Teşekkürler, teşekkürler! Sağ olun, sağ olun...

Öncelikle ben de kendimi azmim, çalışkanlığım, sabrım ve metanetim için alkışlıyor, gönülden kutluyorum. Alkış, alkış, alkış!

Hogwarts ahalisinin neden beni bu denli coşkuyla tebrik ettiğini açıklayayım: artık o kadar da kısmetsiz değilim!

Her şey bir gün otobüs beklerken üstüme bir kuşun pislemesiyle başladı, en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü geri dönüp bakınca son zamanlarda başıma gelen güzel şeylerin başlangıcı o an gibi görünüyor. Tabii o zaman bunun farkında değildim, o kadar insan içinde o kuşun benim üstüme pislemesi kendimi şanssız ve değersiz hissettirmişti. Şimdi o kuşa, her neredeyse, şansını bulaştırıcak kişi olarak beni seçtiği için çok teşekkür ediyorum. Umarım uzun yıllar özgürce uçar.

Güzel şeylerden bahsedelim, ne de olsa üzüntü, keder paylaştıkça azalır, mutluluk paylaştıkça çoğalır.

Son aylarda, her fırsatını bulduğumda yakındığım, beni derinden üzen okuyamama durumumu artık atlattım. Bu sorunu yaşayan insanların okuyamamanın üstesinden birkaç ay, hatta belki yıl gelemediğini okuyunca, dinleyince inanmazdım. Yılın başından beri bana musallat olan bu uğursuzluk sonunda benden sıkılıp başka birinin başına dert olmaya karar verdi (canım talih kuşum sayesinde). 

Bu ay tam 10 kitap okudum. 1500 sayfada fazla ve bu kitapların çoğu da kurgu dışı, keyif almak amaçlı değil ilim-irfan sahibi olmak amaçlı :D Yılın geri kalanında bu rakama ulaşacağımı sanmıyorum, tabii bu gazla kendimi şaşırtabilirdim de, bu yüzden Mayıs'ı bu yılın altın ayı ilan ediyorum. On bir ayın sultanı: Mayıs. Muhteşem Mayıs. 2019'un Prensesi Mayıs. CanıMayıs. 

Eskiden olmayan pantolonlarımın içine artık girebiliyor olmam gibi ufak tefek başarılardan bahsetmeyeceğim. 

Taaa önceki yazılarımda odamı değiştirdiğimden bahsetmişimdir mutlaka. Şubat ayında filandı galiba. O zamandan beri de yeni odama alışamadım. Hatta zaman geçtikçe alışacağıma soğudum odadan. Kendiminmiş gibi hissedemiyordum, orada zaman geçirmekten hoşlanmıyordum filan. İyice çaresiz hissetmeye başlayınca ev değiştirme konusu gündeme geldi. Hah! Başka bir şey dileseydim keşke diyeceğim ama o dileklerim de yerine çok geçmeden geldi.

Şimdi devam etmeden sizden bir şey istiyorum, Allah aşkına maşallah deyin, olmadık yere nazar değsin istemem. :D

Üçüncü sınıftan beri yayınevlerine deneme çevirileri gönderiyorum ama tahmin edersiniz, üçüncü sınıf öğrencisiyken pek ciddiye alınmıyordum. Mezuniyetim yaklaştıkça yayınevlerinden geri dönüşler almaya başladım, hem de sanki sözleşmişler gibi aynı dönemde birden fazlasından birden. (Ne?) Bu konuda öğrencilik zamanında (kendimi çoktan mezun ettim) kurduğum hayallerin suya düştüğünü, piyasanın beni hayal kırıklığına uğrattığını itiraf etmeliyim. Bu da başka bir yazının konusu aslında: hayallerimi yıkan piyasa şartları.

Çok sevip büyük saygı duyduğum bir hocamın vesilesiyle başvurduğum bir yayınevinden olumlu dönüş aldım. Önce bir deneme metni çevirdim, beğenildi. Geri kalanını da çevirmem için bir sözleşme imzaladık. Okuyan Muggle, Çeviren Muggle olma yoluna girdi bile dostlar! Belki de seneye bu zamanlar, iyimser oluyorum, Okuyan Mugglenız tarafından çevrilmiş bir kitabı okuyup o minnoş bloglarınızda yorumluyor olacaksınız. İnşallah diyelim mi? Bence diyelim. 

Çevireceğim kitap da Nietzsche'den Antichrist (Deccal). Çevirin çıksın okurum diyenler el kaldırsın da biraz gaza geleyim :D

Bu bu yılın şimdiye kadar ki en iyi haberiydi. Bütün yılı kurtarabilir de belki. Aynı yıl içinde çevirim basılırsa başka tabii.

Bu arada geri çevirdiğim bir teklif de oldu ama her ne kadar şartlarda anlaşamasak da bu teklif özgüvenimin artmasını sağladı. Bardağın dolu tarafı filan işte, anlarsınız.

Bir de geçen yazılarımda şikayet edip durduğum sınavı da atlattım bu ayın başında, hatta sonucu bile geldi. Kendimi bu sınav için çok büyük strese sokmuştum ki üniversite sınavı için bile kendimi psikolojik olarak  bu denli hırpalamadım ben. Sonucu da istediğim gibi geldi, daha iyisi olabilirdi evet ama almayı dua ettiğim puandan bir puan fazla aldım. Daha ne olsun, nankörlük yapacak halim yok, şükürler olsun.

Kısacası bu ay o kadar güzel şey oldu ki artık kısmetsiz bir muggle olarak görmüyorum. Umarım bu durum geçici bir şey değildir, umarım o kuş hala keyifle uçuyordur, uzun bir süre de uçmaya devam eder. 

Mayıs gerçekten güzeldi, öyle ki Game of Thrones'un son sezonu bile keyfimi o kadar kaçıramadı (ki zaten böyle olacağını biliyordum ha ha ha). 

Hala demediyseniz nolur maşallah deyin, aman nazar değmesin deyin. 


Siz bu sıralar neler yapıyorsunuz?

Ne var ne yok?

Benimle paylaşın!