22 Mayıs 2017 Pazartesi

Ne Var Ne Yok? | Mayıs 2017 // Yeşil Kahve, Yıktığım Ön Yargılar ve Eurovision 2017



Bu yazı dizisini de ay atlamadan tıpkı raporlarım gibi düzenli yazmak istiyorum ama arada bir atladığım oluyor işte. Nisan ayı yazısı yok, çünkü Nisan ayı, eğer raporunu da gördüyseniz, tamamen dizi izlemekle geçti :D

Nisan ayının sonunda bir diyete başlamıştım. Aslında öyle çok zorlayan, aç bırakan, insana lanet okutan bir diyet değildi. İlk günler de evet, biraz tuhaftı. Sanki hiç doymuyor gibi hissediyordum kendimi ama artık o his yok neyse ki. Şekeri, tuzu ve yağı bıraktım. Ekmeği zaten uzun süre önce bırakmıştım. Benim için en zoru şeker oldu çünkü çayı şekersiz iç deseler ölürüm daha iyi. Ona da alıştım :D Çikolatadan vazgeçemediğim için haftaya bir kereye düşürdüm, artık onu da aksatmaya başladım. Akşamları bir saat, çok yorgunsam en az yarım saat yürüyüş yapıyorum. Dersler, finaller bitince sabah-akşam yapacağım inşallah. 

Bir de ekstra olarak çok övülen yeşil kahveyi deniyoruz annemle. Her gün mutlaka en az bir fincan içiyoruz. Tadı önce pek güzel gelmese de sert olmadığı için içilebilir bir kahve bence. 

Kimisinde işe yarıyor, kimisinde yaramıyor bir de mesela. Ben de içmeye başlarken hiç umutlu değildim zira benim çok yavaş bir metabolizmam var. Ama yaradı sanki, zor kilo veren biri olduğum için ben sonuçtan memnun kaldım. 

Bu kadar çabanın sonunda ne mi oldu? Neredeyse üç hafta oldu diyete başlayalı ve dört kilo verdim. Amaçladığımdan biraz az ama daha ayı doldurmadım ve bir ayda beş kilo vermek istiyordum. Umarım hedefime ulaşabilirim. 


Henüz ayın bitmesine sekiz gün olmasına rağmen benim bu ayki beşinci kitabı okumuş olmam. Evet, küçük şeylerle mutlu oluyorum, napayım? Ayda on-on beş kitap okuyanlar var aramızda ama, özellikle okul döneminde ayda dört kitabı zar zor okuduğum için bu sayıyı aşmak benim için büyük bir başarı şu an için. Umuyorum bu sekiz güne iki kitap daha sığdırabilirim. 

Şu an İhsan Oktay Anar'dan Kitab-ül Hiyel'i okuyorum. Yazarla Puslu Kıtalar Atlası'nı okuyarak tanışmış ve kendisine, kalemine, anlatımına hayran olmuştum. Bu kitabın başı biraz karışık gelse de bana sonrasında kurgu beni içine çekti neyse ki. Hatta ben okumayı bırakma noktasına bile gelmiştim, sizde de öyle olursa sakın pes etmeyin!

Ramazan geliyor, hatta kapıda ve ben çok heyecanlıyım. Bir kısmı sınavlarla geçecek ama endişe etmiyorum çünkü geçen sene de böyle olmuştu ve altından kalkmıştım. Tek kaygım ramazan ayının diyetimi olumsuz etkilemesi sanırım. Onu da bir şekilde oruca uyarlamaya çalışacağım. Hem artık karpuz var, kilo vermek daha kolay olacak onun sayesinde.


