4 Ekim 2016 Salı

Yokyer / Neil Gaiman | Kitap Yorumu

Read something new with 25 books in 8 different genres - Neverwhere:
YOKYER

Yazarı : Neil Gaiman

Çevirmeni : Evrim Öncül

Türü : Fantastik

Yayım Yılı : 1996

Puanım : 3/5






Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew 'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı bir genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla - şehrin altındaki terk edilmiş metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla - tanıştırır. O, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır artık... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır. 
NEVERWHERE, Marc Simonetti on ArtStation at https://www.artstation.com/artwork/GmbDN:


Herkse ekim ayının ilk kitap yorumuyla merhabaa!

Aslında Yokyer'i eylül ayı içinde bitirdim, hatta son gününde bitirdim, fakat yorumunu yazmaya ancak fırsatım oluyor.

Yorumunu yazmakta en çok zorlandığım kitaplar ya hakkında çok şey düşündüğüm, hissettiğim; içimden geçenleri bir türlü toparlayıp yazıya dökemediğim, ya da hiçbir şey düşünmediğim ve hakkında bir şeyler karalayabilmek için kendimi zorladığım kitaplar oluyor. 

Ne yazık ki Yokyer ikinci kategoriye ait.

Bu kitap Gaiman'dan okuduğum yedinci kitap. Yokyer okuduğum birçok kitaba göre çok özgün bir kurguya sahipti fakat diğer kitaplarına bir baktığımda yazardan okuyup en az keyif aldığım kitap da Yokyer oldu ne yazık ki.

Bunun en büyük nedenini ben, Yokyer'den önce Yıldız Tozu'nu okumuş ve aşık olmuş olmama bağlıyorum. Yıldız Tozu yazarın en sevdiğim kitabı olmuştu ve istemeden okumadığım diğer kitapların da aynı etkiyi yaratmasını umdum sanırım. 

Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi olaya birden dahil oluyor okuyucu. Yani aksiyon çabuk başlıyor aslında. Sizi sıkacak kadar bekletmiyor Gaiman meseleye girmek için. Buna rağmen karakterlerle aramda, özellikle ana karakterle, bir mesafe varmış gibiydi hep. Fazla yakınlaşamadım, bir şeyler yarım, eksik kaldı sanki. 

Anlatım fazlasıyla akıcı ve mizah yüklüydü. Bu ikisi olunca kitabın su gibi akıp gitmesini bekliyor insan ama Yokyer resmen elimde süründü ve sündüre sündüre okudum kitabı. Hem de hiçbir sebebim yok, yoğun filan da değildim. Sadece olayların gidişatını çok da merak etmiyordum sanırım. Evet, kurgudaki sır sonuna kadar gizemini korudu ama ne bileyim, çok içine alamadı beni. Dikkatimi vermekte çoğu zaman başarılı olamadım. 


Oluşturulan fantastik/gerçek üstü dünya çok kendine özgüydü. Aşağıtaraf olarak adlandırılan ve kitabımızın geçtiği Aşağı Londra harika bir hayal ürünüydü bence. Özellikle metro istasyonlarının aşağıdaki halleri hem gülünç hem de çok ilginçti. İstasyonların isimleri aşağıda biraz daha ciddiye alınmış, bu durum cidden iyi düşünülmüştü. 

Sadece ben Aşağıtarafla ilgili daha fazla ayrıntı okumak isterdim. Özellikle Richard ilk kez oraya geçerken ister istemez zihnimde Harry'nin Hagrid'le ilk defa Diagon Yolu'na geçişini hatırladım ve bu ikinci bir büyülü dünya fenomeni olur gibi bir beklenti oluştu kalbimin derinliklerinde. Ki olabilirdi de. Bence kitabın geliştirilip detaylandırılabilir bir kurgusu vardı. Kısacası Yokyer'i okurken Aşağıtarafın kısacak bir önizlemesini görüyormuşum gibi hissedip huzursuz oldum, kendi kendime hayıflandım devamlı.

Genelde kitaplara çamur atmadan sorunun kendimde, ruh halimde olduğunu kabullenirim ama bloggerların yorumlarına şöyle bir göz atınca bu durumu yaşayan birkaç kişi daha olduğunu gördüm. Yalnız olmadığıma göre aynı zevke sahip olan kişiler için Yokyer, tabiri yerinde mi ya da çok mu ağır gelecek bilmiyorum ama, biraz yavan.

Mezarlık Kitabı, Yolun Sonundaki Okyanus ve hele hele Yıldız Tozu gibi bir harikadan sonra Yokyer gerçekten kuru kalıyor biraz bence. BENCE.

Sadece sonu çok çok hoşuma gitti, en sevdiğim kısmı sonu oldu sanırım kitabın. 

Kısacası ben Yokyer'den beklediklerimi alamadım. Kitabı kapattığımda ne çok etkilendim ne de hayal kırıklığına uğradım aslında. Hiç okunmayacak bir kitap değil kesinlikle, ama şiddetle tavsiye de edemiyorum. Belki yukarıda saydığım kitaplardan önce okusaydım çok sevenler arasına ben de girerdim. 

Bu açıdan eğer hiç Gaiman okumadıysanız belki Yokyer'den başlamak iyi olabilir. Böylece bu kitaptan aldığınız keyif daha fazla olur. 

Mr. Croup and Mr. Vandemar from Neverwhere:


Siz Yokyer'i okudunuz mu?

Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Benimle paylaşın!

Bu aradaaaa;

Muggle çekilişi 6 Ekim'de bitiyor. Hala katılmadıysanız buyurun   >> tıktıkk




8 yorum:

  1. Yazarın Yıldız Tozu kitabını merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle tavsiye ederim, hoşunuza gideceğini umuyorum :')

      Sil
  2. Yazarın daha öncesinde Yolun Sonundaki Okyanus isimli kitabını okumuştum. Benim için ortalama bir kitaptı açıkçası ama yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum tabi ki. Sen böyle söyleyince şevkim az biraz kırıldı ama yine de şans vermek gerek. Ama en çok da Yıldız Tozu'nu merak ediyorum. Sanırım Yıldız Tozu'nu diğer kitaplarından önce okursam beklentim de epey artacak ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıldız Tozu'nu en sona bırak bence, eğer diğer kitaplarda da gözün varsa :D

      Sil
  3. Bak yazdığım kitabın ismine hala karar veremiyordum ve isim listesine bir baktım "yokyer" var :D Yazar benden önce davranmış ne kadar da yavaşım. Bu arada bildiğin kitap yazıyorum evet ama bitmedi ve bitmeyecekte herhalde :D Öneri için teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o dert bende de var. Senelerdir bir toparlayıp düzenleyemedim :/ Bu arada aynı durumu ben de Zweig kitaplarının birinde yaşadım, işlediğimiz hikaye tıpatıp aynıydı :/ İkimize de bol şans o zaman :D

      Sil
  4. Aaaa benim en sevdiğim kitaplarından biridir, neden böyle oldu? :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya dedim ya Yıldız Tozu'ndan sonra biraz sönük geldi o kadar. Yoksa yine birçok kitaba göre baş tacı :')

      Sil