22 Nisan 2016 Cuma

Ne Var Ne Yok? | Nisan 2016



Herkese merhaba, nasılsınız şu sıralar?

Ne var ne yok?

Vizelerimi atlatmamın rahatlamasıyla bilgisayar başına rahatça oturdum ve blogumu, blog ortamını ne kadar özlediğimi fark ettim. Arada girip takip ettiğim bloglara göz gezdirmeye, kitap yorumlarını aksatmamaya çalıştım ama yine de bir telaş ve aceleyle hallediyordum işlerimi.

Şimdi rahatça yazabilmenin keyfini çıkarma zamanı, finallere kadar tabii..

19 Nisan 2016 Salı

Osmancık / Tarık Buğra | Kitap Yorumu


Osmancık



Yazarı : Tarık Buğra

Türü : Tarihi Roman
Yayım Yılı: 1982
Puanım : 5/5



2016 Klasik Kitap Okuma Maratonu (Yerli) 
> 4/15

"O dünyada bir garib, bir yolcu gibi oldu."


Bu ayın yerli klasiği, Osmancık'ın yorumuyla karşınızdayım bu sefer.

Osmancık, aslında büyük tereddütlerle başladığım bir kitap oldu. Okumayı aklıma koyduğum için hiçbir kötü yoruma aldanıp okumaktan vazgeçmedim ama bu yorumları görünce insanın ister istemez ruh hali o yönde şekilleniyor. 

Kitabı beğenenler çoğunlukta benim gördüğüm kararıyla ama eleştiriler arasında kitabın çok fazla betimleme barındırdığı ve bunun bir zaman sonra insanı bunalttığı filan yazıyordu. Söz konusu kitap tarihi kurgu olunca daha da bir korkuyor insan böyle bir durumdan. 

Neyse ki korktuğum hiçbir şey başıma gelmedi. Okumayı düşünenler ve bu tür yorum görüp korkanlar için söyleyebilirim ki kitapta öyle ruh sıkan betimlemeler filan yok, rahat olun. 

Osmancık kısaca Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'nin hayatını anlatıyor. Onun fikirsel gelişimini, bir devlet kuracak iradeye nasıl sahip olduğunu aşama aşama anlatıyor. 

Tarihi kurgu yazmak benim için hep hayranlık uyandırıcı bir şeydir. Tarihsel olayları, kişileri bir kurgunun içine sokmak, kaleminizle olaylara, kahramanlara şekiller vermek, onları belirli kalıplara sokup, belirli ideolojilere yerleştirmek ne zor iş olsa gerek!

Osmancık'a başlamadan ben aslında bir biyografi okuyacağımı sanıyordum. Aslında biyografi tarzı da var kitabın ama tamamen bu türe ait olduğunu söylemek yanlış olur. Çünkü Tarık Buğra, hepimizin bildiği Osman Bey'e, Osmancık'a öyle güzel bir kişilik giydirmiş, öyle harika bir karakter tasviriyle onu somutlaştırmış ki... 

Karakterlerin söyledikleri sözler, gerçekten tarihten alınmış gibiydi. Osman Gazi'yi ilk kez zihnimde canlandırabildim ve bu da onun görüşlerini, ülküsünü daha iyi anlamamı sağladı. 

Kitap için, Osmanlı Devleti'nin kuruluş hikayesi demek pek doğru bir ifade olmaz bence. Çünkü aslında kitap Osman Bey'in kurduğu, temellerini attığı bu devletin arkasında duran, onu destekleyip cihan devleti yapan düşünce ve yöntemler.

Bir kere yazar olayların gelişimini, Osman Gazi'nin nasıl Osman Gazi olduğunu çok güzel vermişti okura. Ayrıca karakterlerin arasında oluşturmayı başardığı ilişki de çok hoşuma gitti. Kitap, ele aldığı konu ve kişiler göz önüne alındığında çok ciddi bir anlatımı varmış gibi görünüyor ama aslında çoğu yerde mizah da vardı. Bunun yanı sıra, kitabın felsefesi de, anlatmak istediği şey de enfesti ki bunu ancak okuyunca anlayabilirsiniz.

Kadının oynadığı rolün es geçilmemesi beğendiğim diğer şeylerden. Osman Gazi'ye bulunduğu konuma getiren en önemli öğenin, Zümrüdankası, Malhun Hatun olduğu vurgulanmış çoğu yerde. Osman ile Malhun Hatun ilişkisine, aşkına, dostluğuna hayran kaldım. 

