25 Mayıs 2017 Perşembe

Okuyan Bir Muggle Olmanın Zorlukları #2 | Lütfen, Teşekkür Ederim, Rica Ederim, Affedersiniz...



" Kitaplarda kaybolabiliyorken görünmez olamamak. "


Ben çok hayalperest bir insanım. Neredeyse her saniyem bir şeyler hayal etmekle geçiyor.

Bir de dünya, hayat, insanlar hayallerde daha güzel, daha temiz, daha iyi. Bundan başka sebep aramaya da gerek yok aslına bakarsanız. 

Okul hayallerimde kaybolmam için büyük bir engel olsa da başa çıkmaya çalışıyorum. Son zamanlarda insan içine çıkmaya korkar, çekinir oldum. Birbirimize karşı o kadar tahammülsüz hale gelmişiz ki gerçekten dışarıya çıkarken kendimi her seferinde teskin etmeye çalışıyorum. 

En basitinden, insanlar otobüslere binerken bile insanlıklarını unutuyorlar ve bunu görmek insanın sinirlerini bozuyor. Alışveriş yaparken selam veriyorsunuz, teşekkür ediyorsunuz fakat karşılaştığınız yalnızca robotlaşmış kasiyerler. Belki onlar da alışık değillerdir bu duruma; o halde onları robotlaştıran bizler mi oluyoruz acaba?

Yani kısacası, şu güzel bahar günlerinde dahi, dışarıya çıkarken moraliniz ne kadar yüksek olursa olsun, güne ne kadar pozitif başlarsanız başlayın, bir şekilde sizi çileden çıkaracak, en azından şaşırtacak, üzecek şeylerle karşılaşıyorsunuz. Halkımızın ne denli değiştiğini çarpıcı bir şekilde fark ediyor, inkar etmek istiyorsunuz ama her şey öyle göz önündeki. 

Komşunuza selam verdiğinizde şaşırması mesela. O şaşkınlıkla sadece yüzünüze bakması ve yanınızdan geçip gitmesi. 

Yaşlı, baston kullanan bir ninenin birbiriyle yarışan insan kalabalığı yüzünden otobüse binememesi. 

İnsanların yanınızdan geçerken bir "Affedersiniz." demek yerine sizi itip yoluna devam etmesi.

Altmış yaş üstündekilerin toplu taşımayı ücretsiz kullanmalarına tepki olarak bir amcanın durakta bağırarak bu insanlara "beleşçiler"  demesi. 

Bir teyzenin, şoföre durağa geç geldiği için ona tepkisini gösteren bir amcaya, hiç ama hiç utanmadan, bir hanımefendiye asla yakışmayacak, ağza alınmayacak şekilde bağırarak küfretmesi. 

Özellikle Ptt şubelerinde bazı çalışanların size resmi bir şekilde hitap etmemesi ve sanki siz onların çocuğuymuşsunuz gibi bir tonla konuşmaları. Yüzlerinde sanki siz onların tepesini attırmışsınız, usandırmışsınız gibi bir ifade olması. 

ve daha nice örnekler...

Kısacası her yerde ama her yerde bir tahammülsüzlük, bir öfke, sinir patlaması, hoşgörüsüzlük, terbiyesizlik... Böyle büyükler genç nesillere nasıl örnek olacaklar hiç bilmiyorum. 

Fark ettiyseniz verdiğim örneklerin çoğu da toplu taşımada başıma gelen şeyler. Okulum biraz daha yakın olsaydı, asla toplu taşımayı kullanmazdım. Bazen bu olumsuzluklar öyle sinirlerime dokunuyor ki gün sonuna dek baş ağrısı çekiyorum.

Kitaplarda, istisnalar kaideyi bozmaz, hep iyiler, iyilik kazanır ya, bunu görüp bunun hayalini kurup her gün haberlerde dehşet verici olaylara tanık olmak insanı daha fazla üzüyor. Belki hayalperest değil de realist bir insan olsaydım bunlardan böylesine çok etkilenmez, üzülmezdim. 

Uzun lafın kısası, keşke biz kitapkurtları kitaplarda kaybolabildiğimiz gibi görünmez de olabilseydik. Ya da sorunu kökten çözüp kitaplarda kaybolduğumuzda bir daha hiç bulunmasaydık. Hayallerimizi gerçekliğe seve seve tercih edebilirim zira. Tabii ailemi de yanımda sürükleyebilirsem.

Ya da, en azından bari kitap okurken saydamlaşsaydık da rahat rahat dolaşabilseydik düşlerde. Çok mu çok şey istiyoruz yani?



8 yorum:

  1. Merhaba Okuyan Muggle, gözlemlerinde seninle hem fikirim. Bu sadece toplu taşımada değil, aynı şey trafikte de geçerli. Makas atan mı, durmadan kornaya basan mı ararsın. Hastahane gibi sıra beklediğimiz yerlerde bile, tek akıllı onlarmış gibi kaynak yapmaya pek meraklılar.
    İşin acısı daha da kötüleşiyor, insanlık ölüyor... Türkiye diyince gözünde ne canlanıyor dersen, aklıma şöyle bir fotoğraf geliyor: Birbirinin üstüne çıkıp ilerlemeye çalışan insan sürüsü derim..
    Ama umudu da tamamen kaybetmemek lazım, çok da iyi insanlar..
    Sevgiler benden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklınızdaki Türkiye resmi cidden çok gerçekçi, ben de hemfikirim bu konuda. Tabii ki hala güzel günlere olan umudumu da kaybetmemeye çalışıyorum elimden geldiğince :') Teşekkürler :)

      Sil
  2. Merhaba. Beni de karşıdan karşıya geçerken itikleyip hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlar. Bir de resmi giyindiğin zaman veya tüylü görünen bir manto giyince ''hanımefendi'' oluyorsun :-)

    YanıtlaSil
  3. Hayır çok birşey istemiyorsun fakat kaybolmak da bir çözüm gibi gözükmüyor. Hatta çözüm değil evet. "Hepimiz" böyle düşündüğümüz için içinden çıkılmayacak bir yola giriliyor. Sırf kıyafeti güzel diye saygı gösterilen insanlar ya da biraz kirlenmiş diye aşağılayıcı bakışlarla insanları rahatsız etmek en büyük hobilerimizdendir. İnsanlar, insanlıktan başka herşeye dönüşüyor. Hayırlısı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın, fakat çoğu zaman güçlü kalamıyorum bu konuda. Dediğin gibi sonumuz hayır olsun.. :/

      Sil
  4. Hislerime tercüman olmuşsun adeta. Malesef artık öyle bir noktaya geldik ki, bir arada yaşamaya katlanamıyoruz. Bazı insanların davranışlarına ben de katlanamıyorum artık. O kadar bencil, kibirli, menfaatçi insan var ki etrafta. Oysa hep pozitif olmaya çalışırım ama bazen olmuyor. Hatta bazen acaba ben de mi bir yanlışlık var diyorum. Ama her şeye rağmen hayat çok güzel. Keşke incir çekirdeğinden olay çıkarılmasa. Küçük şeylerden mutluluk duymayı, birbirimize en azından saygılı olmayı öğrenebilsek. Kitaplar en iyi kaçış yollarından biri. Bir de gökyüzünü izlemek buralardan alıp götürüyor beni. Okuyan bir Muggle olmak gerçekten çok zor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitaplar cidden, cidden iyi ki var. Sıradan bir muggle olmaktan da daha iyi aynı zamanda ^.^

      Sil