Ramazanda okunacakları bir derleyip toparlamam, yazıya dökmesem de kafamda bir liste yapmam lazım çünkü çok seviyorum Ramazan ayında kitap okumayı. Oruçlu oruçlu ne okusam diye de düşünmek istemediğimden okunacaklar hemen elimin altında beklesin istiyorum. Belki blogda da paylaşırım bu listeyi. Hatta ilk haftasında finallerim olmasaydı maraton yapmayı bile düşünebilirdim ama... Nasip :D

Bu arada önceki yazılarımda ön yargılarımı yıkmak istediğimden filan bahsetmiştim hatta bunun ilk adımı da Puslu Kıtalar Atlası'ydı. Bu konuda da biraz ilerleme kaydetmiş sayılırım. Blogumu takip edenler de bilir ben genelde çeviri eserler okuyorum. Klasik Kitap Okuma Maratonu'm sayesinde yerli klasikleri de okumaya başladım yavaştan. Fakat çağdaş yerli eserlerimizi okumaya hiç yanaşmıyordum. 

Puslu Kıtalar Atlası'nı da okumaya karar vermem, yazarın üslubunun Marquez'e benzetilmesiydi. Yoksa bunu duymasam yine okumazdım belki de. 

İyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasına giren Puslu Kıtalar Atlası hakkındaki düşüncelerimi şu yazıda bulabilirsiniz...


23 Nisan'da Nil Karaibrahimgil İzmir'deydi. Kardeşimde büyük hayranıdır, tutturdu sen de gel diye. Ben de kıramadım, malum bayram, üzmeyeyim kardeşimi dedim. Gittik tabii, ben bilmediğim için şarkılarını sap gibi dikildim, kardeşim coştu. Arada birkaç şarkısının nakaratına eşlik ettim onlar da herkesin bildiği, Kek, Bütün Kızlar Toplandık filan işte. Fakat genel anlamda sanki Nil'i ilk kez dinliyordum. Şarkıları çok hoşuma gitti, çok anlamlı geldi bana. Kendisi de şarkıları kadar samimiydi. 

Üstesinden geldiğim bir başka ön yargı ise yine müzikle ilgili. Zaten benim en büyük ön yargılarım, film, müzik ve kitaplarla ilgilidir. İnsanlara karşı büyük ön yargılar beslemem, neyse ki.

Geçtiğimiz haftalarda Harry Styles, Harry Styles adıyla - yalnız egoya gelin - bir albüm çıkarttı. Sanırım bunların grubu dağıldı, bir şey oldu. Aslında ilk önce olayı pek anlamasam da sonradan belki de verdikleri en iyi karar olduğunu söyleyebilirim :D

One Direction şarkıları bana çocuk şarkıları gibi geliyor, seven çok biliyorum ama bana hitap etmiyordu. İşte bu yüzden Harry Styles albümüne de temkinle yaklaştım, bakın ön yargıyla demiyorum :D

Gruptan sadece Harry Styles mı ayrıldı, yoksa hepsi koptu gitti mi bilmiyorum ama Harry'nin kendini çekip çıkarması iyi olmuş bence, eğer böyle bir müzik tarzı varsa grupta yazık ediyormuş kendine. Bence, tabii. 


10 şarkılık albümdeki bütün şarkıları beğendim ve dürüst olmak gerekirse bu kadar iyi olacağını da beklemiyordum. Sanırım bu albümle en büyük ön yargılarımdan birini de yıkmış hatta ezip geçmiş bulunuyorum. 

En son her şarkısını ayrı ayrı sevdiğim Divide'ı dinlemiştim. Aradan çok zaman geçmeden yeni bir müzik keşfetmenin memnuniyetini yaşıyorum. Umarım çizgisini bozmaz ve böyle ilerler de dinlemeye devam ederim ben de.

Sizin de böyle popüler gruplara karşı benim gibi bir antipatiniz, peşin hükmünüz varsa Harry Styles'ın albümüne bir şans vermenizi tavsiye ederim. Hayır, ne kaybedersiniz ki? Ben bir şey kaybetmedim, aksine güzel şarkılarla karşılaştım mesela :D

Bir tanesini hemen paylaşayım, dinleyin, kendi kararınızı da kendiniz verin. Elinizi de vicdanınıza koyun ama çocuk eski grubunun tarzından cidden sıyrılıp yeni bir başlangıç yapmış :D

Not : Hangisini paylaşacağıma karar veremiyorum, düşünün :D


Keşke her şey konusunda bu kadar ön yargısız olabilsek, olabilsem. Gerçekten de bir denemekten ne zarar gelir? Üç dakikalık bir şarkıyı dinleyip mantıklı bir fikir edinecekken neden dinlemediğimiz, okumadığımız, izlemediğimiz ve hatta tanımadıklarımız hakkında peşin hüküm sahibi olmayı tercih ederiz? 

