22 Ekim 2017 Pazar

Ne Var Ne Yok | Ekim 2017 // Peşimi Bırakmayan Reading Slump ve Dönem Beklentilerim



Blogda en aktif olmayan dönemini yaşıyan muggledan herkese selamlar!

Öyle ki bu başlığı attığımda hala yazdı, o zamandan beri yazılmayı bekleyen bu gönderi taslaklarda çürüyor. Sonunda yazmaya karar vermemin sebebi ise sonunda gerçek anlamda bir boşluk yakalayabilmiş olmam.

Sonunda!

Yazın kritiğini yapma fırsatım dahi olmadı -ki kritik yapacak kadar kitap okumadığım için bu yeni aklıma geliyor aslında. 

Hareketli bir yazdı. Fazlasıyla eğlendim, yılın yorgunluğunu üstümden attım. Dışarıda daha çok zaman geçirdiğim bir yaz olduğu için de kitap okumaya normalden daha az vakit ayırabildim. Genelde yazlarımı kitap okuma üzerine planlardım ama bu sefer öyle olamadı ne yazık ki ve ben koskoca yaz mevsiminde toplam 13 kitap okumuşum. 

Blogumu takip edenler bilir, yazın başında bir okuyamama durumuna tutuldum ve bu hala daha devam etmekte. Aylarca reading slump yaşayan insanlar görünce çok korkardım ve ihtimal veremezdim nasıl oluyor diye ama, işte başıma geldi...

Bu ay biraz kurtuldum sayılır, maratonları, okuma listelerini göz ardı edip yalnızca canımın istediği kitapları okumaya verdim kendimi ve işe yaramış gibi duruyor şimdilik. Aman nazar değmesin...



Bu okul dönemi beklediğimden daha yoğun başladı ve aynı şekilde devam ediyor şu anda. Hafta sonları geliyor diye seviniyorum ama o iki günde ödevler ve hafta içindeki derslere hazırlanmakla geçiyor. Rahat nefes alabildiğim her aralıkta kitap okumaya ya da yazmaya, dizi film izlemeye çalışıyorum ama onları da gönül rahatlığıyla yapamıyorum. Aklımda hep sorumluluklarım, yapmam gerekenler oluyor, içim içimi yiyor. 

Üçüncü senenin zor, diğer sınıflara göre nispeten daha zor olmasını zaten bekliyordum ama beklediğimden daha sıkı geçecek gibi duruyor. Vizelere iki hafta kaldı ve ben kendimi şimdiden tükenmiş hissediyorum.

Bu dönem, almak için iki senedir sabırsızlıkla beklediğim ve acayip heveslendiğim Edebi Çeviri dersini aldım. Üstüne derse en sevdiğim hocalardan biri girince bu dönem mutlu olmamı sağlayan tek şey o oldu. Bütün hafta boyunca o dersin gelmesini bekliyorum ve hiç bitmesin istiyorum. En istekli ve hevesle girdiğim ders de bu sanırım. 

Dersin işleyişi ve hocamızın yönetemi de harika ayrıca. Dersi alanlar olarak gruplara ayrıldık ve Bernard Shaw'ın çevrilmemiş oyunlarından bir tane seçtik. Grup olarak dönemin sonuna kadar o oyunu çevirmiş olacağız ve final notumuz da bu çeviriden verilecek.

Harika bir fikir değil mi?

Biz de grup olarak "Getting Married" oyununu seçtik ve oyunun beşte birini çevirdik şimdilik. Çeviri ve tartışma süreci öyle keyifli ki grup olarak çeviri yapmanın eğlencesini tatmış oldum. Söz konusu çeviri olduğunda ortak bir yol bulmanın zor olduğunu düşünürdüm ama deneyimleyince farklı bir çift gözün daha insana başka bir bakış açısı kazandırdığını gördüm. Bu açıdan çeviriye katkısı da çok büyük. 

Oyunla ilgili bloga bir yazı girmeyi çok istiyorum.



