9 Ekim 2017 Pazartesi

Fahrenheit 451 / Ray Bradbury | Kitap Yorumu


Fahrenheit 451

Ray Bradbury

Çeviren : Zerrin Kayalıoğlu & Korkut Kayalıoğlu

Yayım Yılı : 1953


Yıllar yıllar sonra tekrardan bir kitap yorumuyla merhaba!

Aslında kitabı bitireli biraz oldu, bir hafta kadar, ve aslında bu düşüncelerimi biraz toparlamama yardım etti. Normalde kitapları hemen bitirir bitirmez yorumlamaktan yanayımdır fakat biraz beklemek ve kitabın bana verdikleri, hissettirdikleri ve bende oluşturduğu etkiyi daha iyi anlamam için okuduktan sonra biraz beklemenin yorumlamak açısından daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum artık. 

Fahrenheit 451, adıyla, zamanında yasaklanan kitaplardan biri olmasıyla ve her şeyden daha önemlisi konusuyla her zaman okumak istediğim bir kitaptı. Neden ertelediğim hakkında hiçbir fikrim yok ama okumak isteyip de henüz okumadığımız kitapları neden beklettiğimizi hangimiz biliyor ki?

Her neyse, Fahrenheit 451'i sonunda okudum.

Çoğunuzun bildiği üzere kitap bir distopya ve itfaiye teşkilatının amacının tamamen değiştiği bir dönemi konu alıyor. Bu dönemde itfaiyeciler kitapları yakıp yok etmekle görevliler. Kitap okumak, kitap bulundurmak kesinlikle yasak ve bir ihbarla itfaiye kapınıza geliyor, kitaplarınızla birlikte evinizi de yakıyor. 

Kulağa korkunç geliyor değil mi? Zaten okurken de kendimi çok rahatsız hissettim, hayal etmesi bile kabus gibiydi benim için. 

Ana karakter Guy Montag, bir itfaiye çalışanıdır ve onun da görevi diğer meslektaşları gibi ihbar edilen yerlere gidip kitapları yok etmektir. Bir gün aynı sokakta yaşayan 17 yaşında genç bir kızla karşılaşır ve onunla yaptığı konuşma sonunda Guy'ın yaptığı işi sorgulamasına neden olur.

Fahrenheit 451, görece kısa bir kitaptı ve mesaj verme kaygısının ağırlıklı olduğu bir hikayesi vardı. Bu yüzden eminim ki orijinal dili sade ve anlaşılırdır. Benim okuduğum çeviride ise kesinlikle bir sorun vardı, bundan eminim. Çeviride bir problem olması akıcılığı bozuyordu ve çoğu yerde anlamsız gelen cümleler okuma zevkini de yok etti ne yazık ki. Benim okuduğum basımın iki çevirmeni var ve galiba sorun da buradan kaynaklanıyor. İş birliğini tutturamamış olabilirler. Ya da bilemiyorum, çeviri hoşuma gitmedi. 

Kitapların yakıldığı bir zaman söz konusu olduğundan insanlar etraflarında ne olup bittiğini bilmeyen, geçmişlerini merak etmeyen, dolayısıyla gelecekleri konusunda hiçbir kaygı taşımayan, düşünmeyen, sorgulamayan bir kitleden ibaretler. Televizyon ve medya hala etkinliğini sürdürüyor bu dünyada ve insanlar üzerinde endişe verici düzeyde bir yere, bir etkiye sahipler. Tıpkı bugün de olduğu gibi aslında.

İzlemek, okumaktan daha kolay. Söylenen, öylece önümüze sunulan bilgiye inanmak, araştırıp sorgulamaktan daha kolay. Bugün de birçok insan, hatta bir sürü insan televizyonun esiri değil mi? Saçma sapan, insana hiçbir şey vermeyen hatta rezilliklerle dolu programlara bağımlı halde değiller mi? Belki ben izlemiyorum evet, sen de izlemiyorsun ama bu programları izleyen hatırı sayılır bir kitle mevcut, öyle ki yayınlanmaya devam ediyorlar. 

Kitaptaki bir ifade beni çok kızdırmış, aynı zamanda çok üzmüştü. Deniliyordu ki insanlar kitap okumayı zorla bırakmadılar. Bunu kendi istekleriyle yapmayı kestiler. 

Kitap okumak size yalnızca sahip olmadığınız bilgileri vermez; sizi yalnızca inanmadığınız şeylere inanmaya zorlamaz. Kitap okumak size bakış açısı kazandırır, açık görüşlü olmanızı sağlar. Empati yeteneğinizi geliştirir ve sizden farklı düşünen, farklı inançlara sahip olan insanlara karşı anlayış ve hoşgörü kazanmanıza yardım eder. 

Kitaplar sizi medeni kılar.

Ve bu kitapların saymakla bitmeyecek faydalarından yalnızca birkaçıdır.

Kitaptaki insanların robotlardan farkının olmaması, neredeyse iradesizleşmesi ve tam anlamıyla kontrol edilen bir kitle haline gelmesindeki en önemli sebep de bu zaten; kitap okumamaları. 

Düşünüp sorgulama yeteneğini kaybeden bu insanların aynılaşması da sömürücü, baskıcı güçlerin onları yozlaştırıp toplu halde yönetmesini, fikirlerini dahi kontrol etmesini kolaylaştırıyor yalnızca. 

Kitap düşündürdükleriyle ve ele aldığı hikayenin dehşet vericiliğiyle zaten düşük tuttuğum beklentilerimi karşıladı. Fakat itiraf etmem gerekirse bir 1984 kadar etkileyici değildi bence. Yazarın kurguladığı dünyanın konseptleri daha ayrıntılı bir şekilde verilebilirdi.

