7 Aralık 2019 Cumartesi

Kasım 2019 | Aylık Rapor


Yine istediği kadar okuyamadığı bir ayı geride bırakan, okumaya çalışan ama okuma hedefine bir türlü ulaşamayan bu muggledan herkese selamlar!

Kasım ayı vizelerin olduğu aydı, o yüzden kendime çok yüklenmiyorum ama yine de okumaya daha fazla vakit ayırabilirdim gibi geliyor. Okuma konusunun dışında güzel bir aydı Kasım. Taşınmaya karar verdik tekrar, evimizden memnun olsak da komşular ve çevre konusunda çok sıkıntımız vardı. Karar verdikten sonra bir hafta içinde hoşumuza giden bir ev bulduk çok şükür. Şimdi toplanma telaşı başladı tekrar, altı ayda ikinci taşınmamız olacak bu. İnsan yoruluyor haliyle ama bir yandan mutlu ve heyecanlıyız da. Burada içimiz huzurlu değildi çünkü. Bu yorgunluğa değecek inşallah. Önümüzdeki hafta taşınıyoruz, bir aksilik çıkmazsa. 

Burs/kredi sonuçları açıklandı, yine burs hakkı kazanan talihlilerden biri olamadım. Krediyi de kabul ettim çünkü hem çalışıp hep okulu idare edebileceğim bir dönemde değilim şu anda. Tez döneminde belki ama ders dönemi gerçekten hem fiziksel hem de zihnen çok yorucu. Bir de odağımı yalnızca derse vermek istiyorum. Bir yıl daha böyle bakalım, sonrası için bakacağız...

Bir de -geçen ayın raporunda bahsetmemişim- Rusça kursuna başladım. Üniversiteden zaten temelim vardı, sonrasında da unutmak istemiyordum. Kurs filan bakınıyordum ama öyle ciddi bir araştırmaya girişmemiştim. Çok tesadüf oldu Rusça kursunu veren hocayla karşılaşmam. Halk eğitim merkezine başka bir iş için gitmiştim, nasip oldu. A2 kursuna yazıldım hemen. Ekim ayının ortasından beri devam ediyor kurs, harika gidiyor. Rusça'yı gerçekten çok seviyorum ve ilerletmek istiyorum. Haftada iki gün gidiyorum sadece ama biraz da kendim zaman ayırdığımda üniversitedeki derslerden öğrendiklerimin üstüne çok şey kattığımı düşünüyorum. Her dil insana yeni bir bakış açısı kazandırıyor, insanın ufkunu genişletiyor. 

Favori Rusça şarkılarımdan birini paylaşıyorum sizinle:




Ne Okudum?


Okumaya daha fazla vakit ayırabilirdim dedim yukarıda ama aslında bu ay en çok yaptığım şeylerden biri okumaktı. Sadece artık kurgu okuyamıyorum pek. Bu ayla birlikte bunun olumsuz bir şey olmadığını da kabullendim çünkü okurken keyif aldığım ve çok güzel şeyler öğrendiğim makaleler okuyorum. Bu yüzden az okuyorum diye yakınmayı Aralık ayıyla birlikte bırakacağım ve kurgu okuma çabalarım da son bulacak. Şimdi önemli olan alanımla ilgili okumalar yapmak, yeri geldiğinde kurgu da okunur nasıl olsa. 

*Suçlu Zevkler (Vampir Avcısı Anita Blake #1) / Laurell K. Hamilton
Anita Blake serisine başlamayı uzun zamandır istiyordum. Birinci kitabı okumaya başlamam da Lanetli Maratonun sonuna denk geldi. Güzeldi, okurken sıkılmadım en azından. Yalnız çok fazla şey yaşanıyordu ve çok hızlı gelişiyordu her şey. Bu da bir problem aslında çünkü bir olayı sindiremeden bir başkasını okuyunca olaylar karışıyor, insan takip etmekte zorlanıyor bazen. Bu yüzden her okuyuşumda bir önceki bölümün son birkaç sayfasına tekrar göz gezdirdim mesela. Devam ederim belki, vaktim ve hevesim olursa..

*Binbir Hayalet / Alexandre Dumas
Gotik Edebiyat Kulübümüzün kasım ayı kitabı Binbir Hayaletti. Beklentilerimi karşılayan bir kitaptı. Hakkında yazdığım yorumu şuradan okuyabilirsiniz.

