23 Şubat 2017 Perşembe

Ne Var Ne Yok | Şubat 2017 // Almanya'da Neler Okudum, Neler İzledim?


Almanya'dayken yorumunu yazmak istediğim fakat bunu yapamadığım kitaplar da okudum. Bu yüzden bu kitapları bir yazıda toplayıp onlar hakkında neler düşündüğümden kısaca bahsetmek istedim. 

Bu bir aylık sürede 7 tane kitap okumuşum. Bunlardan ikisi çizgi roman. Ben tatillerde kitap okumayan biri olduğum için bu rakamın iyi olduğu kanısındayım :D

Almanya'dayken pek kitap okuyamam, takip ettiğim diziler, izlemek istediğim filmler öylece kalır diye düşünüyordum ama neyse ki bu konuda çok çok verimli olmamakla beraber boş oturmadım. 

Buradan giderken yanıma kitap almak istememiştim önce okuyamam diye fakat daha sonra öncelikle uçakta okunmak üzere Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, daha sonra da Ocak ayını klasik okumadan geçirmeye gönlüm el vermediğinden Beyaz Geceler çantamda yerini aldı. Sonra bunların bana yetmeyeceği düşüncesine kapılıp Kindle'ımı da yanıma aldım. İyi ki de almışım.



- Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları / Ransom Riggs

Bu kitap aslında kardeşimindi. Uçakta okumak için kitap önerisi istediğimde bana bu kitabı önerdi, ben de biraz da olsa merak ettiğimden ona güvendim ve yanıma aldım. Yarısını uçakta okudum ve gerçekten zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Akıcılık konusunda cidden mükemmeldi. Konuya adapte olma konusundaysa biraz sıkıntı yaşadım. Paldır küldür gelişti sanki olaylar. Anlatıcı karaktere ısınamadım pek. En sevdiğim karakter Millard oldu. Devamını çok merak ettiğimi söyleyemem fakat kütüphanemde mevcut olduğundan - kardeşimin kitabı benim kitabım sonuçta :D - belki okurum kafam eserse...



- Attack on Titan - Volume 11 / Hajime Isayama

Attack on Titan uykusuz gecelerimin en büyük eğlencesi olmaya Almanya'da da devam etti. Yattığım yeri yadırgadığım zamanlarda beni alıp içine çeken bir alternatif dünya oldu. Bir de her sayı manyak bir yerde bitmese de azıcık tatmin edici cevaplar vererek bitse süper olacak. Yine de memnun muyum? Hem de nasıl!



- Beyaz Geceler / Dostoyevski

Ocak ayının klasiği, aynı zamanda yılın da ilk klasiği Beyaz Geceler'di. Biraz tereddütle yaklaştığım bir kitaptı aslında. Yanıma almamın nedeni yukarıda da bahsettiğim gibi ocağın klasik okumadan geçmesini istemiyordum ve elime en ince Beyaz Geceler gelmişti. Yazarından dolayı korkuyordum hiçbir anlayamayacağım, kendimi vermede sorun yaşayacağım diye ama hiç de öyle olmadı. Kendimi kitaba öyle bir kaptırdım ki bitirdiğimde gözyaşlarımı tutamıyordum. Çok çok güzeldi. Yorumu gelecek.


- Duman ve Kemiğin Kızı / Laini Taylor

Bu kitap bir dönem çok çok popülerdi. Herkesin dilindeydi ve ben de çok merak ediyordum. Kafa dağıtacak ve bana keyifli vakit geçirtecek bir kitap olduğunu da biliyordum aslında okumadan. Beklentilerim çok yüksekti ve ne yazık ki aradığımı tam olarak bulamadım bu kitaptan. İlk yarısı bir şeyler olacak diye bekleyip sıkıntıdan oflayıp pufladım. Fakat ikinci yarı nasıl bitti anlamadım. Bu yönden kurtardı kitap aslında. Seriye devam edeceğim. 



