1 Mayıs 2017 Pazartesi

Aylık Rapor | Nisan 2017


Nisan'ın bittiğine inanamıyorum. Sizce de çok çabuk geçmedi mi? İlk haftası benim zaten sınav haftamdı ve ondan sonra resmen yokuştan yuvarlanır gibi geçip gitti günler. 

Sınavlarım fena değildi ama daha iyi olabilirlerdi. Zaten bahar dönemi ben istediğim performansı hiç gösteremiyorum. Bu lisede de böyleydi, hala da böyle :D Finallere kadar toparlanmış, havalara filan alışıp ders çalışmanın bir yolunu bulmuş olmayı umuyorum.

Bu ayın sonunda bir diyete başladım. Çok sıkı bir diyet olduğu söylenemez ama en azından yeme alışkanlığımı bir düzene soktuğu da gerçek. Buna bağlı olarak uyku düzenim de bir kendine geldi, çok memnunum bu açıdan. Geçen yaz yaptığım düzenli yürüyüşlerime de tekrar başladım, faydasını görmeyi umuyorum. Almanya'da çok boşlamıştım malum :D

Nisan'ın son günlerin de ise odamdaki eşyaların yerini değiştirdim. Bunu her yıl yapıyorum aslında :D Ama fark ettim ki bu değişiklik ben de cidden bir yenilenme etkisi yaratıyor. Her şey için, okumak için, yazmak için, hatta ders çalışmak için bile hevesleniyorum. Kitaplığımın yerini değiştirirken tüm kitapları indirmek, sonra yeniden yerleştirmek zaman alıyor, biraz da yoruyor ama büyük keyif alıyorum bunu yapmaktan. 

Kısacası Mayıs'a bir nebze yenilenmiş olarak başladım denilebilir. Nisan benim açımdan, vizeleri saymazsak iyi geçti. Güzel kararlar aldım, uygulama da sorun yaşamamayı diliyorum. 

Neyse, çok uzattım. İşte bu ay okuduklarım, izlediklerim..



Okunanlar

- Ankara / Yakup Kadri Karaosmanoğlu 4/5

Genel olarak Türk İnkılabı'nı eleştiren, daha doğrusu inkılabın yanlış anlaşılmasını eleştiren bir kitaptı. Dönemin zihniyetine ışık tuttuğu için keyifle okuduğum bir kitap oldu. Yorumu için; tıklayın.

- Death Note - Volume 13 / Takeşi Obata & Tsugumi Oaba 5/5

"Nasıl Okunmalı" alt başlığıyla yayınlanan bu ciltte karakter analizleri, yazar ve çizerle yapılan röportajlar, olay kronolojileri gibi Death Note'la ilgili pek çok şey vardı. Benim çok hoşuma gitti. Yorumu için; tıklayın.

- Korku / Stefan Zweig 5/5

Bu Zweig'dan okuduğum üçüncü kitaptı ve her kitapla birlikte yazara olan hayranlığım da artıyor, herkes gibi. Zweig'ı neden seviyorsun, nedir seni ona hayran yapan diye sorsalar hiç şüphesiz cevabım; yazarın hisleri okuyucuya aktarmadaki başarısı olurdu. 

- Her Otostopçunun Galaksi Rehberi / Douglas Adams 5/5

Çoktandır başlamak istediğim ama bir türlü yapamadığım bir seriydi. Nihayet başladım ve tüm korkularım boş çıktı. Yorumunu seri bittikten sonra yapmayı düşünüyorum ama puanlamadan da anlaşılacağı üzere ben ilk kitaba bayıldım!

- Aya Yolculuk / Jules Verne 5/5

Ben en çok yazarın verdiği ayrıntılara şaşırıp kaldım ve hayran oldum açıkçası. Bir de sonunu bu kadar gerçekçi ve bir o kadar da korkunç beklemiyordum. Çocukken okusaymışım büyük travma olurmuş benim için :D

Bunun yanında beni çok ama çok rahatsız eden bir şey var. Okuduğum kitap çeviriyse eğer ben arada dönüp çevirmenin ismine bakarım. Tuhaf bir alışkanlık işte. Bazen merak eder hayatını araştırırım filan. Neyse. Aya Yolculuk'u da okurken böyle bir an yaşadım ve çevirmenin adına bakmak istedim. Kapakta zaten çevirmen adı yok. Bu da benim için sinir bozucu bir durum olsa da alıştım diyebilirim. Neyse, ilk sayfaya, kitabın künyesinin olduğu bölüme baktım yok. Aradım, taradım yok. Benim okuduğum baskı Bilgi Yayınları'ndan çıkmış. Bence böyle bir eserde çevirmenin adına basımda hiç yer vermemek büyük ayıp. Çok şaşırdım açıkçası. Bana emeğe saygısızlık gibi geliyor.