Her şeyden önce kadına saygı olduğunun belirtilmesi bence çok önemli bir ayrıntıydı. Bana sanki Osmanlı'da kadın, hizmet eden, çocuk doğuran ve onları büyüten, tek işlevi bunlardan ibaret bir nesneymiş gibi geliyordu bazen. Ama bu kitapta kadın o kadar güzel bir yerde anlatılmıştı, bence o zamanlar kadına verilen değer şimdikinden bile yüksekmiş. 

Osman Bey'e verilen, beylikle, yöneticilikle ilgili nasihatlar gerçekten zaman tanımayan ve evrensel öğütlerdi. 

Kitabı okurken, Osman Bey'in aldığı kararları, azmi, hırsı, sabrı görünce; yoldaşlarının sadakatine tanık olunca anladım ki Osmanlı gerçekten de sağlam temeller üzerine kurulmuş bir devlet ve o kadar yıl devam edebilmesinin nedeni de bu. 


Tarihe, özellikle de Türk tarihine büyük ilgi duyduğum için okurken büyük zevk aldığım bir kitap oldu. Eğer siz de tarihle ilgiliyseniz ya da tarihi kurgu okumayı seviyorsanız bence Osmancık'ı hemen okuma listenize ekleyin..



ALINTILAR

"Tek yiğit öfkesini yenendir; gücünü, kuvvetini, gönlünü, başını öfkesinden arındırandır."

"Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz, oğul. Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor, sonra da dünyayı çok büyük görüyoruz."

"Osman Bey, yedirmekten, içirmekten, dağıtmaktan, giydirmekten, kuşatmaktan evine dirhem eklemez olmuştur. Herkesin varlığı artarken onlarınki eksilmektedir."

"Kayı'ya demir döğenler, köprü atanlar, ev kuranlar da gerektir.. bilginler de gerektir."

"Adalete uymayan, zulm eden hanı dine afet olarak gösteriyor; onun mal hırsına düşmesini felaket sayıyor; ehil olmayan ve sorumluluklarını kavrayamayan bir başkanın Kıyamet belirtisi olduğunu söylüyor."

"Peygamberimiz buyurmuştur ki, Allah'ın kullarına zulüm ve cevr ile musallat olan han, kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaktır."

"Doğru, dünya büyüktür.. çok, çok büyüktür. Fakat bir ömür için, TEK İNSAN içindir bu büyüklük. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil!"

"Ve bütün çocuklar için, kendilerinin gidemeyeceği, kendilerinden sonra gelenlerin gidebileceği öteler olacaktır. Ve onlara kalacak yiğitlik de bunun idrakidir, kabulüdür. Ve ululuğu bu yiğitlik yapmaktadır. Ve en değerli olan şey, ötelere yol açmak, yön vermektir. Ve ötelere giden yollarda, daha sonra gelenlerin yol sürmelerini sağlayacak bir konak kurabilmektir."

"Dünya'da garib bir yolcu gibi ol."

"Osman Gazi Han, her şeyi Oğuz için edinmiş, Oğuz'a vermişti. Ve, Osman Gazi Han, Oğuz'a ayrıca, oğlu Orhan ile torunu Murad'ı bırakmıştı."

...

Siz Osmancık'ı okudunuz mu?
Hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benimle paylaşın!


18 Nisan 2016 Pazartesi

Mim: Yak, Yeniden Yaz, Tekrar Oku


Okunacak kitaplar, çalışılacak sınavlar, girilecek yorumlar, lar-lar-lar... Tüm bu sorumluluklar ve yığınlar arasında bir mim yazısı yazmak için soluklanayım dedim. 

Etkinliğe daveti için çok sevgili Esseve Rin'e çok teşekkür ediyorum. Onun yazısına buradan ulaşabilirsiniz.. tıktıkk

Kurallar şöyle;

- Okumuş olduğunuz kitaplardan üç tanesini rastgele seçin.

- Bunlardan birini yakmayı, birini yeniden yazmayı, birini de tekrar okumayı tercih edin. 

- Bunu (en az) üç tur tekrarlayın. 

O halde gelelim benim tercihlerimeee..

14 Nisan 2016 Perşembe

Kadının Adı Yok / Duygu Asena | Kitap Yorumu


Kadının Adı Yok
Yazarı : Duygu Asena
Türü : Dram
Yayım Yılı : 1983
Puanım : 4/5

...

Kadının Adı Yok, Türkiye'de büyük yankılar uyandırmış bir kitap. Hatta edebiyatımızda yasaklanan kitaplar arasına girmiş bir eser. 

Tabii ben bunları kitabı okumadan bilmiyordum. 

Kadının Adı Yok'u bahar şenliği için, okumadığım bir yerli, kadın yazardan kitap okumam gerektiği için seçmiştim. Yazarı babamın tavsiyesiyle tanıdım hatta, Duygu Asena'dan bir habermişim meğer...

