12 Kasım 2015 Perşembe

Kafes / Josh Malerman | Kitap Yorumu




Kitap ilk çıktığı zamanlarda, açıkça söylemek gerekirse, durağan, ne bileyim bir aileyi konu alan bir şey sanmıştım. Yorumlara filan da hiç göz atmamıştım. 

Okumaya karar vermemdeki en önemli sebeplerden biri kapağıydı. Bir diğer sebepse, akıcı olduğunu öğrenmemdi. Geçen hafta bir yolculuğa çıkacaktım ve bookstagram hesabımdan birkaç tavsiye istedim. Birkaç kişi de Kafes'in oldukça sürükleyici olduğunu ve yolculukta okunabilecek türde bir kitap olduğunu söyledi.


Kitabı geri dönüş yolculuğumda okudum ve gerçekten de söylendiği kadar akıcı olduğunu anladım. Kitabın üçte ikisini başımı dahi kaldırmadan okudum. Bir baktım yolculuk bitmiş. Kitabın gerisini ertesi gün okulda okumaya çalıştım, son sayfaları eve kaldı. Ay, ne uzattım ya, kısacası kitap iki günde bitti arkadaşlar.

Öncelikle söylemeliyim ki eğer böyle yolculuk için okumaya bir kitap arıyorsanız Kafes'i kesinlikle öneririm. Gerçekten de zamanı unutturdu.




Okurken Dinledim..




Gelelim kitap hakkındaki duygu, düşüncelerime...


Şimdi, tür korku / gerilim olunca insan beklentilerini de ona göre ayarlıyor. Bir de ben asla kitabı okumadan başkalarının yorumlarına bakabilen bir insan değilim. Spoiler olsun olmasın o yorumları okumak beni okumaktan soğutur diye korkuyorum. 

Dolayısıyla ben kitabı okurken acaba bende mi bir sorun var diye düşündüm. Belki de korku filmlerine, dizilerine aşina olduğumdan kitap korku açısından beni pek etkilemedi. Birkaç yerde gerçekten gerildim, doğruya doğru. Ama bir kitabın türü Gerilimse, beni böyle uyutmayacak kadar germesi gerekir, diye düşünüyorum ben. Bu yüzden Korku/Gerilim konusunda kitap beklentilerimi karşılayamadı diyebilirim. 

Kitabın konusuyla beni oldukça etkiledi. Bence özgün bir konusu vardı kitabın. Hatta okurken dedim ki, bu kitaptan harika bir film çıkar filan. Bitirince öğrendim film haklarının alındığını. Bu sefer de dedim ki, lan şimdi mahvetmesinler güzelim kitabı. Filminin çekilmesine sevinmedim açıkçası ve izlemeyi de düşünmüyorum.


Neyse, anlatım çok hoşuma gitti bir kere. Geri dönüşler yerindeydi. Ayrıca dört yıl önce/sonra meselesi bence merakı hep canlı tuttu. Bir kitabı okutan en büyük etken de merak unsurudur bana göre zaten. Ayrıca olayın gelişme sürecini yazar çok iyi aktarmış. 

Şimdi korkmadım, çok da gerilmedim dedim ama, kitapta öyle yerler vardi ki yüreği ağzında okuyor insan. Birçok kişinin midesinin bulandığını filan okudum ama bende öyle bir şey olmadı hiç. Sağlam bir midem varsa demek...



Yazının devamı Spoiler içermektedir.

.
.
.



Aslında insanı okumaya iten, kitaba başladıktan sonra okumaya iten şey neler olduğunu deli gibi merak etmemiz. Kimsenin bu olaylara neden olan şeyi görememesi vs. Bu yüzden kitabın sonuna kadar dişlerinizi sıka sıka bekliyorsunuz. Size bir şey vaat edildiği yok. Sadece normalde düğümden sonra çözüm geldiğini bildiğiniz için doğal olarak böyle bir beklentiyle devam ediyorsunuz kitaba.

Kitapta zaten son bölümlerde heyecan ve gerilim tavan yapıyor, kapılıp gidiyorsunuz. 

Kitabın sonundan o kadar umutluydum ki son on sayfaya geldiğimde tüm dünyayla ilişkimi kestim. Odama çekildim, telefonumu kapattım, aileme rahatsız edilmek istemediğimi söyledim... 

On sayfa bitti. İyi güzel, her şey yoluna girmiş gibi. Tamam rahatsızlık veren bir havası vardı o son cümlelerin ama kitap öyle bir bitti ki... Ay, nasıl anlatayım bilemedim cidden. 

Şimdi tek kitap olduğunu varsayarak başladım kitaba ben. Ama  sonuna bakıyorsun, yazarın cevaplamadığı kocaman bir soru var. Devam kitabı olacak diyorlar. O da aklıma yatmadı. Bu soruyu cevaplamak için mi devam kitabı yazacak şimdi adam? 

Belki de güzel olur, okuyunca severim ama şimdi düşünüyorum da, bu hikayeyi biraz daha uzatıp soruyu da cevaplasaydı tadından yenmezdi. Bitiş gerçekten iyiydi ama akılda o soru olmasaydı. 

Tek kitap olarak düşünüp okuyunca kitabı, çok sinirlendim sonunda. Kitabı arkadaşlarıma o kadar ballandıra ballandıra anlattım. "Bakın görün sonunda bomba gibi bağlayacak yazar" triplerine bile girdim. Sonunda o 'şeylerin' ne olduğunu açıklamadığını söylerken ben utandım yahu!

