9 Ocak 2018 Salı

Duman ve Kemiğin Kızı / Laini Taylor | Seri Yorumu


Duman ve Kemiğin Kızı

(Daughter of Smoke and Bone)

Laini Taylor 

Çeviren : Uğur Mehter

Türü : Fantastik / Genç Yetişkin


Seriye Ait Kitaplar:

1- Duman ve Kemiğin Kızı
2- Kan ve Yıldız Işığı Günleri
3- Tanrı ve Canavarların Düşleri


Herkese yılın ilk kitap yorumuyla merhaba!

Yılın ilk, serinin son kitabını bitirir bitirmez seri hakkında düşündüklerimi bir yazıp dökeyim dedim. 

Aslında bir dönem, sanırım iki yıl kadar önce bu seri çok popülerdi. O yüzden bu türü sevip de hala okumayan kaldı mı pek emin değilim. Okumayanlar da mutlaka adını duymuştur, seriden haberdardır yani.

Seri aslında bir üçleme, üç kitaptan oluşuyor. Bunlar : Duman ve Kemiğin Kızı, Kan ve Yıldızışığı Günleri, Tanrı ve Canavarların Düşleri.

Hikayeden kısaca bahsedecek olursam;

İlk kitapta olaylar esas kızımız olan Karou'nun etrafında şekilleniyor. Karou on yedi yaşında, Prag'da yaşayan bir genç kız fakat tabii ki sıradan bir genç kız değil. Karou'nun iki farklı yaşamı var. Birinde Prag'da yaşayan sanat okuyan bir öğrenciyken, diğerinde Brimstone'un yanında çalışır. Brimstone insanlara dişler karşılığında dilekler veren bir kimeradır. Karou gerçek dünyada Brimstone ile iş yapacak, diş karşılığında dilek satın alacak kişiler bulmakla, onlarla Brimstone arasındaki iletişimi sağlamakla görevlidir.

 İlk kitabın ilk yarısının biraz sıkıcı geçtiğini hatırlıyorum, fakat yazarın diline, karakterlere ve oluşturulan dünyaya adapte olduktan sonra kitap gayet akıcı olmaya başladı benim için. Ayrıca olayların ilginç bir hal almaya başlaması ve önce düğümlenen, soru işareti oluşturan şeylerin çözülmeye ve aydınlanmaya başlamasıyla okuru kitaba, hikayeye, karakterlere iyice bağladı bence yazar ilk kitabın ikinci yarısında. İlk kitabını geçen sene bu zamanlar, Almanya'dayken okumuştum ve kitaptaki atmosfer bu yüzden çok hoşuma gitmişti. Hatta kitabın son sayfalarını oradayken gidip zaman geçirmeyi çok sevdiğim şehir kütüphanesinde bitirmiştim.

Kitaba başladığımda hikayenin tanrısal bakış açısından yazılmış olması beni biraz tereddüte düşürdü. Bu türde okuduğum diğer kitaplar, Açlık Oyunları, Uyumsuz gibi seriler hep ana karakterin ağzından anlatıldığından ilahi bakış açısını yadırgıyorum çünkü bu şekilde yazmanın, anlatmanın daha zor olduğuna inanıyorum kendimce. Yazarı da tanımadığımdan bunu başarmış olduğu konusunda şüphelerim vardı.

Fakat söylemeliyim ki anlatımı çok çok iyiydi. Aynı şekilde yazılan Harry Potter kadar güzeldi hikayenin aktarılışı. O konuda benim gibi düşünüyorsanız korkunuz olmasın. 

Seri ile ilgili güzel olan bir diğer şey ise bence kurgusunun özgünlüğü. İyi-kötü kalıplarının sınırlarını kaldırıp görünenin aksine iyi ve kötüye farklı bir bakış açısı getiriyor bence yazar. Yarattığı dünya, bu dünyanın sakinleri yine kendine özgü ve hayranlık uyandırıcı. Hikaye devam ettikçe olayların yalnızca Karou'nun etrafında gelişmemesi, sadece onu merkeze almaması da bence çok yerindeydi. 
İlk kitaptan sonra yazar daha farklı karakterleri hikayeye dahil edip onların gözlerinden de hikayeyi bizlere aktarmaya devam ediyor. Can alıcı kısımlarda bakış açısının değişmesi kimi zaman beni meraktan çatlatsa da bu merakı ve ilgiyi canlı tutmak adına seçilmiş bir yöntemdi bence ki işe yaradı. 

Bu bağlamda, bu tür serilerde ana karakterler olan esas kız/oğlanın yanında farklı karakterlere odaklanılması ve onların karakter gelişimlerine de yer verilmesi çok hoşuma gidiyor. Öyle ki genelde ben serilerde merkez karakterlerdense derinine inilen yan karakterlerden birini çok seviyorum. 