Bu dönemin başka bir heyecanı da üçüncü bir dil öğrenmeye başlamam oldu. Seçmeli olarak Rusça seçtim ve aslında bu dönemin başına kadar aklımda yoktu. Fransızca seçerim diye düşünüyordum hep ama onu sonra, bir kursa giderek öğrenirim nasılsa diye düşündüm. Aynı şey aslında Rusça için de geçerli ama okulda bir temel atmanın sonrası için kolaylık olacağını düşündüm. En azından alfabeye hakim olurum, vurgulara aşinalık kazanırım diye Rusça seçtim.

Beş haftayı geride bıraktık fakat hala harfleri öğrenme aşamasındayız. Biliyorsunuz Rusların kendilerine ait bir alfabeleri var. Ayrıca Rusça'da vurguların da çok önemli olduğunu öğrendik, kelimeleri vurgularıyla ezberlemek zorundayız, yoksa olmuyor yani. Almanca da artikel konusu problemken, Rusça'da da vurgu sorun yaratıyor yeni öğrenenler için.

Bu arada Almanca'ya zor diyordum ama Rusça'yı gördükten sonra fikrim değişti. Şu anda Rusça daha zor görünüyor gözüme ve Rusça çalışırken Almanca'yı özlediğimi hissediyorum. Ama şimdilik tabii...

Rus alfabesiyle adımı yazayım şuraya ; гёзде. :D



Maratonlarımı çok boşladım ve büyük olasılıkla bu yıl senelik kitap okuma hedefime ulaşamayacağım. Çok ama çok üzüyor bu durum beni ama yapacak bir şey yok, eğer hedefe ulaşmak adına kendimi okumaya zorlarsam biliyorum ki durumu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramayacak bu. O yüzden yalnızca canımın istediği kitapları okuma politikasıyla devam edeceğim şimdilik.

Şu an, çok uzun süredir ertelediğim Amerikan Tanrıları'nı okuyorum. Gaiman okumayalı çok oldu ve sonunda elim tamamen doğal bir iç güdüyle bu kitaba gitti. Öylece okumaya başladım. Henüz 50-60 sayfa okudum ama fazlasıyla akıcı ve ilginç olduğunu söyleyebilirim. Umarım ayın sonuna kadar bitirebilirim, vizeler gelmeden yani. 

Şu an annemlerle While You Were Sleeping'i takip ediyoruz ve onu beklerken de Duel'i izliyoruz. İlk defa iki Kore dizisini aynı anda yürütüyoruz sanırım ama WYWS dizisine başlamadan final yapmadığını akıl edemedik ve bölüm beklemekten de nefret ediyoruz. O yüzden hemen alternatif dizi bulduk biz de.

İki dizi de güzel gidiyor ama Duel türünden dolayı daha aksiyonlu geçen bir dizi, sanırım onu daha büyük bir heyecanla izliyoruz. WYWS içinse konunun daha can alıcı noktalara gelmesini umuyorum, henüz 10. bölümdeyiz bu arada...

Bu arada ben diziye Suzy için başladım ama Lee Jong-Suk'a aşık oldum. Şimdi ona aşık olmayan mı var diyeceksiniz ama ben bu adamı ciddi anlamda itici buluyordum - evet W'da bile. Bu diziye de başlarken dedim nasıl olacak, itici bulduğum birini bu kadar sevdiğim bir kadın oyuncuyla nasıl izleyeceğim dedim ama. Öhööm öhööm, kendimi Jong Suk'u hayranlıkla izlerken buldum. Bu dizisiyle kendisini bana acayip sevdirdi, neden bilmiyorum. 

Bundan önce yine bir tvN yapımları olan Tunnel'ı ve Save Me'yi izlemiştik. Tunnel muhteşemdi, öneri yazısını yazmayı düşünüyorum. (Ama ne zaman?)



Suzy'le çok yakışmışlar, ağlıcam. Çıldırıyorum. 