Kamu spotu gibi bir yazı oldu ama haklıyım, değil mi? 

Yazı çok uzun oldu farkındayım ama Eurovision'dan da bahsetmek istiyorum. 



Bu sene şarkıları önceden dinlemedim, Youtube bildirilerini görmezden geldim. Azerbaycan'ın şarkısını bile yarışma sırasında dinledim. Hatta çeyrek ve yarı finali dahi izlemedim finalin heyecanı kaçmasın diye düşünün. 


Neyse, final akşamı büyük bir hevesle izlemeye başladım yarışmayı. Ukrayna'nın hazırladığı kısa filmleri sevmedim ben. Sıradaki ülkenin sanatçılarıyla hazırlanan bu kısa filmlerde ben o ülkenin kültürel ögelerini görmek istiyorum. Bu konuda beğenimi kazanamadı yani. 

Yarışma esnasında yani oylamalara geçmeden ben nedense birincinin Fransa olacağını düşünmüştüm. Annemle babam Fransa'nın şarkısını çok beğendi. Benim favorim ise Azerbaycan ve İspanya'ydı. 

Halk oylaması öncesi, yani jüri oylamasında İspanya sonuncu oldu, hem de 0 puanla. Yani iyi ki favorim oydu, onlara bile kötü şans getirdim :D

Sonra dedim ki bari Fransa alsın, çünkü onun da şarkısı fena değildi. Ama gittiler, Disney filmlerinden fırlama bir şarkıyı birinci yaptılar :D Aslında kötü değildi şarkı, ben şahsen genel olarak beğendim ama ne bileyim. Şarkıyı söyleyen çocuğun tavırları, tripleri hiç hoşuma gitmedi. Özellikle on iki puan sevincini hiç yaşamaması ve salak salak hareketler yapması çok sinirime dokundu. Sanki sonucu biliyor gibi rahat ve umursamazdı yani. Belki de biliyordu?

Neyse, bu yılki Eurovision vasattı kısacası. Burda da gönlümün birincisi İspanya'nın şarkısını paylaşıyorum, içimde kalmasın. 



İşte böyle, ruh halim iyi. Haftaya finallerim başlıyor, sonrasında da ruh halimin iyi kalmasını diliyorum. Bu yıl, yani okul yılı çabuk geçmiş gibi geliyor bana. Düşünsenize iki hafta sonra, özgürüm!

Yaz için harika planlarım var. Okumayı devamlı ertelediğim serileri okumayı düşünüyorum. Harika plan anlayışım bu, evet :D

Şimdiden herkese hayırlı Ramazanlar!

Sizde ne var ne yok?

10 yorum:

  1. İnşallah kısa sürede istediğiniz kiloya kavuşursunuz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin,inşallah.. Çok teşekkür ederim :')

