biten diziler var zira, durum böyleyken ben göz ardı edemedim :D Bir de dediğin gibi çok övülmesinin etkisi de var.. Yine de bir kısmını keyifle izlediğim için güzel hatıralar bıraktı genel olarak tabii :')

      Sil