Bu karakter Ölümcül Oyuncaklar'da benim için Simon'dı. Duman ve Kemiğin Kızı'nda ise en sevdiğim karakterler Liraz ve Ziri oldu. Sebeplerinden spoiler kısmında bahsedeceğim. 

Seriyle ilgili olumsuz nitelendirebileceğim pek bir şey yok. Olanlarsa detaya girdiği için burada bahsetmeme de gerek yok. Yalnızca son kitapta çeviri ile ilgili biraz sıkıntı olduğunu sezdim. Yanlış ya da hatalı olduğunu düşündüğüm yerler olmadı, bunun yerine düzeltme konusunu yayın evi biraz boşlamış gibi, son okumada gözden kaçan şeylermiş gibi geldi bana. Özne-yüklem uyumsuzlukları gibi çeviriden değil de düzeltmenin yetersizliğinden kaynaklı bir sorundu bence bu. Bunu ilk iki kitapta görmedim, yalnızca son kitap sanki biraz yayınlanmak için aceleye getirilmişti belki de. 

Bu yalnızca benim tahminim tabii ki.

Seri genel olarak konusu, karakteri ve hikayesinin aktarılışı açısından üst sıralarda yer alacak kaliteli bir seri bence. Bu türde kitap okuyanların mutlaka seveceğini düşünüyorum. Öyle güzel ki yazar üç kitap değil bu hikayeyle altı kitap bile yazabilecekken her şeyi tadında bırakıp harika bir şekilde sonlandırdı kitabı. Bu benim için çok büyük bir artı. Konuyu sündürüp birkaç kitap daha çıkarmak için, ticari kaygılarla hikayeyi uzatan yazarlardan hiç haz etmiyorum. 

Duman ve Kemiğin Kızı olması gerektiği gibi biten, hatta tadını damağınızda bırakan bir seri. Üç kitaplık, içinde hem aksiyon hem de romantizm barındıran büyülü bir hikaye. 

Muggle tavsiye ediyor!



Yazının bundan sonrası kitaplar hakkında detaylar içermektedir.

Serinin en sevdiğim kitabı ikinci kitaptı. İlk sayfadan son sayfaya kadar büyük bir merak ve hayret içinde okudum Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ni. Ayrıca çok fazla beklemediğim şey oldu. Özellikle sonları muhteşemdi. Karou ve Akiva'nın ayrı olması ve ikisinin arasındakilerin nasıl düzeleceğini merak etmek okumayı daha keyifli hale getirdi benim için. Vıcık vıcık aşk yerine melodram okumayı daha çok sevdiğim için aşıkların ayrı kalması ve aralarındaki yanlış anlaşılmaların çözülmesini beklemek beni sıkmadı, aksine ikinci kitabın favorim olmasını sağladı. Ayrıca ikinci kitapta Ziri ile tanıştık, dediğim gibi kendisi en sevdiğim iki karakterden biri.



Üçüncü kitapta ise hoşuma gitmeyen çok şey vardı aslında. Sonu o kadar güzel olmasaydı çok taşlardım kitabı ama sonuyla gönlümde taht kurdu. 

Yine de birkaç şey söylemeden geçmek istemiyorum.

Öncelikle Jael'in kısımlarının daha aksiyonlu, daha kanlı ve daha ilginç olmasını bekliyordum ama dünyaya geldikten sonra yaptığı tek şey bir otel odasında beklemek oldu. Ayrıca Jael'in yakalanışı, Eretz'de pusuya düşürülmesi filan da çok basit geldi bana. Kitabın başından beri yapacaklarından korkulan, daha öncesinde de millete kan kusturan adam bu muydu dedirtti.

Bu açıdan biraz hayal kırıklığına uğradım. 

Kirin Mağaralarında geçen kısımlar en sevdiğim kısımlardı sanırım. Kimera ve melekler arasındaki gerilim, savaş planları, ittifak oluşturma çabaları filan derken kitabın ortaları su gibi aktı. Bir ara artık meraktan bölüm adlarını bile okumadan diğer bölüme geçtiğimi fark etmiştim. 

Eliza ve Razgut'un hikayesi bende tam oturmadı. Anlayamadım yani o 12 meleğin ve bağların olayını. O kısımları bir kez daha okumayı ya da yabancı forumlardan araştırma yapmayı düşünüyorum. 