İzlenenler

Bu ay cidden, ailecek coştuk biz :D Normalde hafta hafta takip ettiğimiz The Walking Dead sezon arasına girince ne yapacağımızı şaşırdık ve ben henüz bir bölümünü izlediğim bir Kore dizisini annemlere anlatırken ilgilerini çekti. İşte her şey böyle başladı ve kendimizi durduramadık. 

Ben ki normalde bir diziyi birkaç ayda zor bitiren insan, annem ve babamla birlikte bu ay tam altı tane Kore dizisi izledim.Altı. ALTI!

Diziler

- Remember (2015) 5/5

Öneri yazısını okumak için ; tıklayın.

- Defendant (2017) 5/5

Öneri yazısını okumak için ; tıklayın.

- Gap Dong (2012) 2/5

Allah var güzel başladı. Hakkındaki yorumlar da hep olumluydu. Mutlaka izlenmesi gereken diziler listesinden bulmuştum kendisini zaten. Ama ben böyle uyuz dizi görmedim. Sevenler lütfen alınmasın ama diziyi izlerken resmen içim kıyıldı. Olaylar yavaş gelişiyordu ve dizinin çekimi sinirlerimizi çok bozdu. Sorun yönetmendeydi yani bence. Ayrıca sonunda ortaya çıkardıkları katil beni hiç ama hiç tatmin etmedi, dahası çok saçma, sonradan uydurulmuş gibi geldi. Dizinin yorumlarında, seyircinin her bölümde başkasından şüphelendiği, senaristin devamlı ters köşe yaptığı yazılmıştı ama bence bu konuda da vasattı dizi. Yani seyirciyi şartlandırmak adına bir bölüm bir karakteri devamlı yakın çekimle çekiyorsan tabii ki insanlar ondan şüphelenir. Bir de sonunda sırf "Aman kimsenin şüphelenmediği birini yapalım, herkes şaşırsın" diye kasıp tüm dizi boyunca hiçbir açık vermemiş bir insanı suçlu yapmak çok da profesyonelce değildi. Tavsiye etmiyorum kısacası. 

- Signal (2015) 5/5

Allahım çok güzeldi. Unutup bir daha sonra bir daha izlemek istiyorum. Harikaydı. Öneri yazısı gelecek.

- God's Gift (2014) 4/5

Diziyi izlerken çoğu zaman, nasıl toparlayacak diye sormadım değil kendi kendime. Bir ara konuyu cidden çok dağıttılar. Konuyu dağıtmak derken, gizem doruk noktasına ulaştı, her şey birbirine düğümlendi filan. Ama senarist iyi kafa patlatmış. Sonunu cidden süper bağladılar. Aksiyonu hiç düşmeyen bir diziydi ayrıca, her bölüm bir şey oluyordu ve ben bölümlerin nasıl bittiğini bile anlayamadım. İzlemenizi tavsiye ediyorum. 

- Voice (2017) 3/5

Bu diziyi ilerde, absürtlüklerde dolu dizi olarak hatırlayacağımdan adım gibi eminim. Yirmi kişiye bir dövüşe girip hepsini devirmek olsun, duyma yetisi gelişmiş biri olduğunu iddia edip keyfine geleni duyan bir ses profilcisi olsun, arkadaşları tehlike altındayken çene çalmalar filan olsun cidden sinirden güldürdü bizi. Hele 10. bölümün sonundaki sahnede nasıl tepki vereceğimi şaşırdım yaptıkları saçmalığa. İlk bölümden itibaren süregelen bir süre problemi de vardı. İzleyenler anlayacaktır. 

Hikayesi güzeldi aslında ama işleyiş iğrençti. Karakterler saçma sapan hareketler yapıyordu. Doğal olarak bu da seyirciyi deli ediyor. Ayrıca hiçbirinin derinliği yoktu, çok yüzeysel kalmışlar bence. İzleyin ya da izlemeyin diyemiyorum ama tavsiye edebileceğim diziler arasına giremedi ne yazık ki.

Filmler

- The Girl on Train (2016) 3/5

Kitaptaki gerilimden yoksun bir film olmuş bence. Gizem bile ehh işte dozundaydı. Hatırlıyorum da kitabı okurken dudaklarımı kemirmiştim ve öyle merak ettirmişti ki bir gün içinde bitirmiştim. Film olmamış maalesef...