*Şarkiyatçılık / Edward Said | 1. Kısım

*Türkiye'de Çağdaşlaşma / Niyazi Berkes | 1. Kısım
Ayın son on günü kaldığını gördüğümde bir panikledim çünkü bu iki kitabı da okuma gibi bir amacım vardı. On günde ikisini birden okuyup bitirmemin imkanı yoktu. Ben de böyle bir çözüm buldum, ikisine de başladım ve ikisinin de birinci kısımlarını okudum. Böylece Şarkiyatçılığın üçte birini, Türkiye'de Çağdaşlaşma'nın ilk 200 sayfasını okumuş oldum. İkisi de ufuk açan kitaplar, henüz bitirmememe rağmen önerebilirim.

*Palto / Gogol
Palto'yu da araya sıkıştırabildim çok şükür. Yorumu gelecek.



Ne İzledim?

Diziler

*Chernobyl (2019)
Yayınlandığından beri izlemek istiyordum, ancak bu ay nasip oldu izlemek. Bence izlemesi kolay, keyifli bir dizi değildi. Çok çarpıcıydı, hala izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız bekletmeyin daha fazla. 

*The Legend of the Blue Sea (2016)
Aslında hevesle başlamıştık ve keyifli keyifli izliyorduk ama bir noktadan sonra çok sıkmaya başladı dizi. Bence mantıksız kısımları vardı ve bunlar beni çok rahatsız etti. Tamam oyuncuları seviyorum, izlemeye de doyamıyorum ama kurgu zayıfsa bunlar benim için yeterli olmuyor izlemeye devam etmek için. 12 bölüm filan izledim sanırım, dizi de 20 bölüm. 20 bölüm bu diziye çok değil mi, izleyen arkadaşlar :D Hani diyorum ki kendi kendime kalan 8 bölümde ne anlatabilirler? Büyük olasılıkla yine boş sahne ve saçmalıklarla dolduracaklar...

*Atypical | 3. Sezon
Bu dizinin havasını çok seviyorum ben. Evet, hoşlanmadığım tarafları var ama akıp gidiyor izlerken. Tavsiye edebileceğim diziler arasında.

*Better Than Us (2018)
Kulağım azıcık Rusça duysun diye başladım ama sonra sardı dizi. Sonra biraz sıkmaya başladı bu da ama devam edeceğim çünkü asıl amacım diziden keyif almak değil kulağımı Rusça'ya alıştırmak. Yine de bu diziye de bir şans verin derim, oldukça ilginç.


Filmler

*Todos Lo Soben (2018)
Filmin sıkıcı olduğu başından belliydi aslında ama inatla izlemeye devam ettik. Konuya bir türlü giremedi. Konuya girdikten sonra da o konuyu hakkıyla işleyemedi sanki. Ben pek beğenmedim. Sonunda ne şaşırdım ne sevindim ne de herhangi bir şey hissedip düşündüm. 

*Fractured (2019)
Netflix yapımı olmasına rağmen güzel filmdi. Gerdi, meraklandırdı ve sonunda da şaşırttı. Bence kesinlikle izleyin.

*Je ne suis pas un homme facile (2018)
Okul için okumamız gereken bir makale bu film üzerineydi. Makeleyi daha iyi anlamak için filmi de izledim, iyi ki izlemişim. Güzel mesajları olan bir filmdi, bazı yerler abartılmış, zorlanmış belki ama genel hatlarıyla insanı düşündüren noktalara dikkat çekiyordu. Filmi izlemenizi öneririm, ayrıca bu toplumsal cinsiyet konusuna meraklıysanız, ilginiz varsa söz konusu makaleyi okumanızı da öneririm. Makaleye şuradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca çeviride toplumsal cinsiyet üzerine yazdığım yazıyı da buradan okuyabilirsiniz.

*To the Bone (2017)
Fragmanından etkilenip izlemeye başladım ama yarısına kadar anca gelebildim, sıkıldım ve kapattım :D

*Klaus (2019)
Şu sıralar duyduğum yeni animasyon ihtiyacımı karşılayan bir filmdi. Çok güzeldi, siz de ben gibi bir animasyon-severseniz mutlaka izleyin.





Ne yazdım?