Karakterlerin yüzeyselliği onlarla bir bağ kurma olanağını imkansız hale getiriyordu mesela. Yukarıda da dediğim gibi mesaj verme odaklı bir kitaptı, fakat yine de bunu bir kurguyla vermeye çalışıyorsa yazarın, bu mesajı hikayenin içinde eritmesi gerekirdi bence. Böylece hikaye daha vurucu olabilirdi. 

Karakterlerle empati kurarak duygu ve düşüncelerine tanık olur, öyle bir atmosferde yaşasak biz neler yapıp neler hissederdik diye kafa yorardık. Ayrıca duygusal olarak bir ilişki kurulabilseydi, karakterlerin yaşadıkları daha derin etkiler bırakabilirdi okuyucuda.

Kısacası kurmaca bir öyküden çok, ders verici, uyarıcı bir kitap okumuş gibi hissettim daha çok. Bu olumsuz bir şey değil tabii, fakat dediğim gibi bu etken bende 1984'ün daha etkileyici olduğu kanısını doğurdu. 

Uzun lafın kısası, bilgiye ve kitaplara erişmek bu kadar kolayken okuyun, düşünün, sorgulayın. 

* Bu arada Fahrenheit 451, kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu ısı derecesiymiş. 



Siz Fahrenheit 451'i okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!


17 yorum:

  1. Çok iyi yorumlamışsın bravo :)) Okumak istediğim kitaplar arasında.

    YanıtlaSil
  2. Sondaki mesaj oldukça güzel insanların daha fazla okuması imkan varken daha fazla kitabı sayfa olması lazım bence de. Bu arada hangi yayın evinden okuduğun kitabın merak ettim

    YanıtlaSil
  3. Benim de okumayı çok istediğim ama ertelediğim, şimdilerde de okumak için fırsat bulamadığım kitaplardan biri. Bu aralar da gerek blogta gerekse instagramda karşıma çıkıp duruyor. 'Kitaplar bizi medeni kılar' ne kadar da doğru bir cümle. Kitaplar sayesinde düşünüyoruz, düşündüğümüz için de üretiyoruz ve ürettiğimiz şeylerle de yaşamımızı sürdürüyoruz. Kitapların olmadığı bir dünyayı düşünmek dahi istemiyorum. Sanırım öyle bir dünyada Liesel Meminger gibi bir kitap hırsızı olurdum. Başka türlü nasıl yaşanır ki? Yorumunu da çok sevdim, emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim İlkay! Umarım kitabı kısa sürede okur ve beğenirsin :')

      Sil
  4. Bence de mesaj verme kaygısı güden bir kitaptı ama böylelerine ihtiyacımız var.. Çeviri beni rahatsız etmedi :O
    Benzer zamanlarda okumamız da hoş bir tesadüf olmuş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aslında öyle... Belki de ben çok pimpirikli davrandım çeviri konusunda, bilemiyorum :D

      Sil
  5. Çok güzel yorumlamışsın... 😊 Merak ettiğim kitaplardandı. Listeme ekliyorum.. Sevgiyle kal.. 😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım sen de okuyup beğenirsin.. Çok teşekkürler :')

      Sil
  6. önemli kitap tibi. filmi de vaaar :) bir de yanmayan baskısını yapmışlar hihihi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne ilginç :D ama çok anlamlı :D

      Sil
  7. Distopya türünü pek sevmem ama bu kitap sürekli karşıma çıkıyor. Bu hafta Kağıt Salıncak da yorumlamış. Konusu çok ilgi çekici. Elime geçerse okuyabilirim.

    Çeviriyi beğenmemene şaşırdım. Bu kitapta İthaki Yayınları en çok okunan yayınevi. Başka yayınevinden basılmış mı bakacağım.

    Kitap ya film yorumlarken sıcağı sıcağına değil de birkaç gün sonra yorumlamak gerektiğini düşünüyorum. Çok sevdiğinin etkisi geçebiliyor ya da pek beğenmedim dediğini çok beğendiğini fark edebiliyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthaki'nin çevirileriyle ben hep sorun yaşıyorum ablacım ya :D Belki de sorun bendedir bilmiyorum ama aynı düşüncede olan birkaç arkadaşım da var :'( Başka bir yayınevinden okumanı tavsiye ediyorum ben şahsen.. Umarım beğenirsin kitabı :')

      Sil
  8. Kitabı okumadım ama listemde mevcut ve merak ettiğim bir kitap. :) Yazarın da çok güzel bir isim verdiğini düşünüyorum kitaba, konuyla o kadar uyumlu ki. ^_^ ve kitaplarla ilgili düşüncelerine kesinlikle katılıyorum, çok güzel yorumlamışsın. Emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eveeet, kesinlikle katılıyorum. Kitabın adı gerçekten çok anlamlı ve çok iyi seçilmiş! Aynı fikirlere sahip olmamıza sevindim, çok teşekkür ederimm ^.^

      Sil
  9. ben distopya sever bir insanımdır. 1984, cesur yeni dünya, ütopya hepsini okudum ve bir kez daha okumak isterim ama onların arasında bir bu kaldı okumadığım ve şu sıralar bloggerlar da sürekli bu eser karşıma gelip duruyor sanırım bu "artık oku sümeyye" uyarısı gibi bir şey oldu. sende çok güzel yorumlamışsın ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cesur Yeni Dünya ve Ütopya bende okunmayı bekliyor, kısa sürede okuyabilirim umarım.. Onları okuduysan Fahrenheit 451'i okumak senin için farz olmuş artık :D Umarım onu da diğerlerini beğendiğin kadar beğenirsin.. Çok teşekkür ederim :')

      Sil