EMMA

Yazarı : Jane Austen
Çevirmeni : Nihal Yeğinobalı
Yayım Yılı : 1815
Türü : Dünya Klasiği


Puanım : 3/5

2016 Klasik Kitap Okuma Maratonu (Yabancı) > 5/12






Uzun zamandır kitap yorumu yapmayan Muggle.. :/

En son 1984'ün yorumunu yazmıştım bloga ve o da mayıs ayının ilk haftasıydı sanırım. Sonrasında Shakespeare'den bir oyun okudum, 1984'den sonra kafamı dağıtmak adına. Sıra ayın klasiğine geldiğinde olmam gerekenden daha az hevesliydim aslında. Emma'yı okumayı uzun zamandır tasarlıyordum kafamda ama öyle çok büyük beklentiler içerisinde değildim. Neyse ki değilmişim, yoksa kitaptan bu aldığım kadar bile zevk alamazdım, yazık olurdu. 


Okumaya başlamadan önce şöyle yorumlarına bir göz gezdirdim çünkü okumaktan her an vazgeçecek vaziyetteydim. Bir teşviğe ihtiyacım vardı çünkü, kitaba şöyle bir başladığımda girişin çok da vurucu olmadığını gördüm ve nedense okuma isteğim biraz kaçtı ister istemez. 


Neyse, güzel yorumlar gördüm, hatta bir bloggerın okuduğu en güzel klasiğin Emma olduğunu okudum. Dedim ki oku gitsin, ne de olsa hiçbir şey beklemiyorum kitaptan, hiç olmazsa hayal kırıklığına uğramam.


Aslında düşüncem, Bronte'nin kitaplarını bitirip sonra Austen'e geçmekti ama Gurur ve Önyargı'yla zaten bu planımı rafa kaldırmış oldum. Gurur ve Önyargı'dan beklediğimi alamayınca dedim ki yazarı eleştirmeden bir kitabını daha okuyayım. Emma'yı da Gurur ve Önyargı'dan daha çok merak ediyordum aslında. Sebebi yazarın bu kitabına 'en sevdiğim kitabım' demesi, kitabın pek bilinmemesine rağmen okuyanların çok beğenmesi ve isminin Emma olmasıydı - Emma benim en sevdiğim isimdir. 


Hala yazar hakkında bir fikir sahibi olabildiğimi düşünmüyorum aslında. Her iki kitap da evlilik konusu etrafında dönüyordu ki bu benim çok da hoşuma gitmiyor. Yine de Austen'in hala okunmaya değer kitapları var ve onları da okuyacağım mutlaka, kitaba üç puan vermiş olmam yazarı gözümden düşürdüğüm anlamına gelmiyor.


Kitabın konusu kısaca şöyle;


Emma, yirmi yaşında, şımartılarak büyümüş ve en büyük kusuru gurur ve kendini beğenmişlik olan bir kızdır. Ablasının, daha sonra da mürebbiyesi Bayan Taylor'ın evliliğinden sonra Hartfield Malikanesi'nde babasıyla yalnız kalmıştır. En sevdiği uğraş çöpçatanlıktır, insanları birbirine yakıştırmaktan ve aralarını yapmaktan büyük zevk alır. İş kendisine geldiğindeyse, asla evlenmeyeceğini söylemektedir. 


Bence kitabın adı, Avuntu ya da ne bileyim Büyük Pişmanlıklar olsa hiç yadırgamazdım herhalde :D


İşin şakası bir yana kitaptaki bu çöpçatanlık olayı çok eğlendirdi beni aslında. Sadece devamlı kim kiminle nişanlanmış, kim kime gönlünü kaptırmış konuları pek ilgilendirmiyor beni, kitapta sıkıldığım da bu oldu yüzden.


Bu arada kitabı çok uzun sürede bitirdiğime de değineyim. Neredeyse iki haftada okudum romanı ve okuma bunalımının dibine vurdum. Doğru dürüst oturup okuyamadım kitabı, hep toplu taşımada, makarna suyunun kaynamasını beklerken, ne bileyim işte, dizi inerken filan okudum. Kitaba yapılan haksızlıktı belki çünkü sıkıcı değildi o kadar. Ama çok da merak ettirmedi beni açıkçası. Merak unsuru eksikliği vardı bana göre kitapta.


Bir an kitap bitmeyecek sandım gerçekten ve korktum ciddi ciddi. Sonra kitabı kal-u beladan beri okuyormuşum gibi geldi, bundan önce kitap okumuyormuşum gibi ve bu kitabı bitirince ölecekmişim gibi. O duyguyu anladınız değil mi :D BİTMİYORDU YANİ KİTAP!


Neyse, Emma ne çok sevdiğim ne de hiç beğendiğim bir kitap oldu. Ama şu da var ki ben bu kitabı tavsiye edeceğimi sanmıyorum ne yalan söyleyeyim. Okuduğuma pişman filan da değilim, bazı yerleri cidden hoşuma gitti ama dediğim gibi çok da aman aman bir klasik değildi bence. 



...

Siz Emma'yı okudunuz mu?
Hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benimle paylaşın!