Kadının Adı Yok, Duygu Asena'nın yazdığı ilk kitapmış bu arada, ilk kitaptan bu kadar etki bırakabilmesini de takdir ettim ayrıca. Bir de ilk kitabı için böylesine eleştirel bir kitap yazmak, özellikle de bizim ülkemizde yürek istiyor bence. Bir de yayımlandığı dönemi düşünürsek yazar gerçekten de çok cesurmuş bence.

8 Nisan 2016 Cuma

DÖVÜŞ KULÜBÜ / CHUCK PALAHNIUK | KİTAP YORUMU



Dövüş Kulübü
Yazarı : Chuck Palahniuk
Türü : Yeraltı Edebiyatı
Çevirmeni:Elif Özsayar
Puanım : 4/5


Nisan ayının ilk kitabıyla herkese merhabaaa!

Nisan en en en bi çok sevdiğim ay benimm!

Havalar ısındı, bahar geldi, artık kuş sesleriyle uyanıyorumm!!

Dışarıya çıkınca harika çiçek kokuları dolduruyor burnumu..

Ruhum yenileniyor sanki, güncellemeye başladım kendimi resmen.

Erasmus sınavlarını da atlattım...

Kısacası Nisan ayını neşeyle başladım ve harika bir kitapla da bu mutluluğumu katmerledim.

Ne kadar musmutlu olduğumu anlattığıma göre sadede gelebilirim sanırım. ^.^ 

Aylık Rapor | Mart 2016



Her ay böyle okuma açısından verimsiz mi geçmek zorunda bilmiyorum ama aslına bakarsanız her ne kadar az kitap okumuş olsam da elimden gelenin en iyisini yaptığımı düşünüyorum Mart ayında. Yazılarımı takip edenler Erasmus sınavlarına hazırlandığımı biliyordur. Mart ayında, çok yoğun olmasa da bu sınava hazırlanmakla ve stres yapmakla geçti çoğunlukla. 

Ayrıca bu dönem ilk dönemden daha ağır derslerim var ve bunu dibine kadar hissediyorum. 


Yine de dediğim gibi, derslerimin ve çalışmalarımın arasında altı kitap okuyabildiğim için mutluyum, daha az da olabilirdi. :)


6 Nisan 2016 Çarşamba

VILLETTE : GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE / CHARLOTTE BRONTE | KİTAP YORUMU


2016 Klasik Kitap Okuma Maratonu (Yabancı) >> 3/15

Villette : Geçmişin Gölgesinde
Yazarı : Charlotte Bronte
Türü: Klasik
Çevirmeni: Nevriz Aksunkur
Puanım: 5/5


Mart ayında son okuduğum kitap "Geçmişin Gölgesinde" oldu. Mart ayı için aslında yabancı klasik olarak "Gurur ve Önyargı"yı okumayı tasarlamıştım ama yine ani bir karar değişikliği yaptım. 

Geçmişin Gölgesinde, Charlotte Bronte'nin yazdığı son roman. Ayrıca tıpkı Jane Eyre'de de olduğu gibi otobiyografik özellikler barındırıyor. 

Kimi yorumlarda insanların Villette'i daha çok sevdiğini gördüm, daha çok derken, Jane Eyre'den daha çok sevmişler.

Bana sorarsanız, ikisi de çok çok güzeldi ama Jane Eyre bir tık daha daha iyiydi benim için.

Sebebiyse kitabın sonu. Hakkında bir şey söylemek istemiyorum ama ben hoşnut olmadım açıkçası. 

Kitabın konusuna değinecek olursam;

4 Nisan 2016 Pazartesi

FRANZ KAFKA'NIN DÖNÜŞÜMLERİ / CLAUDE THIEBAUT


Franz Kafka'nın Dönüşümleri
Yazarı : Claude Thiebaut
Türü : Biyografi
Puanım : 4/5


Herkese merhaba!

Normalde kurgu olmayan edebiyat eserlerini, anı olsun biyografi olsun okumayı hiç sevmem ben. Ama kütüphanede bu kitaba denk gelince bir durup düşündüm. Kafka hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. Sadece Almanca edebiyat alanında büyük bir isim olduğunu biliyordum o kadar. Haa, bir de Yahudi olduğunu.

Kafka'dan bu güne kadar sadece Dönüşüm'ü okudum, onu da 2015'in sonlarına doğru okumuştum sanırım. Sadece bu eserini okumak bile aslında içinizde yazara karşı bir hayranlık oluşturmaya yeterdi bence.