- Mucize / R.J Palacio

Mucize de bir dönemin en popüler kitabıydı. Ben yine ünü sönmeye başladığı zamanda okumayı tercih ettim. Nedense böyle yapıyorum hep, garip bir şekilde hoşuma gidiyor. Kitabı seveceğimi daha okumadan biliyordum, hissediyordum aslında. En sevdiğim şey olayların farklı yönlerden, farklı karakterlerin bakış açılarından da aktarılmasıydı. Çok çok güzel düşünülmüş bir yazım tekniğiydi. Karakterlere daha da yakınlaşmamızı, onları daha iyi anlamamızı sağlayan bir yöntemdi. Ağlatmasa da beni derinden sarsan bir hikayeydi Mucize.



- Da War Mal Was - Erinnerungen an hier und drüben / Flix

Oradayken hep Almanca kitap okumak gibi bir düşünce bir saniyeliğine aklımdan geçmişti fakat okuduğum tek Almanca kitap bir çizgi roman olan Da War Mal Was oldu. Şehrin en en en sevdiğim mekanı olan kütüphanede bulduğum bu kitabı okumak hem çok heyecanlı hem de bilgilendirici bir deneyim oldu benim için. Farklı bir bakış açısı edinmemi de sağladı. Kitap duvarın hala yerinde durduğu dönemde çocuklukları geçen insanların kimi komik kimi hüzünlü anılarından oluşuyor. Bir derleme gibiydi. O zamanları farklı kişilerin gözünden, bir çocuk hayal gücüyle, çocuk masumluğuyla okumak güzeldi. 



- Das Mutige Buch / Moni Port

Bu aslında ikinci sınıfa giden kuzenimin okul kütüphanesinden ödünç aldığı bir kitaptı. Okuma saatlerinde onları teşvik etmek için beraber okumayı teklif etmiştim. Her sayfasında değişik korkulardan bahsediyor ve bunların çok doğal olduğundan, korkularımızla yüzleşmemiz, onlardan korkmamamız gerektiğini anlatıyordu kitap. Okurken gerçekten çok çok eğlenmiştik. Sonra da Serkan'la günlüğüme yukarıdaki çizimleri yaptık. 

Okuduklarım bu kadardı işte. Yeterince okuyamadığımı biliyorum, bir ay için sayı çok az fakat yine de elimden geleni yapmışım bence, ne dersiniz? :D



Neler izlediğime gelecek olursak... Aslında çoğu akşam ya ben teyzeme izlediğim ve onun da mutlaka izlemesini istediğim şeyleri seyrettirdim ya da o bana. Mesela Roots dizisini onunla yeniden izledim. Barfi, Shallows, Charlie and the  Chocalate Factory, Avatar yine teyzemle birlikte bir kez daha izediğim filmler arasındaydı. Bunlar dışında ilk kez izlediklerim şunlar oldu;

- Sully / 2016

Beklediğimden durağan bir film olmasına rağmen anlatmak istediği şeyi çok beğendim. İki kez izleyecek kadar hoşuma gitmiş film kısacası.



- Passengers / 2016 

Jennifer vesilesiyle izlemeye karar verdiğim bir film oldu. Güzeldi aslında ama beklediğim kadar değil. Uzay konulu bilim kurgulardan beklentim hep en iyisi olmalı yönünde olduğu için film bana göre öyle aman aman güzel değildi. Sadece "Bunu ben de yapar mıydım?" diye düşündürmesi çok hoşuma gitti. 



- Arrival / 2016

Ne desem bilmiyorum. Filmle ilgili en çok sevdiğim şey tabii ki plot twist olayıydı. Tahmin edememiştim sonda ortaya çıkan şeyi ve sıkıntıyla izlediğim film bir tık daha iyi oldu gözümde o şaşırtmacayla. Yoksa filmin genelini ne zaman bitecek diye izledim açıkçası.




- The Man Who Knows Infinity / 2015

Filmi izlerken ana karaktere o kadar büyük bir sempati besledim ki.. Belki de Dev Patel etkeni yüzündendi dedim ama yok. Karakter öylesine naifti ki kendime çok yakın hissettim ve cidden film bitince üzüldüğümü itiraf etmeliyim. Ön yargılarla ilgili bir hikayeydi ve sizi hem üzüyor hem de sinirlendiriyordu. Bir insanın milliyetinin önemli fikirlerini gölgelemesi ne kadar acı bir şey. Kendisini başkalarına anlatamaması, dinletememesi... Ders çıkarılması gereken bir öyküydü. 