Yine bloga istediğim kadar, gereği kadar vakit ayıramadım. Yalnızca tek bir kitap yorumu yazabildim: 

Binbir Hayalet / Alexandre Dumas | Kitap Yorumu



Ne Dinledim?

Şöyle bir baktığımda bu ay en çok dinlediğim liste, Anadolu Rock listem olmuş. Bunun içinde de en çok Erkin Koray dinlemişim. Yağmurlu havalarda filan onun şarkılarını dinlemek epey iyi geliyor bana, hoşuma gidiyor. Onun dışında yukarıda da paylaştığım Надежда (Nadejda) isimli Rusça şarkıyı neredeyse her gün birkaç kez dinledim. Bu şarkı bu dile olan hayranlığımı katlıyor. Charlotte Cardin'in sesine bayılıyorum, gerçekten. Kendisi çok bilinen bir sanatçı değil, Kanadalı. Fransızca şarkıları da var ve sesi benim için cidden muazzam. Onu çokça dinledim yine, özellikle Paradise Motion'a kafayı taktım yeniden. Şarkıyı dinlerken şey düşünüyorum mesela, "Bu şarkıyı söylerken ne rahatlıyordur, ne kadar iyi hissediyordur kendini". 

Bu yazıyı yazdığım 6 Aralık günü yeni bir tekli daha çıkarmış olan Harry Styles, Kasım'da da bir tane çıkarmıştı: Watermelon Sugar. Şarkıyı ilk kez stüdyo versiyonundan değil de canlı performanstan dinlemiştim ve hiç beğenmemiştim. Hani enstrümanlar filan arkada tıngırdıyor öyle kendi kendilerine, şarkı da vurgu yok ton yok gibi gelmişti - ki hala aynı şeyi düşünüyorum canlı performansıyla ilgili. Sonra karışık çal modunda o gelince geçmeye geçmeye alıştım şarkıya. Hatta son zamanlarda özellikle onu açıp dinler oldum. Bir önceki tekli olan Lights Up'ı da ilk zamanlar pek sevmemiştim. Şimdi ikisini de severek dinliyorum. Garip... Yeni teklinin (Adore You) de video klibi çok hoş olmuş. 

Film soundtrackı olarak da 君の名は (Kimi no no wa) müzikleri dinledim hep. İnsanı romantik bir moda sokuyor hemen şarkılar. Genel olarak favorim Your Name olsa da bu ay en çok Nandemonaiya'yı dinledim. İkisi de harika, diğer müzikleri de müthiş. Filmi tekrar tekrar izleme hissi uyandırıyor bende...



Sırada Ne Var?

Şu toparlanma-taşınma işlerinden dolayı hala aralık ayının ilk kitabına başlayamadım. Şimdilik, bir ders için de okumam gereken bir kitaba devam ediyorum, alanla ilgili bir kitap. Bu ay okuyacağım diğer kitapların hepsi de alanla ilgili kurgu-dışı kitaplar olacak. İstisna olarak Gotik Edebiyat Kulübü'nün bu ayki okuması olan Operadaki Hayalet'i okuyacağım. Okuyacağım tek kurgu bu olacak büyük olasılıkla bu yüzden yorumunu bloga yazmaya çalışacağım. 

Dün gece kardeşimle Marianne isimli Fransız yapımı, korku türünde olan bir dizi izlemeye başladık. Önerilerine güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesiydi dizi. İlk bölümüyle epey korkuttu, gerdi. Ona devam edeceğim, tabii korkudan izlemeyi bırakmazsam. Onun dışında yakın zamanda Crown'a başlamayı düşünüyorum. Arkadaşlarım epey övüyor, dikkatimi çekmeye başladı. 

Better Than Us'ı izleyip bitireceğim, o bitince Rusça dinlemeye devam etmek için başka bir Rus yapımı diziye başlarım diye düşünüyorum. Bunun için de Netflix'te Azap Yolları diye bir dizi var, gözüme o takılıyor. Ondan sonra ya da onunla birlikte de Sparta isimli diziye bir bakacağım aynı amaçla.

Şimdilik planım böyle. Taşınma işinin zorluğuna, yerleşme işinin ne kadar uzayacağına da bağlı tabii bunlar. İnternet taşınacak falan filan.

Kısacası bana şans dileyin ve sağlıcakla kalın!


Siz bu ay neler yaptınız?

Benimle paylaşın!