Son zamanlardaki en iyi gelişmelerden biri bu arada; internetten yemek çubuğu siparişi verdim. Nerede bulabileceğimi bilmiyordum, sadece İkea ve Metro'da olduğunu biliyordum ama oralarda oturduğum yere çok uzak. Sırf yemek çubuğu almak için uzun bir yol gitmek istemedim ve n11'den yirmili yemek çubuğu sipariş ettim. Paket resmen ışık hızıyla geldi arkadaşlar.

Eğer kitaplar konusunda da böyle hızlılarsa bundan sonra kitap alışverişimi de n11'den yapabilirim. 

Kısacası çubuk kullanmayı öğrendim ve cidden çok mutluyum :D

Bir gün boyunca elimde çubuklarla dolaşıp her şeyi onlarla yemeye çalıştım. Komik ve acınasıydı ama sonunda başardım. 



çıldırıyorum, çok tatlılaar!



Şimdilik benden bu kadar. Siz neler yapıyorsunuz, neler okuyorsunuz? Bu yeni dönemden beklentileriniz neler?

Benimle paylaşın!


Albüm müthiş, bir dinleyin derim 👉 "Flicker"

10 yorum:

  1. Her ne kadar yazılarını okumayı özlesem de yazı dolu dolu geçirip eğlenmene çok sevindim. Eğer olaylar benim için farklı gelişseydi, daha ilgili ve yönlendirici öğretmenler gibi, alan seçimimde ben de dil seçerdim. Rusça benim de öğrenmeyi çok istediğim dillerden. Keza Fransızca da öyle ama Rusça bir başka gibi :) Şu sınav dönemini bir atlatsam, üstüne kullanılmamaktan paslandığını düşündüğüm ingilizcemi geliştirsem de ben de ikinci bir yabancı dil öğrensem harika olacak. Umarım reading slump dönemini atlatırsın. Ben de hem zaman bulamamaktan, hem de boş bulduğum zamanlarda okuyamamaktan muzdaripim. Umarım çabucak geçer. Ayrıca sana kolay gelsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dil bölümünü seçmemiş olsan da bu alanda kendini geliştirebilirsin İlkay, her şey heves ve isteğe bağlı! İstedikten sonra başaramayacağın bir şey yok :') Umarım bu sıkıntılı dönem geçer, çünkü doya doya kitap okumayı çok özledim. Sana da kolay gelsin canım benim ^.^

      Sil
  2. Öncelikle tekrar hoşgeldin diyprum bende yakın zamanda bir reading slump döneminden geçtim ve yoğunluk olduğu için de blogu bayağı bir boşladım senin yaşadıklarını tahmin edebiliyorum o yüzden insan yoğunluktu iştahsızlıktı filan derken ipin ucunu bir kaçırınca gerisi ne yazık ki çorap söküğüngibi geliveriyor umarım Almanca ingilizce rusça ya göre kolay diller en azından alfabeleri bizimkiyle paralel. Allah sana kolayşıklar versin hoşgeldin tekrardan muggle :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya, bir süre uzak kalınca blogdan insanın hevesi kaçıyır, toparlayamıyor bir daha. İnşallah daha aktif olamaya çalışacağım :D Allah hepimize kolaylıklar versin, çok teşekkür ederim :')

      Sil
  3. Yazını cok begenerek okudum. Son postuma bakarsan, bıraz tavsıye we cevaplara ıhtıyacım var, bu yazı bıraz karsılasa da cevapları ben yıne de beklıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşüncelerimi paylaştım, umarım bir fikir verir :')

      Sil
  4. A ha! Bir Muggle daha. Mugglefindor!

    YanıtlaSil
  5. Kiril alfabesiyle Gözde yazdığını okuyunca bir mutlu oldum :D Harfleri unuttum sanıyordum :D Reading slump berbat bir şey, hastalık gibi. Öldürmüyor ama süründürüyor. :D Çubuklarla olan halin benim halime çok benziyor :D Yemekhane de bile çubukla makarna yemeyi denemiştim :D ve üçüncü yıl gerçekten çok zor, çalışmaya da başlamadım sanırım bir köşede fenalaşacağım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklediğimden daha yoğun bir dönem oldu ama yarısı bitti bile, öyle düşünüp sakin kalmaya çalışıyorum :D

      Sil