      Sil
  2. İşte beklenilen yazı :D Uzun olmuş ama hiç sıkılmadan sonuna kadar okudum ^^ Bu ay ben de 4 kitap bitirebildim anca. 5.'side yolda ama sınavlardan okunmuyor malesef. Ramazan için ben de mi okunacaklar listesi yapsam diye düşündüm bir an. Ramazan'da daha bir güzel, daha bir verimli oluyor benim için kitap okumak. Harry Styles'in gruptan ayrıldığını, bir de üstüne albüm çıkardığını az önce öğrendim. Açıkçası hala daha pek bir beklentim yok (kimse alınmasın) ama sen beğendiysen ben de beğenirim gibi bir his var içimde :) Bu yılki Eurovision'u ben de hiç beğenmedim. Benim de favorim İspanya'ydı ne yalan söyleyeyim ^^ Umarım istediğin kiloya ulaşırsın. Çikolatayı azaltman sağlığın açısından da iyi olmuş. Keşke ben de biraz azaltabilsem şu meredi :D Finallerinde sana başarılar dilerim. Ben de 1 hafta sonra, hatta daha bile kısa bir süre sonra özgürüm. En azından bir süre için. Aman olsun buna şükür :D Neyse, yazılarından uzun süre mahrum bırakma bizi. Musmutlu, güzel günler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hiçbir konuda beklenti yapmamak en iyisi, belki beklentin olmadığı için beğenebilirsin, bende de öyle oldu çünkü. Hiç seveceğimi düşünmüyordum :D İspanya mı, yaa zevklerimizin aynı olmasına çok mutlu oldum İlkay. Sıfır puan alınca dedim bir ben mi beğendim :D Çikolata vazgeçilmezimdi ama vazgeçiyorum yavaş yavaş :/ Çok teşekkür ederim, yazı uzun olunca sıkılıp kimse okumaz sanıyorum ama senin böyle düşünmene çok sevindim ^.^

      Sil
    2. Puslu Kıtalar Atlası'na başladım, 69. sayfaya geldim bile. Yazarın farklı bir üslubu var ama güzel ilerliyor :)

      Sil
    3. Bakalım beğenecek misin, yorumunu merakla bekliyorum :')

      Sil
  3. Ramazan'ın gelmesine bir tek ben sevinmiyormuşum demek ki ay ne mutlu oldum Ramazan sevincini yaşayan tek kişi olmadığıma :D
    Valla senin bu uzun dediğin yazılarını cidden tek seven ben değilimdir herhalde.Okumaya başladığımda sanki bir gazetede köşe yazısı okuyormuşum gibi hemencecik bitiveriyor yazı.
    Bu arada finallerinde başarılar ^^ Umarıım hepsi iyi geçer.Ve hepsinden de geçersin ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa gerçekten mi, yirim ama :D Ramazan'ı cidden iple çekiyorum sanki ya, çok seviyorum ben. Yalnız değilsin bu konuda Ecrin, asla! Çok teşekkür ederim güzel düşüncelerin için ve amin :D

      Sil
  4. Tebrikler Gözde. Ben ortaokuldan beri zayıflamaya çalışan, verdiğini bir süre sonra geri alan biri olarak kilo veren insanlara çok imrenirim. Umarım istediğin kiloya ulaşırsın. Yeşil kahveyi hiç denemedim ama yeşil çayı öneririm sana. günde iki bardak içersen çok işe yarıyor. Tadını başlarda sevmeyebilirsin ama zamanla alışırsın. Bazen benim canım çekiyor, zevkine içiyorum.

    Nil Karaibrahimgil'i ben de çok severim. konserine gitmeyi çok isterdim. Kitabını da okumak istiyorum bir ara, güzel eleştiriler aldı.

    Geçen seneki Eurovision yazından sonra senden bu sene de öyle bir yazı bekliyordum. Yazmasan da yarışmayı izlemişsin.

    Bu sene okul yılı bana göre de çok çabuk geçti. Bir eylül ayını hatırlıyorum bir de ocak. Diğer aylar ne oldu, nasıl geçti bilmiyorum. Neyse ki artık öğrenciler okula gelmiyor, ben de sınıfta bol bol kitap okuyorum :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ablacım, aslında ben de çok zor kilo veren bir insanım ama bu sefer azmettim :D Yeşil çayı da deneyeyim o halde..

      Eurovision yazısını yazmadım çünkü, şarkıları önceden dinlememiştim... Bu yüzden tahminlerim, favorilerim de yoktu yarışmadan önce. Fakat bu sene anladım ki güzel olan favorin olan şarkıyı desteklemek ve öncesinde tahminler yürütmek, bu yüzden seneye önceden dinleyeceğim şarkıları :D

      Benim de finallerim var, daha da bir çabuk geçiyor şimdi günler :D Haftaya da özgürüm inşallah :D

      Sil