Dune / Frank Herbert | Kitap Yorumu

 


Tam olarak sekiz yıldır merak ettiğim, okumak istediğim ama bir türlü sırası gelmeyen Dune serisinin ilk kitabını okudum sonunda. O zamanlar (2014) İthaki baskısı henüz yoktu sanırım ve mevcut baskıların kapakları da ilgimi çekmiyordu. Kapaklar beni cezbetmiyor diye okumayı ertelemiştim, evet. Ama hayır, normalde dış görünüşe öyle çok önem veren biri değilimdir.

Dune hakkında çokça övgü düzüldü. Birbirini tekrar eden ve onaylayan olumlu görüşler paylaşıldı. Özellikle filmin duyurusundan ve yayınlanmasından sonra şu birkaç yıllık sürede daha çok insan Dune okudu, okumayan bir ben kaldım hatta. Çok şey söylendi üzerine, çoğunluğu dediğim gibi takdir dolu yorumlardı. O yüzden burada kitabın en güçlü yanlarından tekrar bahsedip tekrar övmeye gerek görmüyorum. Evet, felsefe. Evet, politika, entrika. Evet, din. Evet, özgün bir evren kurgusu. Kısacası yapılan övgülerin çoğuna katılıyorum ve Dune'un neden bilim-kurgu edebiyatın mihenk taşlarından biri olduğunu anladığımı belirterek işin tatsız taraflarına geçmek istiyorum.

Birincisi, kitabın bende heyecan uyandırmaması. Merak unsurunu biraz yetersiz buldum. Her bölümü "acaba şimdi neler olacak" heyecanıyla okumadım, hatta böyle heyecanlandığım sadece birkaç nokta var. Konusu, karakterleri, dünyası vs. bunlarda bir sorun yoktu benim açımdan da ama bence sorun olay örgüsündeydi ya da olayların aktarılış şeklindeydi, tam olarak adlandıramıyorum. Akıcı olmasına akıcıydı hatta, çoğunlukla diyalog okuduk gibi geldi bana zaten. Dediğim gibi nedeni olayların sıralanış şekli de olabilir, anlatım şekli de. Benim için durum buydu. Heyecan eksik olunca benim için bir tık sıkıcı+yorucu bir okuma oldu diyebilirim.

İkincisi, kötü karakterin aşırı klişe bir kötü karakter olmasıydı. Adamın özelliklerini listeleyelim, hepsi basmakalıp kötü karakter özellikleri. Default bir kötü adamımız vardı yani, bu beni biraz güldürdü. Daha incelikli yazılmış, okuru biraz da olsun şaşırtan ve hatta korkutan (empati kurduğunda sempati duyduğunu fark etmenin korkusu) bir karakter olsun isterdim. Bu eleştiri zaten getirilmiş gördüğüm kadarıyla. Fazla söze gerek yok.

Üçüncüsü, ama aslında en önemlisi, yaklaşık iki sene oryantalizmle ilgili okumalar yapmış olmamdan kaynaklanıyor biraz. Belki o okumaları yapmasaydım bu kadar pimpirikli yaklaşmazdım kitaba/kitaplara. Sadece şu kadarı bile yeterli aslında:   Baharat adı verilen çok değerli bir maddeye sahip bir gezegen. Gelişmiş başka gezegenler tarafından sömürülüyor. Gezegenin yerlileri "gelişmemiş, yabani" olarak görülüyor, onlar da sömürü ve hor görü altında. Sözüm-ona gelişmiş başka bir gezegenden gelen biri onların kurtarıcısı oluyor.  Tanıdık gelmiyor mu?

Kitap aslında olmuş olanları ve olmakta olanları anlatıyor - işte Çöl Gezegeni = orta doğu, baharat = petrol, Fremenler = sömürülen orta doğu halkı vs vs. Aslında bu bağlamda yeni ve farklı bir şey anlatmadığı gibi bir de oryantalist izler taşıyor kitap. Muad'dib, Arapça "öğretmen" olan bir kelimeden türetilmiş, keza sözcük Fremenler için onlara sert çöl koşullarında yaşamayı, hayatta kalmayı öğreten çöl faresi anlamına geliyor. Kitapta geçen tek Arapça kelimenin bu olmadığını da biliyoruz. Doğunun - pardon, Dune'un - (batının gözündeki ) egzotikliğini/yabancılığını/ötekiliğini yansıtmak için neolojizm kullanmak. Oryantalist metinlerin ortak özelliği gibi bir şey bu. Burada bu Arapça-temelli yapılmış, açık seçik, gayet net. Özellikle "cihat" epey gözümüze sokuluyor. Kan, vahşet, kaos bağlamında. Tekrar edilen, pekiştirilen bir imge daha.

Şöyle bir baktığımda bu konunun tezlere ve kitaplara konu olduğunu gördüm, şaşırmadım çünkü gerçekten incelenmesi, sorgulanması, eleştirilmesi gereken, ciddiyeti olan bir mesele. 

En çok bu üçüncü sebep yüzünden, ama kararımda ilk ikisinin de büyük etkisi olduğunu da belirterek devam kitaplarını okumaya pek gönüllü olmadığımı söyleyebilirim. Sekiz yıldır merak ettiğim bu seri giriş kitabıyla beni biraz hayal-kırıklığına uğrattı. Aldığı övgüleri neden aldığını anlıyorum, dediğim gibi ama işin bir de şu "beyaz kurtarıcı" tarafı olması canımı çok sıkıyor. 

O yüzden elveda Dune. Benden bu kadar. Seni sevenlerle sonsuz mutluluklar.


Yorum Gönder

6 Yorumlar

  1. Listemde yoktu, isabet olmuş o zaman:)

    YanıtlaSil
  2. Kitap okumayı seven birisi olarak bu yorumdan sonra vaz geçtim. RÜZGARIN ADI Patrick Rothfuss New York Times Bestseller en son okuduğum kitap fantastik bir kitap.... Teknoloji severleri bloğuma beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak ettiğim bir kitap ama serinin devamı bir türlü gelmiyor diye biliyorum...

      Sil
  3. Bu tür işaretler bazen eleştiri olarak da yorumlanabiliyor, İlkay. Güzel bir noktaya değinmişsin. Ben de kitabı okurken acaba eleştiriyor mu yoksa yine senin dediğin gibi çok da politik bir yorumda bulunmayıp olanı eserine mi yansıtıyor diye düşündüm ama bence Dune'da (en azından birinci kitapta) bariz bir "beyaz-kurtarıcı" güzellemesi var. Bütün iyi özellikler bu kurtarıcı üzerinde toplanmış, insanlar ona hayran, adeta tapılan bir figür. Bu durumu eleştirir tek nokta göremedim ben kitapta. Sömüren ve sömürülen olarak iki taraf var ve sömürülenin bu konumdan kurtulmak için sömüren toplumdan bir kurtarıcıya ihtiyacı var - ayrıca o kurtarıcının amacı salt onları kurtarmak da değil - işin içinde büyük oranda kişisel hisler de var (intikam almak istiyor). Hal böyle olunca iyimser bir gözle bakamadım ben bu duruma. Baskı farkları meselesine gelince... Hiçbir fikrim yok ne yazık ki. Ben de kütüphanede bulamıyordum son baskısını ama işte geçen ay denk gelince hemen alayım dedim. Senin de okumak istediğini, aradığını bilseydim haberleşirdk direkt sana verirdim.. :/

    YanıtlaSil
  4. Çok duydum bu kitabı, ellerine sağlık

    YanıtlaSil