Karou ve Akiva arasındaki romantizm nedense beni baydı bu kitapta. Özellikle sonlara doğru devamlı yalnız kalma çabaları filan sıktı beni. Bunun sebebi de büyük ihtimalle onları sollayan bir çiftin ortaya çıkmasıydı : Liraz ve Ziri. Akiva&Karou romantizmi okumak yerine bu son kitapta yeni filizlenen bu aşkı daha fazla okumak istemiştim. Hatta bittiğinde yeterince Liraz&Ziri aşkına boğulmadığım için yazara biraz sitem etmedim değil. Bu çifte doyamadım ve ikisi üzerine bir kitap yazsa hemen üstüne atlarım o derece seviyorum bu ikisini.

Üçüncü kitaptaki bu gelişme için bile seriyi okuduğuma memnunum. Benim için Akiva ve Karou'dan bile daha epik onların aşkı. İkisi de çok acı çekti, ikisi de evlerini kaybetmiş iki ruhtu ve yuvalarını birbirlerinde buldular. İkisi arasındaki o kısacık diyalogları okurken dahi içim eridi. Gerçekten muhteşemler ve bu seriyi güzel kılan şeylerden biri bu çiftti bence.

Mekanlar harikaydı. Yine ikinci kitabın geçtiği yer, Fas dünyada görmek istediğim yerler arasında. İkinci kitabı çok sevmemin nedenlerinden biri de bu olabilir. Meleklerin dünyaya geçtiği portalın Özbekistan'da olması filan çok hoş ayrıntılardı, klişeleri yıkmıştı bence. 

Stelyalılar hakkında daha çok şey öğrenmek, hikayelerinin detaylandırılmasını isterdim. Ama dediğim gibi seri tadında bitti ve bununla hayran bıraktı.

Şimdi gidip Liraz&Ziri fanfictionları aramaya koyulacağım, çünkü dediğim gibi DOYAMADIM.


*Görseller alıntıdır.

* Popsugar Reading Challenge 2018 : 2017'de Okumak İsteyip Okuyamadığın Bir Kitap 


Siz Duman ve Kemiğin Kızı serisini okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!





10 yorum:

  1. Bir kiatabın 20 sayfası beni çekmedi ise onu kenara alıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonradan açılan çok güzel kitaplar oluyor ama :D Yine de ben de filmler için aynı şeyi yapıyorum, o konuda sabırsızım :D

      Sil
  2. bi ara baya baya popülerdi yaa çok üzülüyorum 3-5 ay yere göğe sığdırılamayıp sonra bir anda hiç var olmamış gibi unutulan kitaplar için, tüketim toplumunun etkileri işte.. ama sen seriyi ne güzel yaşatmışsın bak, kitabı okumadığım halde spoilerlı anlatımlarını bile keyifle okudum :) karou merak ettiğim bir karakterdi ama liraz ve ziri daha da merak ettiğim karakterler oldular :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bence de çok üzücü bir durum :/ Yine de keyifle okumana çok sevindim ^.^

      Sil
  3. Gerek konusu, gerek yazarın masalsı anlatımıyla benim de sevdiğim bir seri diyebilirim ama serinin son kitabını yarım bırakmıştım. Son kitabın fazla uzatıldığını düşünüyorum ben açıkçası ama şimdi devam edesim de gelmedi değil :D Gerçi bu aralar canım hep başka başka kitaplar okumak istiyor. Ah bir de zaman olsa. Bu arada benim de favorim ikinci kitaptı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes son kitabın gereksiz uzun olduğunu söylemiş, galiba yalnızca ben uzunluğundan keyif aldım :D Bunun sebebi Ziri&Liraz aşkım olabilir belki :D Ben de bu sıralar çok ciddi kitaplardansa böyle seriler okumayı çok istiyorum. Ama hep bir engel oluyor :/

      Sil
  4. Ben bu seriyi sevememiştim :(( Tanrısal bakış açısını sevmeme rağmen yazarın anlatımı bence güzel değildi, ikinci kitapta kendini biraz geliştirmiş gibiydi bu yüzden seri içinde favorim o. Karakter olarak Ziri ve Brimestone’u sevmiştim galiba. Üçüncü kitabı da seriyi bitirmek için okumuştum, fazla uzatmıştı bence :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seride gereksiz olduğunu düşündüğüm en büyük şey sanırım Zuzana ve onun erkek arkadaşıydı. Ne gerek vardı onlara hala anlamış değilim ve Eretz'e, farklı bir dünyaya bu kadar kolay adapte olabilmeleri hiç doğal ve mantıklı gelmemişti bana. Üçüncü kitapta onlarla ilgili bölümleri okurken hep oflayıp pufladım, göz devirdim filan :D Yine de son zamanlarda pek seri okumadığım için belki de, benim için yeterli bir seriydi :')

      Sil
  5. Merhaba blogunuzu yeni keşfettim ve bayıldım!

    Bana da beklerim :)

    YanıtlaSil