Türlerin Kökeni / Kim Bo-young | Bence Nasıldı?
Yaratılış hem bilimsel hem de dini-felsefi açıdan beni her zaman çekmiş bir konudur. Bu konu bağlamında tartışılan özgür irade meselesi de aklımı meşgul eder sık sık. Kitaptaki karakterler hem kendilerine, hem birbirlerine hem de biz okura işte bu konularda büyük sorular soruyor. Bu sorular üzerine öyle derin tartışmalar, yoğun düşünme süreçleri yok ama kitapta. Bazen sadece soruyu sorup bırakıyor mesela, sen artık durup kafa yoracaksın buna. Normalde bu belki çok tercih ettiğim bir şey olmaz, biraz kitap da karakter(ler) de irdelesin bu soruyu isterim ama bu kitapta hoşuma gitti bu durum benim.
Sorular da daha önce karşılaşmadığım, kendime sormadığım sorular değildi. Yine de yeniden, bu hikaye bağlamı içinde düşünmekten, bu bağlam özelinde bir daha değerlendirmekten çok keyif aldım. Bir de aslında bu felsefi soruları geleneksel, alışıldık şekilde sormuyordu yazar. Tersten, tünelin öteki ucundan, sayfanın arkasından soruyordu bu sefer. Bu da sorulara elbette yeni, yer yer farklı bir bakış açısıyla yaklaşmayı gerektiriyordu. Yani esasında bu tümden bir yeniden değerlendirme eylemi değil, bir başka gözle bir daha sorgulama eylemi oldu benim için.
Yazar belki bu soruları agnostik bir yerden soruyordu ve ima edilen cevaplar da belki o yere itiyordu okuru ama ben inanç penceresinden baktığım için bazı şeyleri daha farklı yorumladığımı düşünüyorum. Yazarın hiç kastetmediği şeyler aldım kitaptan (belki de kastetmişti - onunla konuşmadan bilemem). Bundan da son derece memnunum. Yazarların yazdıkları metinleri, okurun zihnine girdikten sonra kontrol edememeleri, metinlerinin yaratacağı çağrışımları engelleyememeleri, okurun bu metinden neler çıkaracağı konusunda denetimlerinin olmaması durumuna bayılıyorum. Çok garip.. Bir yazar olsam tek tek okurlarımın zihnine bakmak ve benim yazdıklarım onların kafasında nasıl yankı bulmuş, nelere bulaşmış, nelerle hemhal olmuş görmeyi çok isterdim.
Kim Bo-young kitabının benim zihnimde bıraktığı izi görse eminim çok şaşırırdı.
Not: kitabı okurken kafamda sürekli the fountain filminin müzikleri (clint mansell) çaldı. sonlara doğru bir ara lux aeterna da duydum gibi oldu. enfes bir okuma deneyimiydi.

Yorum Gönder
0 Yorumlar