Bu arada korku ögesi gerçekten güzeldi aslında, her ne kadar korkmasam da. Başıma gelse dibine kadar tırsardım, orası ayrı. 

Görünmeyen bir şey, ne ismini ne cismini biliyorsun. Görenler anlatacak kadar yaşayamıyor. Bundan korkunç ne olabilir ki

Hatta kendimi ifşa edeyim, kitabı odamda tek başıma okurken bir ses, tıkırtı gibi bir şey geldi sağ taraftan. Gözlerimi kapattım. Yani bilinç altıma nasıl yerleştiyse o refleks artık. Sonra anladım ki kulaklığım komodinden aşağı sarkmış. Allahtan yalnızdım da o rezilliğimi bir ben bir Allah biliyor. 

Hani demem o ki, alıştık artık zombilere, hayaletlere, kurtadamlara, cartlara curtlara. Diziler sağ olsun. Ama yazar güzel yerden yakalamıştı bence o korku ögesini, oldukça orijinal buldum ben. 

Kitapta beni en geren, hatta böyle gözlerimi pörtleten kısım şu Malorie'nin göz bandını çıkarma sahnesinde olanlardı. Gerçek anlamda korktuğum tek kısımdı. Sanırım 'şey'lerin varlığını en somut hissettiğimiz yerlerden biriydi orası. 


" Elini kaldırıp parmaklarını siyah renkli kumaşa götürdü.Bir anlığına o ve yaratık aynı göz bağını tuttular. Bu yaratık ya da onun gibileri Shannon’ı, annesini, babasını ve Tom’u ondan koparıp almışlardı. Bu şey ve onun gibi şeyler, çocuklarının çocukluğunu çalmıştı.

Malorie bir şekilde korkmuyordu. Ona yapabilecekleri her şeyi zaten yapmışlardı.
“Hayır,” dedi kumaşa asılarak. “Bu benim.”
Bir anlığına hiçbir  şey olmadı. Sonra yüzüne bir şey dokundu.
Malorie suratını ekşitti. Ama yüzüne dokunan, yeniden burnu ve şakakları üzerindeki yerini alan göz bağıydı. "


Cidden başarılı bir sahneydi. Bunun dışında beni etkileyen başka bir şey de çocuklarını eğitme meselesiydi. Bir annenin bunu yapmak zorunda olması kadar acı bir şey yok gerçekten. Bir de doğunca bebekleri kör etme düşüncesi benim içimi fazlasıyla burktu. 







Spoiler sonu.



Kitapta gerçekten okunmaya değer sahneler var. Konusu fazlasıyla iyi. Bu yüzden sırf sonu hayal kırıklığı diye okuduğuma pişmanım diyemem. Devam kitabı çıkarsa okurum, ama beklentilerim ilkinden daha da yüksek olur. 

Bu arada kitabı okuyanlara, daha doğrusu okuyup beğenenlere bir film önerim var. Ben kitabı okurken bu filmle aralarında benzerlik olduğunu düşündüm. Filmin konusu da kitabınkine benziyor biraz. 

Film fragmanı >> The Happening
IMDB >> The Happening



...

Siz Kafes'i okudunuz mu? Okuduysanız hakkında neler düşünüyorsunuz, benimle paylaşın!


7 yorum:

  1. merhaba! Öncelikle Kafes benim hayatımın belli bir bölümünü kapladı. Josh Malerman ve The High Strung grubuyla tanışmamı sağladı. Kesinlikle mükemmeldi. Ben de senin gibi türün Korku/Gerilim açısından beni pek etkilemediği konusunda hem fikirim. O cevaplanamayan soru bence güzel olmuş. Çünkü eğer o şeyleri tanıtsaydı kitabın tadı kaçardı. Devam kitabı olur mu? Olursa nasıl olur bilemiyorum. Film konusundaysa Mama filminin yönetmeni yapacakmış. Güzel olabilir. Ama dediğim gibi Percy Jackson gibi batırmasalar iyiydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Batırmalarından korkmuyor değilim ama çok da merak ediyorum. Bakalım nasıl olacak :')

      Sil
  2. Şu an bitirdim kitabı. Okurken gerçekten gerim gerim gerildim. Hep sonunda bir umut felan bekledim bir yere bağlanacak dedim ama olmadı. Bende 2 günde bitirdim kitabı. Okurken hep iZlediğim bir film geldi aklıma çok benzer konuları. Yukarıdaki film adı da mistik olay. Filmi hiç beğenmemiştim ama bu kitap gerçekten çok sürükleyiciydi. Tavsiye ederim

    YanıtlaSil
  3. Kitabı ben de 2 günde bitirdim. Yukarıdaki filmi izlemiştim 'mistik olay' kitabı okurken benzetmiştim. Filmi beğenmemiştim ama kitap çok sürükleyiciydi. Hep bir ümit içinde sonu güzel bir yere bağlansın istedim :( soru işaretleriyle bitti. 2. Kitabı çıkarsa almak şart oldu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, film beni de pek etkilememişti ama kitabı okurken iki konuyu birbirine benzettim sadece :D

      Sil
  4. 2 gün önce okudum bende hâlâ etkisindeyim... Tüm yorumlarınıza katılıyorum. En çok etkilendiğim kısımlar arasında, bi evde yatağında oturur şekilde buldukları ölü çocuk ve anne babası vardı... Gözlerim doldu o sayfada nedense... 😢

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, insanı üzen sahnleri vardı kitabın.. Zaten çocukların büyüdüğü ortamı okuyunca içi acıyor insanın..

      Sil