- Ekşi Elmalar / 2016

Doğrusunu söylemek gerekirse ilk izlediğimde film üzerimde beklediğim etkiyi bırakamadı. Oldukça tutuk ve öylesine çekilmiş gibi gelmişti ve hayal kırıklığına uğramıştım. Türkiye'ye döndüğümde bir kez de ailemle izlediğimde ise çok farklı bir bakış açısıyla izlemiş olmalıyım ki filmi çok beğendim. Sanırım bunun nedeni biz ailece film izlerken filmi hep beraber inceliyoruz, bazı kısımları hakkında tartıştığımız dahi oluyor. Böyle olunca film benim için daha anlamlı hale geldi. Hem eğlenceli hem de hüzünlüydü. Ayrıca var olan, inkar edilemez gerçekleri de yansıtıyordu. 




Bu sırada blogumu da çok özledim. Gerçekten yazmayı özlediğimi dönünce fark ettim. Bir sürü şey yazmak istiyorum fakat aynı zamanda gelir gelmez derslerim başladığından aniden bir yoğunluğa düşmüş gibi de oldum. 

Şimdilik bu kadar, kitap yorumlamaya kısa sürede devam edeceğim umuyorum.

Sağlıcakla kalın!

10 yorum:

  1. Bana göre her iki alanda da yeterli verimliliği sağlamışsın tebrikler :) Pegasus Mucize'nin kitabının reklamını o kadar çok yaptı ki hala içimde okuma isteği oluşturmadı. Duman ve Kemiğin Kızı çoğu kişiyi hayal kırıklığına uğratmış diye duydum.

    Bu arada seni mimledim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abartılan kitap tanıtımları amaçlarının tersi etki ediyor demek :D İtici hale getiriyorlar ne bileyim.. Ama kitap güzeldi gerçekten. Duman ve Kemiğin Kızı'nı yabancı bloglar çok övüyordu anlamadım neden :D Fakat seri devamından umutluyum. Mim için tekrardan çok teşekkür ederim ^.^

      Sil
  2. Bayan peregrine i okuyup okumamak konusunda ben de oldukça kararsızım. Akıcılık önemli ama i karakterler ve kurgu da önemli. Bu konuda yorumunuzangöre eksikler var gibi görünüyor kitapta. Arrival ı birkaç yerde daha gördüm cidden kaliteli bir kapağı ve güçlü bir IMDB si var. İzlemem gerektiğini düşündürüyor. Güzel bir okuma izleme macerası olmuş. Ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle okumalısınız, hatta okumalısınız bile diyemem Bayan Peregrine için. Okumasanız da olur diyebileceğim bir kitap. Arrival dediğim gibi pek bana hitap etmedi :D Sadece plot twist sağlamdı, onun için bile izlenir aslında. Teşekkürler :')

      Sil
  3. tebrikler 7 az değil yine de.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, elimden geleni yaptım :D Teşekkür ederim :')

      Sil
  4. Özlettin kendini ve güzel yorumlarını. Yine de oldukça verimli bir ay olmuş senin için. Benim normal zamanlarımda bile bu kadar dolu geçmiyor ayım -,- Ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de blogumu, yazmayı özledim vallahi... Evet, dopdolu bir ay oldu ve çabuk geçti :/ Teşekkür ederiiim ^.^

      Sil
  5. Hoş geldin Gözde. Seni ve yazılarını özlemiştim, iyi ki geldin. Henüz Almanya gezini okumadım, umarım güzel geçmiştir.

    Hep son zamanlarda çıkan filmleri izlemişsin. Evimizde internet olmadığı için ben son filmleri izleyemiyorum maalesef. Yazın acısını çıkarırım diye umuyorum.

    Tatilde ben de hiç okuyamadığım için 7 kitabı çok iyi buldum. Tebrikler. :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de burayı, sizleri çok özledim.. Ancak uzaklaşınca hayatımda kapladığı yeri anladım blogun.. :') Ben de kitap konusunda yazı bekler oldum, hele şu sıralar hiç okuyamıyorum.. 7 kitap beni de üzmedi evet :D Teşekkür ederimm ^.^

      Sil