- The Handmaiden (2016) 4/5

Filmleri izlemeden önce haklarında biraz araştırma yapsam iyi olacak aslında. The Handmaiden filminden bir haberken bir gün Youtube'da filmin soundtrack albümüne denk geldim ve albüme aşık oldum. Günlerce dinledim, sonra filmi de izlemeye karar verdim. Fakat bu kadar cüretkar olduğunu bilmiyordum tabii. Yine de hikaye güzeldi. Tahmin edemediğim bir şekilde gelişti ve beni şaşırtmayı başardı. Zaten verdiğim şu dört puanın yüzde 99'u da müzikleri için.. 

İşte bu da o muhteşem soundtrack'ı filmin. Sadece dinleyin. Dinlerken güzel şeyler hayal edin. Filmi izlemesiniz de olur :D



- Oldboy (2003) 5/5

Bugüne dek izlediğim en en en çarpıcı intikam hikayesiydi. Filmin beni bu denli yerden yere vurmasını cidden beklemiyordum. Hem çok vurucu hem de dibine kadar rahatsız ediciydi. Etkisinden bir süre çıkabileceğimi hiç sanmıyorum. Herkese hitap eden bir film değil, zira etik kurallarınızı yerle bir edebilir film. Öyle ki hiç izlememiş olmayı dahi isteyebilirsiniz. Film çok manyaktı, bir an önce unutmak istiyorum. 

Müzikleri de çok güzeldi bu arada. İnanmıyorsanız;





- Pet (2016) 1/5

Saçma ve anlamsız bir filmdi bence. Vakit kaybı.


Belgeseller

- Food Inc. (2008) 5/5

İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Öneri yazısı gelecek.




Siz bu ay neler yaptınız?

Benimle paylaşın!

8 yorum:

  1. Arada değişiklik iyi oluyor. Ben de 'aman kim uğraşacak şimdi' demesem benim için de güzel olacak ama neyse. Ayın güzel geçmiş aslında. Ben de bahar geldiğinde boşluyorum dersleri biraz. Üstelik koca bir mayıs ayı da sınav haftalarından oluşuyor, gözüm korkuyor biraz. 6 dizi bitirmişsin. İlk okuduğumda waoov demedim değil :D Ben de bir göz atayım, teftiş edeyim bahsettiğin dizileri filmleri bari. Dopdolu, musmutlu, güzel bir Mayıs dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de bu odanın şeklini değiştirme konusunda annem çok takıntılı :D Ben de onu kıramıyorum, her sene gelenek oldu diyebilirim :D Mayıs'ın sonu da beni çok korkutuyor :D Teşekkür ederim canım, hepimize bol okumalar!

      Sil
  2. Baya dolu dolu geçmiş bu ay senin adına :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle oldu ya.. Acısı finallerde çıkmaz umarım :D

      Sil
  3. Hayatında yenilikler yapman, yeni kararlar alman ne hoş. Umarım bunları devam ettirme gücünü de bulursun. Yürüyüş yapmak kesinlikle insana çok iyi geliyor. Hem kilo kontrolünde hem de ruh sağlığına iyi gelmede bir numaralı yöntem. Bu sene neredeyse hiç yürüyüş yapmıyorum. Benim de bir an önce başlamam lazım.

    ikimize de güzel ve dolu dolu bir mayıs diliyorum :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cidden öyle ablacım, stresten uzaklaşıyor, bir nefes alıyor insan. Umarım sen de başlayabilirsin :') Bol okumalı, musmutlu bir ay olsun! ^.^

      Sil
  4. Oy amma uzun yazı olmuş! Daha doğrusu yazının uzunluğunu okurken değilde yazıyı bitirdiğimde fark ettim.Çok güzel yazmışsın Gözde.Böyle yazıları ben de yazmak istiyorum fakat ay sonuna ya da ay başına gelince üşeniyorum hep.
    (Yalnız daha yazılarını okumaya yeni vaktim oluyor...)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben de bir filmi ya da kitabı bitirir bitirmez bu rapora ekliyor ve düşüncelerimi hemen sıcağı sıcağına yazıyorum, birikmiyor böylece. Ay sonundaki taslakta hazır bekleyen raporu yayınlamış oluyorum yani. Sen de öyle deneyebilirsin, belki daha kolay olur. Teşekkür ederim bu arada :')

      Sil